Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sıyırtan astronom

<B>VALLAHİ</B>,<B> </B>verilmiş sadakamız varmış...Ucuz atlattık. Resmen sıyırttık.

Neyi mi kastediyorum?

Canım şu ‘2001YB5’ var ya, işte onu!

*

BUNU da mı anlamadınız? Doğrusu, el insaf! Pes!

Nasıl olur da pazartesi günü TSA 09.37'de dünyamızın 830 bin kilometre ötesinden ve saatte 110 bin fersah hızla geçiveren göktaşını bilemessiniz?

Ekseni şöyle mikromilimetrik olarak bizim tarafa doğru kayıvermiş olsaydı, o zaman sorardım ben size...‘2001YB5’i bir daha asla unutmazdınız.

Yok yok, çevresi topu topu üç yüz metreyle sınırlıydı diye küçümsemeyin!

Kabul, bilmem kaç milyon sene önce Meksika'ya düşen ve yarattığı enerji ve kaldırdığı tozla, başta dinozorlar, küredeki hayatın büyük bölümünü binlerce yıl ortadan kaldıran o 10 kilometrelik devasa meteor kadar büyük değildi...

Değildi ama, maazallah gemi azıya almış ‘2001YB5’ kazaen bize toslamış olsaydı, yüz - yüz elli km karelik saha içinde ne canlı, ne cansız kalacaktı.

Her neyse, şükür ucuz atlattık ve ‘2001YB5’in cehenneme kadar yolu var!

*

‘MEKTEB-İ Bahriye-i Şahane-i Osmaniye’de kozmografya müderrisi Cibalili Tahsin Bin Lütfi, namı diğer ‘Piç Tahsin Bey’in küçük torunu olduğumdan mıdır; yoksa insanoğlunun bilinçaltı refleksle, emeklemeye başladığı andan itibaren metafizik sonsuzluk arayışını semayla bütünleştirmesinden midir, kesin cevap veremeyeceğim, kendimi bildim bileli gökyüzü beni muazzam biçimde cezbetti.

Üstelik, Saint-Exupery'nin Küçük Prens'i yaşattığı ‘B612’ astroidini bir Türk gökbilimcinin keşfetmiş olması bana atababamı hatırlattığından; daha üstelik, onun oğlu ve benim büyükbabam emekli bahriye miralayı Lütfü Bey yaz geceleri Sultantepe'deki evin damına pederinden miras teleskopu kurarak son iki ‘seyyare’de İngiliz çapanoğlusu olduğunu iddia ettiğinden; ve daha daha üstelik, benim babam da bilumum kozmografya kitaplarını istiflediğinden, ilk çocukluğumda ya Kandilli rasathanesinde astronom; ya da, o vakit ‘Sputnik’ henüz daha uzayda ‘bip bip’ yapmamış olsa bile, ‘feza adamı’ olmak isterdim.

Yine kitapların, bilhassa çizgi romanların etkisini de unutmamak gerekiyor.

*

ASTRONOM olmak arzumda, Herge'nin en mükemmel ‘Tenten’ albümleri arasında saydığım ve kare kare bildiğim ‘Esrarengiz Yıldız’ macerası baş sıraya oturur.

Fakat heyhat, Büyük Usta'nın model olarak kullandığı Brüksel Kraliyet Rasathanesi'ni sonradan bizzat kendim de gezdim ama, ne desenlerdeki o gizemli atmosferi; ne de, meteor dünyaya çarptığında yeni bir maden keşfettiği için sevinçten takla atan ‘Profesör Hipolit’in ruhunu bulabildim.

Buna karşılık, uzay adamlığı sevdamda ‘Tenten Ay Yolcusu’ ve ‘Tenten Ay’da' albümlerinin o kadar etkili olduğunu sanmıyorum.

Burada esas uyarıcı, gazete müvezzinin her çarşamba kapı altından attığı ‘Çocuk Haftası’ dergisindeki ‘Yıldırım Kaptan’dı. Ayrıntıları biraz unuttum.

Ancak, herhalde Amerikalı yaratıcıların fırçasından çıkmıştı ve heceleyerek okuduğum bu ilk bilim kurgu çizgi romanı dünyayla Merih, Uranüs'le Neptün arasında falan geçerdi. Çat kapı oradasın, çat kapı buradasın...

Ve ardından, müthiş şey, aynı müvezziin aynı kapı altından attığı gazetede bir sabah köpek ‘Layka’nın fotoğrafını ve ‘Fezada canlı’ manşetini gördüm.

Buna alıştım alışıyorum, gazete bu defa Yuri Gagarin'in fotoğrafı ve ‘Fezada İnsan’ başlığıyla kapının altından itildi ki, düştüm bayıldım.

Reçelli ekmeği kahvaltıda hiç mırın kırın etmeden yedikten sonra gayet kararlı bir sesle ebeveynlerime, ‘büyüyünce ben feza adamı olacağım’ dedim.

Af buyurun, nah oldum!

*

OLSUN, n'apim olamadım! Şikayetçi de değilim...Kişi haddini bilmeli!

Duble viski götürmeden uçağa adım atmayan ödlek kim, kıçında bilmem kaç milyon beygirlik füzeyle uzay seferine çıkacak babayiğit kim...

Tamam astronot olamadım ya, ama işte astronom da olamadım.

Ne rasathane teleskopu önüne oturup yıldız izliyorum; ne de bilgisayara en ağır programları yükleyip, şu meteorit şu rotada şu kadar hızla gittiğine ve çapı da şu kadar olduğuna göre, dünyaya tosladığı takdirde bu kadar sahada bu kadar enerji üretir ve bu kadar canlı hapı yutar diye hesaplar yapıyorum.

Yalnız vülgarizasyon yayınlarını izliyorum ve de bir tek hesap yapıyorum:

Ne me lazım, atababa keşfi ‘B612’ veya pazartesi sıyırtan ‘2001YB5’, boş yer mi yok, cehenneme kadar yolları var ve aman bizden uzak dursunlar da ben şu astronomluk ve astronotluk hayallerimi mümkün mertebe sürdürebileyim...
X