Seattle’da ‘Her Yer Gezi’...

Şu tatilde ‘Her Yer Taksim-Her Yer Direniş’ sloganının geçerliliği var mı bilmem ama en azından Türkiyeliler için ‘Seattle’da Her Yer Gezi’ dense abartma sayılmayabilir.

Haberin Devamı

SEATTLE - Benimki uzun Kurban Bayramı tatili kaçışı sayılmaz. Gerçi, İstanbul’u ve Türkiye’yi uzun tatil gerekçesiyle boşaltanlarla aşağı yukarı aynı sıralarda ayrıldım ama yine de tatil kaçışı sayılmaz. Dünyanın adeta öte ucuna, ‘Türkiye ve Ortadoğu’ konuşmak üzere gideceğimi çok önceden biliyordum ama Seattle’da bulunacağım tarihlerin Kurban Bayramı’na denk düşeceğini fark etmemiştim.

Bu Seattle’a ilk gelişim de değil. Tam 13 buçuk yıl önce gelmiştim. O sıralarda ABD başkentinde yaşıyordum. ABD’de iki Washington var. Biri başkent yani bir şehir ve kendi District of Columbia adıyla kendi başına bir eyalet sayıldığı için resmi adı Washington D.C.’dir; bir de eyalet olarak Washington mevcut. Ülkenin en kuzeybatı köşesinde, Kanada’nın en batı eyaleti British Columbia’ya bitişik. Alaska’ya giden yolda son durak sayılır. Seattle, Washington eyaletinin merkezi.

Haberin Devamı

Washington D.C.’den Seattle, Washington’a gitmek, aynı ülke sınırları içinde bile heyecan yaratmıştı bende. Uçarak bile git git bitmeyen bir yolculuk. Önce Minneapolis, Minnesota’ya inmek, sonra oradan havalanıp Seattle’a uçmak gerekiyordu; Atlantik kenarından Pasifik’in kuzeylerinde bir yere ulaşmak için.

Hani ilk temasta içinizin kaynadığı insanlar vardır ya, onlarla sık görüşmeseniz bile ömür boyu dost olur, ne zaman karşılaşsanız kaldığınız yerden devam edersiniz; öyle şehirler de vardır. Seattle benim için öyle bir şehir olmuştu. Böyle olmasının çok da rasyonalize edilmesi gereken sebepleri olmaz. Kendiliğinden olur. Seattle’la öyle oldu.
Onunla ilk beraberliğimizden bu yana yaklaşık 14 yıl daha yaşlanmış olmama rağmen, Seattle’a gitme düşüncesi, fiziki yıpranmaya ek olarak coğrafi uzaklık çok daha artmış olmasına karşın bende yine heyecan yarattı. Ne de olsa Seattle’a gidecektim.

İstanbul’dan Chicago’ya varmak için yarım gün havadasınız; oradan Seattle’a uçmak ise Türkiye’den Avrupa’nın diğer ucuna uçmak kadar neredeyse. Yaklaşık 11 bin 500 kilometre göklerde bulunmak gerekiyor, İstanbul-Seattle arasında.

Mount Rainier’e kavuşmak için de mükemmel bir fırsat diye aklımdan geçirmiştim. Mount Rainier, yaklaşık 4400 metrelik yüksekliği ve galiba her daim bembeyaz örtüsü altında göz kamaştırıcı bir görkemle yükselir Seattle’ın 87 kilometre güney ufkunda. İstanbul’dan bakınca İzmit kadar uzaklıkta, en son 1850’de patlamış olsa da, hâlâ dünyanın en tehlikeli 16 volkanından biri sayılan bembeyaz bir ihtişamın göz ufkunuzda göğe tırmandığını düşünün; öyle bir duyguya kapılıyor insan.

Haberin Devamı

Seattle’a ilk geldiğimde öğrenmiştim; Seattle’da yaşayanlar, şehrin havası güneşli ve açık ise, Mount Rainier’ı kasteder, ‘The mountain is out’ derlermiş. Yani ‘Dağ dışarıda’! Seattle’da güneşli hava pek nadir rastlanan bir imtiyaz. Mount Rainier, görünebiliyor, güzelliğini sergiliyorsa yani ‘dağ dışarıda’ ise, bilin ki, hava çok güzel demektir.

Seattle’a yaklaşık 14 yıl önce geldiğimde çok şanslıydım. Dağ hep dışarıda idi. Mount Rainier kendisini benden hiç esirgememişti. Bu kez de öyle oldu. Önceki sabah uyanır uyanmaz (Türkiye ile saat farkı 10 saat) ‘dağ nerede?’ diye Mount Rainier’ın peşine düştüm. Prof. Reşat Kasaba, ‘Kızıl Meydan’a götürülmemi istedi. Oradan çok iyi görünürmüş. ‘Kızıl Meydan’ yani ‘Red Square’; herhalde dünyanın en güzel üniversite kampuslarından biri olan University of Washington’un alanlarından biri. Moskova’daki aslı ile adaşlıktan başka bir özelliği yok. Zemini kızıl taşlardan ötürü öyle denmiş.

