Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: ‘Gay’ tarih

Serdar TURGUT

Her şey bundan birbuçuk ay önce New York Times Book Review Dergisi'ni okuduğum gün başladı.

O pazar günü gazetenin kitap ekinin kapak konusu Osmanlı İmparatorluğu'ydu.

Jason Goodwin'in ‘‘Lords of the Horizon-A History of The Ottoman Empire' (Ufkun Lordları-Osmanlı İmparatorluğu'nun Tarihi) adlı kitabının ele alındığı makale, kapak konusunu da belirlemişti.

Hayatta büyük hatalar yaptım, bunu biliyorum. Örneğin, Proust'u okumaya başlamak bunlardan bir tanesiydi

Ancak Osmanlı ile ilgili bu kitabı getirtmek belki de bugüne kadar yaptığım ve yapacağım en büyük hata oldu.

Kitabı hemen getirttim ve iki günde okudum.

Muhteşem bir kitap. Yazar aynı zamanda gezgin bir gazeteci olduğu için eldeki materyalden son derece ilginç tespitler çıkarmış.

Ve tabii tahmin edersiniz ki olan oldu. Şimdi, bugün itibariyle o günden bu yana okumuş olduğum kitapların listesini vereceğim. Amacım 700'üncü yılda geçmişi okumak isteyenlere de hafiften yardımcı olmak bu listeyle.

Kendi okuma sırama göre dün itibariyle biten kitaplar şöyle:

1- Lords of the Horizon

2- Osmanlılar-Andrew Wheatcroft.

3- 16-18'inci Yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu-Robert Martran.

4- 700'üncü Yılında Osmanlı-Ali Kırca ile Siyaset Meydanı.

5- Osmanlı İmparatorluğu Tarihi-Cilt 1 ve 2-Robert Martran.

6- İstanbul'dan Sayfalar-İlber Ortaylı.

7 - Şahbaba-Murat Bardakçı.

İşin kötüsü, sıkıntıdan patlayacağımı zannederken her geçen gün iştahım daha da kabardı.

Kitapların ilk altısı son derece öğretici ve keyifli.

Yedinci kitap ise aynı zamanda son derecede önemli.

Osmanlı'yı ve dahası cumhuriyeti anlamak isteyenler mutlaka okumalı Şahbaba'yı.

***

Bütün bu okumalar sürerken ‘‘Bilinmeyen Osmanlı’’ adlı kitap çıktı geldi postadan.

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz ve Doç. Dr. Said Öztürk yazmışlar bu kitabı.

Benim gibi tarihi az bilenler açısından harika bir kitap bu.

Soru cevap şeklinde yazılmış.

Örneğin, ‘‘Dördüncü Murat'ın cinsi sapık olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz’’ türünden sorular ve tabii cevapları da var.

Dolayısıyla bu kitabı bir solukta okumamak imkánsız.

Ben henüz bitiremediğim için bunu listeye sokmadım, ama illa da tavsiye ediyorum.

***

Yani şimdi bakın, ben tarihçi değilim; ancak iyi bir okuyucuyum.

Bu kitapta keyifli yazı konusu olacak malzeme bulunduğunu ben kitabın ancak 180'inci sayfasına gelince fark ettim.

İki bilim adamı tarihi seviyorlar, bu belli. Ciddi araştırma da yapmışlar.

Ancak bazı takıntıları var ve bunlar da benim için yazı malzemesi konusu olacak türden şeyler.

Bunları yazacağım elbet, ama yazacaklarım bu kitaptan öğrenilecek çok şeyler olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor, bunu da unutmayın.

***

‘‘Bilinmeyen Osmanlı’’nın yazarları, anladığım kadarıyla son derece iyi niyetli insanlar.

Onlara göre Osmanlı imparatorlarının hemen hepsi güzel vasıflı, içki içmeyen, biraz genişçe de tanımlansa ailelerine düşkün olan, ‘‘kötü kadınlarla’’ düşüp kalkmayan, içki dışında keyif verici maddeler katiyen kullanmayan ve en önemlisi de katiyen ama katiyen EŞCİNSEL OLMAYAN insanlar.

Bu son vurgulama çok önemli, çünkü yazarların bu eşcinsellik meselesine bir takıntı derecesinde tepkileri var.

Örneğin, kitabın 147'nci sayfasında ‘‘Yavuz Sultan Selim'in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcuttur. Bu doğru mudur’’ diye soruluyor.

Cevap, her zaman olduğu gibi ilginç.

Yazarlar en azından bir resmin bulunduğunu anlattıktan sonra şöyle diyorlar:

‘‘Küpeli resmin Yavuz'a ait olmadığı ortadadır. AİT OLSA BİLE, son zamanların bazı ahlaksız insanlarının, bunu GAY'liğe yorumlamaları, en az bu resmin Yavuz'a isnad edilmesi kadar yanlıştır’’ (Vurgulamalar bana ait).

Anladığım kadarıyla yazarlar, eşcinsellikten bunu kelime olarak telaffuz edemeyecek kadar fazla tiksindiklerinden olacak, bunun yerine İngilizce GAY kavramını kullanmayı tercih ediyorlar.

***

Aynı tavır sayfa 104'te sorulan ‘‘O zaman Osmanlı Devlet teşkilatındaki içoğlan müessesesini kısaca anlatır mısınız’’ sorusuna verdikleri bence muhteşem cevapta da görülüyor.

İçoğlanı kavramının eşcinsel bir yönü bulunmadığını anlatan yazarlar -ki buna daha sonra döneceğim- bakın bölümü nasıl bitiriyorlar, aynen aktarıyorum:

‘‘Bütün bu bilimsel açıklamalara rağmen, hálá İSLAMCI GAY'LER diye haber yapanların durumunu ilimden anlayanlar daha iyi takdir edebileceklerdir. (Bunlar) Osmanlı devlet adamlarını ve hatta şeyhülislam ve kazaskerlerini BİLE gay'likle itham etmektedirler. Osmanlı toplumunda tümüyle bu ahlaksızlık yoktu diyen yoktur. KARŞI ÇIKILAN, BU AHLAKSIZLIKLARIN PADİŞAHLARA VE ALİMLERE DE İSNAD EDİLMESİDİR. Büyük Osmanlı tarihçisi Ali, bu rezillere ayırdığı kısa bahiste, GAY TABİR EDİLEN CİNSİ SAPIKLARIN dinimize göre suçlular olduğunu, haram helal demeden kadınlarla beraber olanların ise NEFİSLERİNE MAĞLUP OLAN REZİLLER GRUBUNU teşkil ettiğini; lezbiyenlerin ve homoseksüellerin de bunlar gibi reziller grubunda yer aldığını, TOPLUMDAKİ GRUPLARI SAYARKEN açıkça beyan eylemektedir.’’

Ara sonuç şöyle: Yazarlara göre 700 yıl boyunce Osmanlı'da tek bir tane bile homoseksüel devlet adamı yoktur, olamaz da. Ayrıca bu tür sapıklıklar sadece halka mahsustur, yöneticiler böyle şeylere tenezzül etmezler. Yarın bu konuları açacağız.



X