Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şimdi ne yapmalı?

Cüneyt ÜLSEVER

TBMM 13 Mart 1999'da yaptığı olağanüstü toplantıda yeniden çalışmaya başlamayı 216 oya karşılık 268 oyla kabul etti. Öte yanda, aynı gün, yeni adı ne olursa olsun, aynı merkezden yönlendirildiğine kimsenin zerre kadar şüphe duymamaması gereken ‘‘terör‘‘içimizden 13 canı daha aldı! Nihayet hepimiz ‘‘Apo'nun ülkeye sağ getirilmesinin’’ uluslararası dengelerde ne anlama geldiğini daha soğukkanlı analiz etmek durumundayız.

‘‘Terörün’’ uluslararası savaşın postmodern versiyonu olduğunu, Türkiye'nin kendi menfaatleri açısından bu savaşta taraf olmak zorunda kaldığını, bizim topraklarımızda, bizim arzu ve denetimimiz dışında çirkin ve kanlı bir çekişme yaşandığını artık görmek durumundayız! Zira gözümüze sokuyorlar.

***

Şu ana dek, ülkemizde, uluslararası satranç oyununun bilincinde olduğunu gösteren ve ona göre taşlarını dizmeye çalışan tek kurum Türk Silahlı Kuvvetleri.

Hükümet ise bu parsadan payını kapmak, zaten varlığı ile yokluğu belli olmayan TBMM de yeni Meclis'te sandalyelerini pekiştirmek telaşında.

Ancak, ‘‘sandalyelerini kapamayanların’’ önayak olduğu bir hareket de bizi bugüne getirdi.

Hükümet kanadı pasif bir tavırla Meclis'in açılmaması için direndi ama ‘‘önce Hoca, sonra Türkiye’’ diye haykıran Faziletliler de girişime destek verince, ilk raundu kaybetti.

Hükümetin beceremediğini, küskünler becerdi.

Hal böyle iken hükümet erki ve komisyonlar vasıtası ile Meclis'i hálá denetiminde tutan iktidar kanadına hayati edimler düşmektedir.

Başta Bülent Ecevit olmak üzere Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller şimdi bu mihneti bir nimete çevirmenin fırsatını yakalayabilirler.

Ellerine, kendileri becerememiş olsalar dahi, devlet adamlığı sıfatını kazanabilmek için tarihi bir fırsat geçmiştir.

Hükümet kanadı, ‘‘Nasıl bu beladan kurtuluruz?’’ hesaplarını bir kenara koyabilir ve ‘‘fırsat bu fırsattır’’, deyip bazı tarihi kararlar alabilir.

Bu kararlar da zaten vicdan sahibi kimsenin itiraz edemeyeceği kararlardır;

1) Pişmanlık Yasası zaten şaşkınlığa düşen PKK elemanları üzerinde caydırıcı etkiler yapabilir. Onlara şehir terörü ile kurdurulan organik bağ sekteye uğrayabilir.

2) DGM'lerin sivilleştirilmesi hem gerekli bir demokratik karardır, hem de Apo'nun yargı sürecini daha fazla meşrulaştırır.

3) Organize suçlar kanununda yapılacak değişiklikler güvenlik güçlerinin çalışmalarını kolaylaştırabilir. Güvenlik güçlerinin alınmasını istediği başka kanuni tedbirler varsa, demokratik teamüllerin dışına çıkmadan, bunlar da gündeme gelebilir.

***

Bankalar Kanunu'nda yapılacak tadilatlar ise bu safhada keyfe keder bir çalışmadır. Bu kanun için ülke birkaç ay daha bekleyebilir.

312. madde garabeti ve siyasi yasakların kalkması demokratik bir Meclis'e yakışır bir hareket olmakla beraber şu safhada yukarıdaki zikredilen ortak payda konularında gedikler yaratacağı için pekala seçim sonrasını bekleyebilir.

Zaten yarım yamalak bir demokrasiye razı edilen Türkiye bu konularda bir süre daha sebat etsin.

Başbakan, kendi arzusu hilafına da olsa bir dönemeçtedir. Ya devlet adamı olacak, ya da ileride klasik bir politikacı olarak anılacak.

İktidar kanadı isterse, 18 Nisan'a halel getirmeden, kendi yaralarını sarma dirayetini gösterebilen bir ülke olabiliriz.



X