Sınır ötesi resmen başladı

12 şehit haberi geldikten sonra. Ankara’ya düşen soru şu:

- Sınır ötesi harekát ne zaman olur?

Dün bu konuyu bir komutanla konuştum...

Açık sözü şu oldu:

- Sınır ötesine geçmek artık bir detaydır. Bu harekát resmen başlamıştır. Çünkü harekát demek yalnızca ateş etmek değildir. Lojistik hazırlıkları, hedef belirlemeler, harekát planlamaları, kuvvet kaydırmalar bütün bunlar harekátın tamamını kapsar. Bu anlamda artık harekát başlamıştır... Bu çatışmalar harekátın ön aşamasıdır.

-
Peki sınır ötesine ne zaman geçilir?..

- Hükümet bir hedef verdikten sonra iki şey kalır. Birincisi harekátın kapsamına yönelik kuvvet kaydırma ve lojistik hazırlık. İki meteorolojik durum...

-
Peki bu harekát ne kadar sürebilir?

- Zaman olarak önü açıktır. Bir takvime bağlayamazsınız. Bazı kampların tümüyle yok edilmesi gerekebilir. Bu amaçla önceden hava harekátı olabilir. Ardından bir kara herakátı olmazsa kesin sonuç alamazsınız. Kara harekátı da sonuç alınması açısından çok kapsamlı olacaktır. Tabii tahrikle harekát zamanlaması belirlenemez. Vuruşun zamanını biz kontrol ederiz.

Bu sözler önümüzdeki kısa dönemde yaşanacak olayların ipuçlarını veriyor.

Komutan önemli bir detay daha veriyor:

- Olay artık sınırın ötesi ve burası diye adlandırılamaz. Türkiye kendi güneyi ve Irak’ın kuzeyinde büyük bir savaşın içine girmiştir. Sınırın önemi artık yoktur. Savaş bölgesi Türkiye’nin güneyini ve Irak’ın kuzeyini kapsamaktadır. Haritalar artık buna göre açılmıştır...

Evet, gelinen nokta bu...

15 günde 30 şehit vermiş bir ülke olarak savaşın ortasındayız.

Bugüne kadar 16 bine yakın şehit ve gazi verdik. Bu 5 tugay eder...

Bu yüzden cenaze törenlerinde başsağlığı dilemenin çok ötesine geçilmiştir.

Evet bu basit bir terör olayı değildir. Bu bir savaştır.

Ve devlet de kararlılığını cenaze törenlerinde değil, savaş alanında gösterir...

Acı

İŞTE yine o acı...

12 vatan evladı. Karanlığı delip geçen o izli mermi sesleri. Toz duman. Bağırışmalar. Yere düşen benim yiğit evladım...

Son nefes vatan için..

Zaman varsa akla sevgili gelir... Sonra... Sonrası kalbimize düşen gözyaşı ateşi...

Sonrası vatan...

İçimiz acıyor.

Bu teröristleri kim eğitiyor?

ANKARA ’da ağır, kasvetli bir hava var...

Şehrin gri yüzüne kirli bulutlar çökmüş. Tam bir sessizlik...

Sanki ölümün karanlık eli şehrin üzerine bir susturucu gibi yerleşmiş.

Yıllardır minarelerinden gözyaşı dökülen ve şehitlerin son durağı haline gelen Kocatepe Camii içine kapanmış bir buz denizi gibi dalgalanıyor...

Evet Ankara’da hava ağır.

Ve işte böyle bir atmosferde şimdi adını veremeyeceğim önemli bir isimle konuşuyorum:

Soru şu:

- Bu teröristler nasıl bu kadar ağır kayıp verdirebiliyorlar. Pusu kurup kayboluyorlar. 15 günde 30 şehit!

Sevgili okurlar;

Şimdi size aktaracaklarıma dikkat edin. Çünkü önümüzdeki dönemde neler olacağını görebilmemiz açısından çok önemli...

Şöyle diyor:

- Bütün bu eylem taktikleri bize şunu gösteriyor. Bu kişiler öyle dün eline silahı alıp dün dağa çıkmış teröristler değildir. Yani birkaç günlük öfkeyle eline silah almış dağdaki genç değildir bu terörist. Bu kadar basit değildir.

- Peki nedir?

- Bunlar düzenli orduya karşı gayri nizami harp taktikleri uygulayan ve gerilla yöntemlerini iyi bilen teröristler. Bunlara gerilla diyemiyoruz. Çünkü siyasi bir kimlik alıyorlar. Uyguladıkları bütün taktikler gerilla taktiğidir. Siste saldırma, köprüde kıstırma, hedef çevirip yok olma. Kamuflaj ve karanlıktan yararlanma... Dağda yaşamak kolay değildir. Bunlar özel eğitim almışlar. Belki de içlerinde başka uluslara ait özel unsurlar var.

-
Peki bunları nasıl öğrenebiliyorlar?

- İşte can alıcı soru da burada. Kuzey Irak’a yapılacak bir harekátın terörü durdurmayacağını söyleyenler var. Ama biliyoruz ki bu teröristler bu gerilla eğitimini orada alıyorlar. Taktikleri orada öğreniyorlar. Bu terörist grupların içinde ABD’nin eğittiği peşmerge unsurlarının olduğu da biliniyor.
Yazarın Tüm Yazıları