Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: Hálá gülmeye çalışıyorum

Serdar TURGUT

SOKAKTA çatışma çıkmış. Polis arabasına saldırılmış. Cezaevlerinde insanlar ölümün eşiğindeler.

Polis ayaklanmış.

Hükümet, kendi hayaletini oynuyor.

İş dünyası korku içinde.

Namuslu insanlar ülkeden umudunu kesmiş.

Herkeste gelecek korkusu var.

Ve bütün bunlar olurken bizim Mesut Yılmaz, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtüna, Lozan'da 2008 olimpiyatlarını İstanbul'a almak için lobi yapıyorlar.

Hayatta olabilecek en abuk, en komik, en grotesk şey bu, yemin ediyorum.

Gülmek lazım buna, ama olay aynı zamanda o kadar acıklı ki insan çelişkiye düşüyor, güleyim mi ağlayayım mı diye.

İnsanda biraz utanma sıkılma olur. İstanbul'u bu işe aday göstermeden önce insan biraz düşünür, ‘‘Acaba biz bunu hak ediyor muyuz, biz bu işe layık olabilecek bir ülke yarattık mı’’ diye.

Gerçi olimpiyat komitesi de demokratik olmayan ülkelerden pek hoşlanır. Faşist ülke, olimpiyat düzenlenmesi için ideal ortamdır her zaman. ‘‘Kuş uçurulmaz’’ ya o yönetimlerde, olimpiyat süresince sorun da çıkmaz doğal olarak.

Bizimkiler de Türkiye'de normal gidişatın faşizm yönünde olduğunu görüp de mi cesaret ettiler 2008 yılında olimpiyatı İstanbul'da düzenlemeye, bunu da araştırmak lazım.

Eğer durum öyleyse, o zaman bu trajikomik olayın en azından mantıki bir açıklaması da bulunmuş olur.

* * *

Her şey kötü değil, moralinizi bozmayın.

Bu memlekette iyi şeyler de oluyor, inanın bana. Gerçi iyi şeyi aramak için bayağı da gayret etmek gerekiyor ama arayan bulur, biraz çalışırsa.

Ben de iyi haberi dün, gazete haberleri arasına sıkışmış haldeyken buldum.

Haber Fransız Guyanası'ndan geldi. Türksat uydusunun fırlatılmasında üçüncü kez erteleme olmuş.

Bu tek başına iyi bir haber değil gayet tabii. Hatta normal bir ülkede olsak bu acıklı bir haber olarak bile algılanabilirdi.

Bu haberi güzel yapan şey ise, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün Fransız Guyanası'nda bulunması ve Türksat fırlatılıncaya kadar orada beklemeye karar vermiş olması.

Anlayacağınız Enis Öksüz, Türkiye'ye dönemiyor sevgili okurlar.

Fırlatılış süresi biraz daha uzarsa, bu Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınması yolunda küçük de olsa bir fırsatın yakalanması anlamına belki gelebilir.

Hükümet hükümet olsa bu aniden doğan avantajı kullanır ve Öksüz gelmeden önce birkaç kararı da alır diye düşünüyorum ben. (Örneğin, fırsat bu fırsat THY özelleştirilebilir.)

Olayın bir başka yanı daha var.

Enis Öksüz yiğit bir milliyetçi olduğundan Türksat'ın fırlatılmasının üçüncü kez ertelenmesi onu hiç yıldırmamış.

Ve bakan, ‘‘Bu iş olacak. Gecikmeli de olsa olacak’’ diyerek Türk milliyetçilerine yakışır bir şekilde sert tavır almış uyduya karşı.

Ben eminim, bakanın bu çıkışından sonra Türksat, teknik arıza bile olsa, sadece korkudan dördüncü denemede mutlaka uzaydaki yörüngesine oturacaktır.

Bu arada gazete yönetimine de bir notum olacak. Yahu değerli üst yöneticiler, böyle önemli bir haber izlenecekken, beni niye bakanla Fransız Guyanası'na göndermediniz ki?

Düşünsenize, ben ve bakan Fransız Guyanası'ndayız. Türksat ise bir türlü atılamıyor.

Ve ben, sorumlu bir gazeteci olarak haberi yarım bırakıp canım memleketime dönemeyeceğime göre orada bekliyorum da bekliyorum.

Acı çekiyorum, ama yine de meslek aşkına bekliyorum.

Ve sonunda Türksat bir şekilde atılınca da şu haberi geçiyorum İstanbul'a: ‘‘Bugün Türksat nihayet atılabildi ve yörüngeye oturdu.’’

Bu zor görevler olunca neden ben hiç akla gelmem bilemiyorum ki!

* * *

Yazımı son bir gözlemle bitirmek istiyorum.

Bilmem farkında mısınız ama bizim Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, aynen çizgi film karakteri Mr. Magoo'ya benziyor.

Sanki ikizmişler de doğuştan ayrılmışlar gibi benziyorlar birbirlerine yahu!

Bu şaşırtıcı benzerliği bana, 100 Türk büyüğü arasında ilk 20 arasında mutlaka yer alan, alması gereken Hamit Turgut hatırlattı.

Babo seni de öptüm!

X