Kıtalar farklı dağlar kardeş

“Masa Dağı’na teleferikle değil de, koşarak çıkabilsem” hayalim, Vodafone Red ile Dünya Avucunuzda Takımı ile gerçek oldu.

Yonca TOKBAŞ
X

Cape Town insana yaşam sevinci veren bir şehir. Sanki Avrupa’da bir sahil şehrinde, veya Montreal’deyiz; rengarenk, hareketli, gülümseten bir havası var. Dünya’nın yeni 7 harikasından biri seçilen Masa Dağı’nın eteklerindeki Cape Town hem turistik hem de “ben burada yaşarım” dedirtiyor. Hayalim en başta ülkem ve dağları olmak üzere, tüm Dünya’yı koşabilmek. Nereye gidersem gideyim tüm şehri, doğasını koşuyorum. Masa Dağı’nı koşarak çıkmam için, Güney Afrikalı aile dostumuz, güvenlik açısından yanımda bir rehber olmasını salık verdi. Arazide, dağda, patikada koşmak, dalmak gibi. Can yoldaşının olması önemli. Takılıp düşsen, telefon çekmese, kime nasıl haber vereceksin. Ben de, tecrübeli bir ultra maratoncu olarak, araştırınca, rehberlikle koşuyu birleştirmiş Güney Afrikalı bir ultra maratoncu Leo Rust ile buluştum.

Sırtımızda 1,5litre su, yanımda hurma, tuzlu fıstık, başladık koşmaya. Platteklip Gorge denilen rota, dağa en direk en kısa ve en dik ulaştıran patika. Yavaş bir çıkış için öngörülen süre en az 3 saat. 2km nispeten düz patika sonrası koca kayalıkları tırmanmaya başlıyorsunuz. Yol boyu keşke bacaklarım daha uzun olsaydı dedim durdum. Koşmak çoğu yerde imkansız. Hava bu mevsimde 30-35 derece yaz sıcağı, sıfır gölge, yol arkadaşım Leo ile yarışlardan, doğadan, konuşarak yürü koş yaparak ilerledik. Türkiye’de Likya Yolu Ultra Maratonu, İznik Ultra, Runfire Kapadokya koştum. Dünya Patika Koşu Zirvesi olan Ultra Trail du Mont Blanc’da, Mont Blanc dağı’nda koştum. Masa Dağı’nda, Afrika kıtasının bi ucunda koşarken en şaşırdığım şey, koştuğum bu dağların farklı kıtalarda olmalarına rağmen kardeş gibi benzer olmalarıydı.

Kıtalar farklı dağlar kardeş

Topraktan fışkıran koca ağaç kökleri, kayalıklar hep benzer. Kıtaları birbirinden ayıran okyanusların altında bir yerde kesiştiklerini insan koşarken çok daha iyi anlıyor. Bir dağa uzaktan bakmakla içinde olmak bambaşka bir his. Dünya’da bir tek Cape Town’da bu dağın etrafında bulunan, “fynbos” endemik bitki örtüsünü gördüm. Isırgana benzeyen, kaşındırmak yerine su toplatan bir bitki ile tanıştım. Dessie adında tompik, 50cm’lik tosbağa kılıklı bi hayvanla sık sık karşılaştık. Ataları Filmiş, inanamadım. Dağa çıkarken yolda 5-6 yaşında çocuklar görünce, bizim takımı ikna edemediğime üzüldüm.

Masa Dağı’nın tepesine vardığımızda 7,5km’yi 1saat 48 dakika olmuştu. Dağın doğal yapısı Kumtaşı denen bir tortul kaya. Masa Dağı’na Masa dedirten üstündeki o dümdüz patikasında koşarken, sanırsın bulutlarla gök arasında bir kumsaldasın. Bulutlar ve gök sanki bir deniz. Dağa uzaktan baktığımda çıkışı kestirememiştim. Dümdüz bir gövde. Dağın içinde ortasından yukarıya doğru bir yarık var, oradan zigzag yaparak çıkıyorsunuz. Dağın üzerinde de sarı ayak izleri ile işaretlenmiş Maclear’s Peak’e, yani 1086 metredeki Masa Dağı’nın en yüksek noktasına 3-4km lik bir parkur daha var. Toplam 11,5km süren mesafeyi, çekim yapıp güle oynaya 2saat 48 dakikada tamamlamıştık. Arkadaşlarımla buluştuğumda, gökle bulut arasındaki ufka batan güneş vardı. Ne kolay, ne zor. Yapılmaya kesin değen bir yol.

 

Kaynak: Yonca TOKBAŞ

Kralları böyle alalım: Luxor
Çılgın kalabalıktan uzakta: Aswan
8 durakta Kahire
Kahire mi İskenderiye mi?
Mısır mutfağından 8 seçenek
Saklı cennet: Marsa Alam