Rüya gibi bir şehir: Viyana

Viyana’nın kimliğini tanımlayan pasta evleri ve kulağın pasını temizleyen müziği. Öte yandan kimine göre hüzünlü kimine göre göz boyayan yalancı görselliği. Onu bunu bilmem. Zaten benim gibi göçebe bir ruh, şehri yaşamak için değil günlük havasını solumak için şöyle ruhuyla değip geçmek için değerlendirir. Bazı anlar olur hayatımızda. Bir sevgili, güzel bir dost ya da en iyi arkadaş bilemediniz bir şehir, bir söz fısıldar kulağımıza ve tekrar duymak için; “anlayamadım bir daha söyler misin?” deriz ya…İşte öyle güzel öyle senfoni sesli  bir şehirdir Viyana.

Haberin Devamı

Bana uzak ama bir o kadar mavi bir hayalin peşinde sürüklendim. Aslında ne çok uzak ne çok maviydi bu hayal. Bu Tuna’nın ta kendisi ve bu hayalle Tuna kıyısında buldum kendimi. Tuna öyle derinden, öyle uğultulu ve öylesine kendi dinginliğinde akıyor ki hem ciğerlerime hem de ruhuma dokunuyor. Kimine göre zamanında ajanların at koşuşturduğu kimine göre büyüleyici kimine göre pasta evleriyle çok estetik bir şehir. Kimine göre, kültür ve zihniyetiyle küçük Almanya kimine göre gezilesi saraylarıyla Mozart kokan çikolata şehir.

Rüya gibi bir şehir: Viyana

Kimine göre bu şehirde sizi daima kucaklayabilecek, bam telinize dokunabilecek bir kalabalık varken kimine göre İstanbul’un Kadıköy ve Bakırköy ilçelerinin toplamından öte gidemeyen kendi içinde suskun bir şehir. Benim gözümde ise güzel anılar biriktirdiğim gezerken huzur bulduğum bir şehir Viyana. Her şey yerli yerinde. Mimari öylesine özenle korunmuş ki kendinizi bir film atölyesinin içinde hissedebilirsiniz. Hatta bazen o mimarinin içinde öylesine zamanda yolculuk yaparsınız ki Prenses Sisi güzelliğini bir an size teslim etmiş gibi hissedersiniz.

Rüya gibi bir şehir: Viyana

Prenses Sisi kim mi? Hani hayat duruşuna hayran kaldığınız insanlar olur. İlkelerinden ödün vermeyen, sonuç ne olursa olsun otoriteyi karşısına alan alabilen insanlar vardır. İşte o insanlardan biri Avusturya tarihine damga vuran Kraliçe Sisi. Asıl adı Elisabeth Bavaris olan tarih sayfalarında Sisi olarak bilenin Avrupa’nın en güzel, en asi, en dik başlı ve aynı zamanda halka en yakın kraliçe. Güzelliği ve zarafetiyle büyülerken iç dünyası sürekli huzursuz ve gergin Kraliçe. Dönemin ileri gelenlerinden kimi bu huzursuz ve gerginliği O’nun sağlık sorunlarına bağlarken kimileri O’nun ne kadar yenilikçi düşüncelerle otoriteye kafa tuttuğunu anlatır.

Rüya gibi bir şehir: Viyana

Kendini 15 Yaşında ne olduğunu tam olarak algılayamadığı evlilik kurumu içinde bulan ve bu kurum için “saçma” sözünü yakıştıran, tüm vaktini güzelliği  için harcayan, saray hayatından nefret eden, formunu korumak için günde sadece bir portakal ile yetinen, dizine kadar inen saçlarını yıkamak için günde 3-4 saat harcayan, yaşadığı zamanın dışında, sıra dışı bir kadındır Kraliçe Sisi. Ve bu nedenle derler ki; Viyana Sisi’nin taa kendisi olmaktan öteye gidememiştir.

Haberin Devamı


Viyana Sisi’den öte midir beri midir bilemem ama bildiğim bir şey varsa o da Viyana’nın alameti farikası ulaşımıdır. Şehrin üstünde ve altında öyle bir ulaşım ağı oluşturulmuş ki isteseniz de bu şehirde kaybolmazsınız. Hemen hemen her sokak başı bir metro durağı. Her durakta yürüyen merdivenler, asansör ya da spor yapmak niyetine normal merdivenler. Siz hangisini tercih ederseniz. Bu ulaşım ağı ve ağın rahat hareket ettiren imkanlarından dolayı, Türkiye’de evinden merdiven aşağı inemeyen tekerlekli sandalyeye bağlı engelliler, hamile ya da yaşlı insanlar için Viyana bulunmaz bir nimet.

Rüya gibi bir şehir: Viyana

Her metro hattı ayrı bir renk ile belirtilmiş. Aktarmalar peki, aktarmalar nasıl oluyor dediğinizi duyar gibiyim. O da çok kolay. Çünkü dünyanın her yerinde renkler aynı dilde okunur. Siz kendinize bir rota belirleyin metro renkleri sizi rotanıza ulaştırsın. Sadece renkleri takip edin. Bende, İstanbul’da bulamadığım bu ulaşım nimetinden faydalanarak Viyana şehir merkezinden biraz uzak, taksiyle gitmek için pahalı yürümek için yorucu olan Viyana’nın en güzel simgelerinden biri Wiener Riesenrad (Dev Viyana Çarkı) görmek için yola koyuluyorum.

Rüya gibi bir şehir: Viyana

Dönme dolabın tarihçesi 17. yüzyılın Balkanlar’ına dek uzanıyor. Yazar ve gezgin Peter Mundy, Avrupa ve Asya seyahatlerinde görüyor ve bunlardan “Keyif Tekerleği” diye bahsediyor. İlk ahşap olanı Amerika’da yapılıyor. Conderman Kardeşler ilk metal olanını yapıyorlar ve yine ilk kez patenti alanlar da bu kardeşler oluyor. 21 Haziran 1893 Gale Ferris Jr. tarafından tasarlanan 80.4 metre uzunluğundaki dönme dolap, Dünya Kolomb Fuarı’nda sergilendi. Ve bu olaydan sonra ismi “Ferris Çarkı” olarak anıldı.

Haberin Devamı



İşte Wiener Riesenrad veya Viyana Dev Çarkı, 19. yüzyıldan kalan en eski Ferris çarkı örneğidir. 1897 yılında İmparator Franz Josef I’in altın jübilesi için Viyana, Avusturya’da 1897 yılında inşaa edildi. 64,6 metre uzunluğundaki dönme dolap bugün Prater Parkı’nda bulunuyor. ( kaynak line.do/ ) Siz de benim gibi yürüme aşığı bir gezgin iseniz tepsi gibi dümdüz Viyana tam size göre. Benim yaptığım gibi kah Belvedere kah Schönbrunn Sarayı, kah MUMOK ( Modern Sanatlar Müzesi ) kah Hofburg Sarayı’na yürüyebildiğiniz kadar yürüyün. Ve son jübilenizi Prater Park dönme dolabında Sisi’nin çalkantılı, Viyana’nın sessiz ve huzur veren dingin yaşamına tepeden bir “grüss gott” selamınızı esirgemeyin.

Fotoğraflar: Yüksel GÖK

Yazarın Tüm Yazıları