Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sıcaklar cebinizi yakmasın Klima yerine yalıtımla serinleyin

Küresel iklim değişimi sonucunda yazların şimdiye kadar görülmemiş aşırı sıcaklarla geçmesi klima satışları, elektrik kesintileri kadar sera gazı üretimimizi de artırıyor.

İşte bu aşamada yalıtımın önemini bir kez daha gündeme getirmemizde yarar var. Yapı yalıtımı için yapılan harcama, sağladığı enerji tasarrufu sayesinde en fazla dört yılda kendini amorti ediyor.

Küresel iklim değişimiyle beraber tüketim alışkanlıklarımız da değişiyor. Örneğin, kömür satışları yüzde 70 azaldı. Kar yağmayınca kış lastikleri ve tuz elde kaldı. Kayak merkezleri kar duasına bile çıktı. Eldivenler unutuldu, kazak ve çizme satışları düştü. Fakat nerdeyse zorunlu bir ihtiyaç haline gelen klima satışları patladı. Böylece Türkiye son zamanlardaki talep artışıyla birlikte dünyanın 4’üncü büyük klima pazarı haline geldiği söyleniyor.

Bir yerdeki mesken ve işyerlerinin ısıtma ve soğutmaya yönelik enerji talebi, büyük ölçüde hava koşullarına ve nüfus yoğunluğuna bağlı. Günümüzde küresel ısınmayla şehirler daha sıcak bir hale geldikçe yazın elektrik sistemi klima kullanımından dolayı oluşan yüklenmeleri kaldıramıyor. Yazların şimdiye kadar görülmemiş aşırı sıcaklarla geçmesi klima satışları, elektrik kesintileri kadar sera gazı üretimimizi de artırıyor. İşte bu aşamada yalıtımın önemini bir kez daha gündeme getirmemiz gerekiyor.

Artık ısı yalıtımının sadece kış aylarında verimli şekilde ısınmayı değil; yaz aylarında da çok fazla enerji tüketmeden serinlemeyi sağladığının farkına varmalıyız. Bu nedenle yazın aşırı sıcaklarda sadece klimayla değil daha çok yalıtım yaptırarak serinlemeliyiz. Böylece, konfor ve enerji tasarrufu sağlanması ile birlikte hava kirliliği ve sera gazlarının azaltılmasında da ısı yalıtımının yeri ve önemi çok büyük.

Maalesef Türkiye’de ısı yalıtımı olan binaların oranı oldukça düşük. Oysa tüm konutların standart ve yönetmeliklere uygun olarak yalıtılması durumunda, ülkemizde yılda en az 4 milyar dolar tasarruf yapılacağı, hava kirliliğinin azalacağı ve en önemlisi küresel ısınmanın hızını azaltmaya katkıda bulunulacağı biliniyor.

Üstelik bir kereye mahsus bir yatırım yaparak her sene soğutma için ödenen nakit miktarı yarı yarıya düşüyor. Isı yalıtımının binanın yapım aşamasında getirdiği ek maliyet toplam maliyetin sadece yüzde beşi civarında. Ancak sağlanan tasarrufla bu rakam 2 ila 5 yıl arasında kendi kendini ödüyor ve bundan sonra da kazandırmaya devam ediyor.

ŞEHİRLERİN RÜZGAR KORİDORUNU KAPATMAYIN

Ayrıca klima ihtiyacını minimuma indirmek için şehir planlamasında da daha dikkatli olmamız gerekiyor. Yazın şehirlerde etkin olan rüzgár koridorlarını açık tutmalıyız. Örneğin, caddelerin yönlendirilmesi, oturma odalarının hangi yöne bakacağı, camların büyüklüğü gibi ayrıntılara dikkat etmeliyiz. Eskiden İzmir’de caddeler denize dik yapılırdı. Meltemin içeri girmesi ve yazın şehrin derinlerinde ferahlık sağlanması istenilirdi. Binaların denize paralel yapılması rüzgára Çin Seddi çekmek gibi bir durum oluşturuyor.

PAKİSTANLILAR DAMDAN DÜŞMENİN ÇARESİNİ BULDU

Ülkemizde damdan düşmeler de artıyor. Damdan düşme problemi Pakistan’da da var. Pakistan’da bu yüzden bizdeki kerpiç evlere benzer evlerin üzerine gece rüzgárı toplayıp evin içine almak için rüzgárın yönü açık olan kulübe gibi bir şeyler inşa etmişler. Yani pasif ama doğal soğutma ve havalandırma sistemlerini her yerde düşünmemiz gerekiyor.

Türkiye’de şimdi etkin enerji tasarrufu politikaları uygulanmazsa gelecekte büyük enerji ve çevre sorunları ile karşı karşıya kalacağımız kesin. Artık ülkemizde enerji yoğunluğunu düşürmek ve enerji verimliliğini öne çıkartmak zorundayız. Bu nedenle, gereksinim duyulan, enerji verimliliğini destekleyecek, çevreyi koruyacak iklim koruma temelli politikaların geliştirilmesi gerekiyor. Klimadan vazgeçemiyoruz, o halde yalıtma ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yapalım. Yani, artık yalıtımı bir zorunluluktan da öte büyük bir ihtiyaç olarak görmek zorundayız...
X