Haberin Devamı

Ve, evet, o olağanüstü baştan çıkarıcılığıyla ‘dağ dışarıda’ idi.

Seattle, benim için ne kadar Mount Rainier görüntüsü ise, dünyanın ve Amerikalıların çok büyük bir bölümü için, dev uçak endüstrisi Boeing’in merkezi, kahve zinciri devi Starbucks’ın çıktığı yer, sanal âlemin kitap satınalma devi Amazon.com’un karargâhı olan şehir ve bilişimin devi Microsoft’un başkenti demek. Bill Gates, burada yaşamaya devam ediyor.

Küreselleşme ve internet çağı sayesinde, insanoğlunun hayatına muazzam katkılar yapan ve dünyada herkesin haşır neşir olduğu Starbucks, Amazon.com ve Microsoft’un, Boeing ile birlikte bir şehirde bulunması, o şehri başlıbaşına ilginç kılar.

Haberin Devamı

Sinema meraklıları için 1993’te Tom Hanks ve Meg Ryan’ın ‘Sleepless in Seattle’ (Seattle’da Uykusuz) adlı filminin mekânıdır. Türkiye’de ‘Sevginin Bağladıkları’ saçma, anlamsız adıyla vizyona girmiş olan şu ‘kült’ film.

Müzikseverler açısından ise Jimmy Hendrix’in doğum yeri. Ray Charles ve Quincy Jones’un şöhret basamaklarını tırmanmaya başladıkları nokta ve daha da en önemlisi bir zamanların efsanevi toplulukları Pearl Jam ve Nirvana’nın parladıkları yer.

Bizim yani Türkiye’nin insanları için de önemli ve anlamı var: Akademik dünyada, Osmanlı ve Türkiye çalışmalarının en gelişmiş bölümlerinden biri, Seattle’da University of Washington’da. Burada 25 yılını doldurarak kurumsallaşan Prof. Reşat Kasaba’yı anmak da şart. Türkçeye ‘Türkiye Modernleşmesi ve Ulusal Kimlik’ adıyla (Sibel Bozdoğan ile birlikte yazdıkları) mükemmel çalışması çevrilmiş olan Prof. Reşat Kasaba, ‘The Ottoman Empire and The World Economy’ (Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Ekonomisi) gibi bir başka çok önemli esere imza attıktan gayrı ‘Cambridge History of Turkey’ adlı üç ciltlik eşsiz tarih çalışmasına da üçüncü cildin editörü olarak imzasını koymuştu.

Haberin Devamı

Seattle’a ilk geldiğimde çiçeği burnunda bir akademisyen olan Selim Kuru da burada kalmış, doçent olmuş ve Osmanlı ve Türkiye edebiyat tarihi üzerinde dünyanın sayılı otoritelerinden biri haline gelmiş. Bu isimler, bu konularda çalışacak, başta Türkiye’dekiler olmak üzere, genç beyinleri, yarının araştırmacıları ve parlak bilim insanlarını Seattle’da oluşturdukları manyetik alanla, dünyanın bu ‘öbür ucuna’ çekiveriyorlar.

Ben de ‘Değişen Türkiye ve Ortadoğu’ ve ‘Suriye’deki gelişmeler’ üzerine konuşmak ve tartışmak için davet edildiğim için buradayım. Yani, Türkiye’yi gündeminin tüm ayrıntılarıyla şu bayram tatili günlerinde buraya taşıdık. Sabah-akşam, yatıp kalkıp Türkiye ve Ortadoğu konuşuyoruz.

Türkiye özel bir ilgi konusu Seattle’da. Özellikle Gezi’den sonra birkaç kat artmış bu ilgi. Her küçük toplantıda, herhangi bir sohbet anında, konu Gezi üzerinden açılıyor, Gezi tartışılarak devam ediyor.

Gezi eylemleri sırasında, Skype bağlantısıyla Gezi katılımcılarıyla Seattle entelijansiyası arasında temas kurulmuş. Zaten buradaki genç akademisyenlerin çoğunun yolu Gezi’den geçmiş.

Şu uzun bayram tatili günlerinde, Türkiye’de ‘Her Yer Taksim-Her Yer Direniş’ sloganının geçerliliği var mı bilmiyorum ama en azından Türkiyeliler için ‘Seattle’da Her Yer Gezi’ dense, abartma sayılmayabilir.

Bir gözlem: Kimilerine tuhaf gelebilir ama, Gezi, ta Seattle’da Türkiye sözcüğüne bir artıdeğer katmış. Türkiye, Gezi’yle birlikte, Gezi’den sonra bu ‘yaratıcılık merkezi’nde –Seattle şehrinin belki de en temel vasfı bu- daha ‘yaratıcı’ ve dolayısıyla daha ‘değerli’ olmuş...

Yazarın Tüm Yazıları