Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şimdi de NATO’ da Kıbrıs krizi yaşanıyor

BRÜKSEL<br><br>Birkaç aydır medyaya yansıtılmayan, Nato’daki Kıbrıs krizi artık öyle bir noktaya gelmiş olacak ki, yetkililer artık yavaş yavaş konuşmaya başladılar. Son derece teknik bir sorun, ancak yansımaları siyasi gerilimi arttırmış durumda. 3 yıl önce varılan bir anlaşmanın, Türkiye’nin itirazı nedeniyle işletilemediği, Türkiye’nin NATO-AB işbirliğini bloke ettiği vurgulanıyor.

İlk defa iki hafta önce duymuştum.

Ankara’da diplomatik koridorlardaki söylentiler dikkatimi çekmiş, ancak böylesine gerilim yarattığının farkına varmamıştım.

Durumun giderek krize dönüştüğünü, Brüksele gelince anladım. Kimine göre, bir kriz yaşanıyor. Kimilerine göre, hızla yeni bir krize doğru kayılıyor.

Öylesine teknik bir sorun ki, anlatabilmesilmesi de bundan dolayı zor. Anlayabildiğim kadarıyla ve ayrıntılarda kaybolmadan durumu şöyle özetleyebilirim. Hata edersem, şimdiden özür dilerim:

Hatırlayacaksınız, yıllar boyunca Türkiye NATO- AB askeri işbirliğini bloke etmişti. Bunun nedeni de, AB’nin askeri girişimlerinde belirli ölçüde söz sahibi olmak istemesiydi. Türkiye’nin itirazı nedeniyle NATO-AB işbirliği yıllar boyunca ertelenmişti. Sonunda 2002‘de anlaşmaya varıldı.

Bu anlaşmaya göre de, AB’nin NATO olanaklarını kullanarak gerçekleştireceği askeri işbirliği Kıbrıs’ı kapsamayacaktı. 2002’de Kıbrıs AB üyesi olmadığından dolayı, bu uzlaşı NATO ve AB tarafından kabul edilmişti.

Ancak şimdi Kıbrıs AB üyesi oldu. Türkiye ise, 2002 anlaşmasını hatırlatarak “eğer işbirliği çalışmalarına Kıbrıs katılırsa biz bunu vetolarız” anlamına gelen bir tutum aldı. AB’nin yanıtı ise, “Kıbrıs bizim tam üyemiz oldu. Şimdi onlara, Türkiye sizi istemediği için bu çalışmalara katılamazsanız diyemeyiz.” şeklinde.

İlk aylarda bu sorunun altından çıkılabileceği sanılırken, tam aksine çekişmeye dönüştü. AB, Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerine başlamak üzereyken, Gümrük Birliği anlaşmasını ada’nın güneyine de genişletmeyi kabul ettiği bir sırada bu tutumun büyük bir çelişki yarattığını belirterek Ankara’yı tutumunu gözden geçirmeye davet etti.

Ankara ise, 2002 anlaşmasına dayanarak, AB’nin tam üyesi olmasına rağmen Kıbrıs’ı askeri çalışmaların dışında tutmasını istiyor.

Tam bir kısır döngü yaşanıyor.

Avrupa Birliği kaynakları, her konudaki karar mekanizmasına katılan Kıbrıs’a şimdi kalkıp “NATO ile askeri işbirliği çalışmalarına giremezsiniz” diyemeyeceklerini ileri sürüyorlar.

Belki bugün büyük bir kriz durumuna girmemiş olsa dahi, Türkiye tutumunu değiştirmediği taktirde, yakında bir zamanda çok büyük bir krizin içine düşüleceği ileri sürülüyor.

Bu yazıyı hazırladığım sırada konuştuğum resmi yetkililer, NATO doruğunda ve İngiliz Başbakanı ile Erdoğan’ın yapacakları ikili görüşmede bu sorunun ortaya çıkarılmasının ve Türkiye’den tutumunu gözden geçirmesinin isteneceğinin beklendiğini söylüyorlardı.

AB ve NATO çevreleri, Türkiye’nin Annan planı sırasındaki son derece gerçekçi tutumunu bıraktığını ve eskisi gibi sertleşmeye başladığına da özellikle dikkat çekiyorlar.

* * *
BUSH, AB İLE BARIŞABİLECEK Mİ?

Bu doruğun adı :Yeniden barışma.

Irak savaşıyla birlikte bozulan Transatlantik ilişkileri tekrar rayına oturtulmaya çalışılıyor.

Kolay olmayacak.

Başta Fransız Cumhurbaşkanı Chirac olmak üzere, Avrupa Bush’u sevemedi. Parmağı sürekli tetikte, dünya vizyonu son derece sığ bir Başkan olarak görülüyor.

Bush’ta Avrupayı sevmiyor. Ancak yine de birbirlerine muhtaçlar. Özellikle, dengeleri bozulan Atlantik aşırı ilişkilerin biran önce rayına oturtulması gerekiyor.

ABD,Avrupa’nın manevi desteğine muhtaç. AB Bush yönetiminin hayatını nasıl zehir edebileceğini Irak konusunda gösterdi.

Avrupa da, ABD’nin büyük gücüne muhtaç. ABD desteği olmadan bir yerlere varılamayacağını bildikleri için, iki gündür Bush’a şirinlikler yapıyorlar. Başkana istediğini tam olarak vermeseler dahi, eski kavgalı gürültülü diyalog ilk defa medeni bir düzeye indirildi.

Başkan Bush, Avrupalılalardan asker istiyordu, onun yerine, Irak ordu, polisi ve yargıçlarının eğitimi için NATO’dan tam destekle yetinmek zorunda kaldı.

İran ve Filistin konularında henüz görüş ayrılıkçıları tümüyle giderilmiş olmasa dahi, yine de iki taraf arasında belirli bir mesafe alındı.

ABD İLE AVRUPA NEREDE AYRILIYOR?

Bush yönetimi ile Avrupa arasındaki sorunları yakından izlediğiniz zaman, temelde görüş ayrılığı olmadığı açık. Irak’ta istikrar, İran’da nükleer silah üretiminin engellenmesi. Filistin sorununa çözüm vs... gibi konularda aynı hedefleri paylaşıyorlar. Birbirlerinden ayrıldıkları nokta, bu hedefe hangi yöntemle varılacağı konusunda.

Bush sopa kullnmak, Avrupa ise, çeşitli yollardan sopa ve havuç politikalarıyla sonuç almak istiyor.

ABD-AB ilişkileri, belki hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak, ancak bu iki kıtanın birbirlerine sırt dönmesi de söz konusu edilemeyecek. Her iki tarafın birbirine duyduğu ihtiyacın da, kolay kolay bitmeyeceği ortada. Bir yanda tutum değişikliği gösteren Rusya, öte yanda her geçen gün biraz daha devleşen Çin, ABD ile AB’yi önümüzdeki 15-20 yıl boyunca yeterince meşgul edecek. Çekişseler, Başkanlarını benimsemeseler dahi, birbirlerine ne kadar muhtaç olduklarını Brüksel’de çok net şekilde bir defa daha gördüler.

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
X