Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: Tüyler ürperten araştırma (2)

Serdar TURGUT

TWA 800 uçağı, içindeki 230 yolcusuyla birlikte 17 Ağustos 1996 Çarşamba akşamı havada infilak etti. Bu uçak JFK Havalimanı'ndan saat 20.19'da havalanmıştı. Elektronik sistemlerinin çökmesi, uçuş başladıktan 12-15 dakika içinde meydana geldi.

2 Eylül 1998 tarihinde Swissair'in 111 sayılı uçağı da JFK'dan tam tamına saat 20.19'da havalandı sevgili okurlar.

Üstelik yine bir çarşamba akşamıydı. Swissair 111, uçuş kontrolörlerinden aldığı talimata göre TWA 800'ün uçuş rotasını takip etmeye başladı.

TWA'nın elektronik ve elektrik sistemlerinde büyük problem, uçuş başladıktan 12 dakika sonra saat 20.31 ile 20.34 arasındaki üç dakikalık sürede başlamıştı.

Swissair 111'in de sistemlerinde büyük çöküş saat 20.31'i biraz geçe başladı. Uçağın yer kontrolörleriyle bağlantısı 20 dakika kadar süreyle tamamen kesildi.

Uzmanlar, bu kadar uzun süre bağlantı kesilebilmesinin büyük bir sistem kazası olmadan mümkün olamayacağını biliyorlar.

Swissair 111 bu süre içinde yükselişini durdurdu ve bulunduğu yükseklikte sabitlenerek uçuşunu sürdürdü.

Swissair 111, yer bağlantısını bir süre sonra kurdu; ancak uçuş başladıktan bir saat sonra, görünürde hiçbir sorun yokken uçakta patlamalar oldu ve uçak gece karanlığında okyanusa çakıldı.

TWA ile Swissair uçaklarında sistem çöküşü, hemen hemen dakikasına kadar aynı saatlerde oldu.

TWA uçağı buna dayanamadı ve anında infilak etti. Swissair ise bir MD-11 uçağıydı, TWA uçağından çok daha yeni teknolojiye sahipti.

Öyle ki uçağın bütün elektrik sistemi aniden çökse bile ana bilgisayar kendisini yeniden çalıştırıp, yeni bir alternatif elektrik sistemini devreye sokuyordu.

Bu nedenle Swissair uçağı bir 40 dakika daha dayandı, uçuşun 12'nci dakikasında aldığı ve bugüne kadar nedeni bilinemeyen ağır darbeye. TWA anında yenik düştü, o yeni teknolojisi nedeniyle 40 dakika can çekiştikten sonra aniden tükendi. Yine yüzlerce insan feci şekilde öldü.

* * *

Her iki uçağın uçuşa başlama saati ve günü aynı. Uçuşta kullanılan yol aynı.

Her ikisi de hava kontrolörleri tarafından Bette hava koridoru diye bilinen uçuş rotasına yönlendirilmişlerdi o akşam.

TWA'nın kalıntılarının o akşam çıkarıldığı Long Island'ın güneyinde ve güneydoğusunda hava rotası W-105 ve W-106 diye adlandırılır.

Hava haritalarında ‘‘W’’ kelimesinin yanında şu açıklama bulunur: ‘‘Warning: National Defense Operations Area, Operations hazardous to the flight of aircraft within this area. Yani, Uyarı: Ulusal Savunma Operasyonları Bölgesi. Bu bölgede uçacak uçaklara ölümcül tehlike yaratabilecek operasyonların yapıldığı alan.’’

Her iki uçak da bu bölgeye çok yakın uçtular o akşam.

Zaten JFK'dan kalkan, THY de dahil birçok uçak aynı rotayı takip etmek zorunda çoğu zaman.

Her iki çarşamba gecesinde de bölgede son derece ileri teknolojiyle donatılmış deniz kuvvetlerinin P3 uçaklarının uçuşu var.

O iki gecede de Amerika Genelkurmayı bölgede ‘‘elektronik savaş provası’’ yapıyor. Manevralara denizden de yine yüksek teknolojiye sahip denizaltıları katılıyor. (USS Connecticut, USS Dallas, USS Billfish o gece Long Island açıklarındaydılar.)

Elektronik savaşta amaçlardan bir tanesi de, düşmanın elektronik ve elektrik gücünü aniden sıfırlamak, yani öldürmek.

O iki gecede de hem Swissair 111, hem de TWA 800'de yaşananlara bakılınca ve bütün bu deliller alt alta konulunca, iki uçağın aynı dış müdahale sonucunda, yani dışarıdan alınan sinyaller nedeniyle düştüğü sonucuna varmak çok zor olmuyor.

Şimdi bu konu tartışmaya açıldı ve elde bulunan deliller de göz önüne alındığında Amerika Genelkurmayı'nın yakında sivil uçuşlara yakın bölgelerde elektronik savaş oyunları konusunda yeni kurallar getirmesi hiç de şaşırtıcı olmayacak.

* * *

Tabii son olarak yine aynı bölgede EgyptAir 990 da düştü.

Bir çarşamba akşamı kalkmamıştı o uçak ve kalkış saati de farklıydı, ancak o uçuşta da diğer uçuşlara benzeyen ortak öğeler var.

Amerikan araştırmacılar son derece oryantalist bir önyargı sergileyerek, Mısır uçağının pilotunun son sözünün ‘‘Allah'ım sana sığınıyorum’’ olmasına dayanıp bu pilotun uçağı bilerek düşürdüğünü, bunun bir intihar uçuşu olduğu ileri sürdüler.

Ancak bunun, öleceğini anlayan bir Müslüman'ın son sözleri olabileceği ortaya çıkınca, bu kez de kaza konusunda fazla teknik ve inandırıcı bir açıklama getirilmedi.

Şimdi araştırmacılar diğer iki kazada yer alan unsurların bu uçuş esnasında da var olduğunu ispat etmek sürecindeler ve bu ispat sürecinde hayli yol alındı.

Bu müthiş araştırmanın sonucunu da, alındığında size aktaracağım.

X