"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Sevişme hakkımız engellenemez

Az önce o filmi seyrettim. Birileri yollamış bana da. Sezen Aksu’nun çağrısına uyup, ‘İzlemeyeceğim kardeşim’ diyebilirdim. <br><br>Reddedebilirdim.

Bilgisayarımda ‘delete’ tuşuna basabilirdim.

Ama nedense yapmadım.

Ayıplamayın, ben de sizin gibi davrandım. Belki şeytana uydum, belki merak ettim, kim bilir.

Açtım.

*

Porno mu, ne alakası var?

Düpedüz, doğrudan bir tecavüz filmi.

Orada bir kadın öylece yatıyor.

Hani eskiden ‘Aman kızım, dikkat et coca cola’na ilaç katarlar, erkeklere güvenme seni kötü emellerine alet ederler’ gibi bir geyik vardı ya.

O gerçek olmuş.

Kız yarı baygın.

Haplanmış ya da başka bir şey, bilmiyorum artık neyse.

Reaksiyon verme kabiliyeti minimumda.

Kendinde değil.

Ama kendinde olan biri var:

O da yaptığı eylemi ve orada baygın yatan kızı, telefon kamerasıyla görüntüleyen kişi.

Üstelik adi bir polisiye numarayla.

Çok hafif bir şekilde tecavüzcünün yüzü görülüyor ki, olayın arkasındaki gerçek kişi gizli kalabilsin.

O adam, olsa olsa bir tetikçi olabilir.

Ama bu mühim değil.

Bence burada çok can alıcı bir nokta var.

Filmi izleyen-izlemeyen herkes, her şeyden önce şunu merak ediyor: O mu değil mi, Gamze mi değil mi?

Ne fark ederse...

O ben de olabilirim, siz de.

Varsayın ki, prototip bir kadın.

Hepimizi temsil eden bir kadın.

Bence buradaki can alıcı mesele şu:

Bizim ‘Ah, vah’ dememizden, ‘Yazık oldu kıza!’ diye eklememizden ya da ‘Gamze’nin çiğnenen onuru’ diye yazılar döşenmemizden öte bir şey.

Mesele, ideolojik bir saldırı.

Bütün kadınlara, bütün kadınlığa...

*

Hepimizin sevişme hakkına yapılmış iğrenç bir saldırı bu.

Hayatta sevişen tek kadın, o filmde gördüğünüz kadın değil.

İkiyüzlülüğün alemi yok.

Hepimiz sevişiyoruz.

Bu film; böyle bir iğrençliğin, hepimizin ama hepimizin başına gelebileceğinin belgesidir.

Böyle bir filmin yaratacağı ilk sonuç:

İnsanların yıllardır birlikte olduğu partnerlerine bile güvensizlik krizlerine kapılmasıdır. Herkes ve her şeyden kuşku duymasıdır. ‘Farkında olmadan ya görüntülenirsem?’ korkusu yaşamasıdır. İster kadın olsun, ister erkek...

Anlatabiliyorum değil mi?

Bu terörist eylemden en çok zarar görecek demokratik hak, insanların sevişme hakkı olacaktır.

‘Hayattaki en özel hal ve an sevişmek. Artık seviştiğin insan da sana kazık atmaz...’ dediğin bir noktada, durup ‘Yooo atabilir’ oluyorsun, derin düşüncelere dalıyorsun...

Belki de en korkunç olanı bunun olabileceğine ihtimal vermek...

Kimsenin kimseye güvenemediği bir dünyada yaşadığını kabul etmek.

*

Yapılan şeyin, akla mantığa uygun, elle tutulan hiçbir yanı yoktur.

Bir kadının bedeni kullanılarak teşhir edildi.

Tepkilere bakılırsa -tacizci ya da tecavüzcü- artık ne haltsa, amacına da ulaştı.

Hepimiz bu filmden söz ettik.

Susan bir kişi var o da Gamze Özçelik.

Konuşmuyor, konuşmaktan kaçınıyor.

Neden?

Suç mu işledi?

Birilerinin canını mı yaktı?

Ahlaksız olan bir şey mi yaptı?

Hayır.

Peki, neden boynu bükük duruyor?

Lütfen durmasın.

Şimdi başını dik tutmasının zamanıdır.

Bütün kadınlar adına...

Güneşe kavuş Güneş Teyze

Çok az insan Erol ve Güneş Günaydın gibi tencere kapaktı. Palavra değil, onlar birbiri için yaratılmıştı. Bütün ölümler boktandır. Bu daha boktan. Birkaç gün önce kalp yetmezliğinden hayatını kaybeden Güneş Günaydın’a, Allah’tan rahmet diliyorum. Bütün sevenlerine de sabır. En çok da Erol Amca’ya, Fatoş’a, Ayşe’ye ve Günfer’e...

İSABET OLMUŞ

Kimsenin boşanma haberini alınca, ‘İsabet olmuş’ diyeceğim aklıma gelmezdi.

Ne yalan söyleyeyim...

Hülya Avşar’ın ayrılma kararını duyunca dedim.

İkisi adına da sevindim.

Hatta kızlarını da dahil edersek, üçü adına.

*

Kim ne derse desin...

Bir tane Hülya Avşar var.

Ne kadar kızsak da, eleştirsek de, içten içe sevdiğimiz, imrendiğimiz, herkeslerden kıskandığımız, hayatına dair her şeyi bildiğimizi varsaydığımız bir star o.

Belki de gerçekten starlık dönemi kapandı, o bizim son starımız.

Bir insanın bu kadar sene gündemin sürekli en üstlerinde yer alabilmesi sadece güzellikle, ilişkilerle, şımarıklıkla ya da çeşitli numaralarla olacak iş değil.

Eğri oturup doğru konuşalım, farklı bir zekası var Hülya Avşar’ın.

Kendi markasını belki yenilemeyi değil ama öyle ya da böyle yıllardır korumayı becerdi. Bu da büyük bir başarı. Kah film çekti, reklamlarda, dizilerde oynadı, kah televizyon programı yaptı.

Dergi çıkardı, yazılar yazdı, röportajlar yaptı.

İrili ufaklı, iyili kötülü...

Ve siz de kabul eder misiniz bilmem, o bir yontu ustası.

Kendini yontma sanatının uzmanı...

Bütün karambol içinde bir tek falsosu vardı, o da kocasıyla ilişkisinde düştüğü konum.

Başta, kendisini aldatan kocasını affetmesi, bu ülke ikiyüzlülükler ülkesi olduğu için gayet anlayışla karşılandı, aileyi yücelten açıklamaları prim yaptı.

Her şey kızım için numarası tuttu.

Ama...

Bir değil, iki değil, üç değil, dört değil şeklinde devam eden Kaya Çilingiroğlu kaçamakları, imam nikahı boyutlarına sıçrayınca her şeyin tadı kaçıverdi.

Bence iki kadın var.

Biri Zehra’nın annesi ve Kaya’nın eşi olan, diğeri ise o star olan.

Anne ve eş olanın, her şeyi sineye çekmesi bir şekilde star olana zarar vermeye başladı.

O yüzden de bu ayrılma kararı isabet oldu.

Hem şimdi tekrar gündem olacak.

Zor işler bunlar.

Zor hayatlar.

Hepsinin yolu açık olsun.
X