"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Şarkılarla yeni gençliğin ruh hali

Ne kadar "müzik piyasası zorda, albümler satmıyor, artık dibe vuruldu" dense de, bir şekilde yeni albümler çıkmaya devam ediyor.

Ve üstelik bu albümlerle yeni gençliğin (yani 18-25 arası olanların) ruh halini çözümlemek mümkün.

Mesela, Türkçe sözlü r&b albümü çıkaran Doa.

Şu sıralar Ceza’lı düetiyle gündemde olan Doa’nın ilk albümündeki şarkıların sözleri ilginç. Mesela "Ver Gazı" diye bir şarkı var.

Doa şöyle diyor şarkıda: "Oturup seni dinledim/ Dinlerken kafayı yedim/ Uzak dur benden/ Tek bildiğin dedikodu/ Yaklaşma bana, tikisin sen/ Tek hayalin evlenmek olmuş/ Hayat felsefen erkeklerle dolmuş/ Ver gazı senden iyisi yok/ Hoş tarzın ama hedefin yok".

Doa tiki kadınlara saydırmış bir güzel (sözleri kendisi yazmış). Ama kartoneti açıp dev posteri ortaya çıkınca Doa’nın da tikilerden pek farkı olmadığını görüyorsunuz (sarı saç, iri küpe, hemen hemen aynı kokoşluk). Çelişki var yani.

Tamam, belki eleştirdiği kadınlar gibi değildir iç dünyası.

Ama görüntüsü direkt tiki.

Neyse. Sözlerde dikkatimi çeken bir başka şey, hemen her şarkıda bir "dert" lafının geçmesi (Misal: "Yılların eskittiği bu bedende nedense hep dert var").

Hakikaten hep dert, hep dert demiş ama bu derdi ya da dertleri bir türlü açmamış Doa.

Ekonomik dert mi, aşk derdi mi ya da daha global dertler mi bahsedilen, belli değil.

Gerçi "Sahte" şarkısında geçen şu dizeden "esas dert" anlaşılıyor:

"İşte yanımdaki yeni sevgilim/ Beni aldattığın kızın arkadaşı olabilir mi?"

"İLK KIZA YAVŞA!"


Karşısındaki adamla Demet Akalınvari dalga geçmiş Doa.

"Madem öyle işte böyle" tarzı bir intikamcılık yani.

Buyrun benzer bir örnek daha: "Sen iyisi git, bi yüzünü yıka/ Gitmişken gördüğün ilk kıza yavşa".

Gerçi bir yandan "insafsız, vicdansız, lanet olsun, yazıklar olsun" derken Doa gayet arabesk bir şekilde, itiraf etmeyi de unutmuyor serdeki dobralıktan dolayı.

Ve şöyle diyor "Son Şarkı"da: "Köpek gibi özledim".

Özetle, Doa ve onun temsil ettiği yeni genç kızlar, tiki olmaktan ne kadar hoşlanmasalar da, aslında onlar gibiler.

Erkeklere "hadi yürü git" demeyi seviyor ve erkeklerin her kızla kendilerini aldattıklarını düşünüp garip intikamlar alıyorlar.

"BAR ÇIKIŞI GİTTİĞİN O EVDE!"

Ve gelelim grup Seksendört’ün son albümü "K.G.B"ye... Tıpkı Emre Aydın’ın yaptığı gibi, Seksendört de ağlak bir rock yapıyor.

"Ölürüm Hasretinle" böyle, bir şarkıydı. Bu albümle devamı gelmiş.

Genel halet-i ruhiye şu: Kadınlara müthiş bir güvensizlik var. "Yalan mı, dolan mı, dönek mi yoksa kadın mı?" deniyor bir şarkıda ya da bir diğerinde "Rol yapma farksızsın, yalnızsın", "Yalansın sen de diğerleri gibi ağır bir yalan".

Öyle ki, erkeğin dünyası hayli içli resmedilirken (Ben oyuncak değilim, ben kırılgan biriyim), kadınınki gayet "hafif" bulunuyor her seferinde (Kimin için bu hale düştüm, senin için/ Neleri verdin ona kimbilir bir hiç için/ Git bul başka birilerini/ Atıl kollarına eskisi gibi/ Güldüğüme bakma/ Nefret ediyorum senden hálá).

Bu keskin ayrım "Gecelik Aşk" şarkısında doruğa çıkıyor:

"Bar çıkışı gittiğin o evden geri döndüğünde/ Kaybettiklerin geri gelir mi sana söyle/ İlerde seni sevecek birini bulduğunda o geceyi hatırlayıp hiç mi üzülmeyeceksin?"

En sonunda erkek acındırıyor kendini kadına: "Seni sevebilecek tek aptal ben miyim?"

Hepsi de 80 küsur doğumlu 84’çülerin şarkı sözlerinden, 25’lerini süren erkeklerin ikili ilişkilerdeki ruh halini anlamak mümkün.

Ve o hal belli: Fena halde mutsuzlar.

Bu mutsuzlukla doğru orantılı olarak politik görüşleri de ortalama Türk düzeyinde ve sert:

"Maçı kazandılar birini vurdular/ Bu toprak bizim paraya sattılar/ Sesini kestiler çuvalı taktılar /Bu toprak bizim gavura sattılar".

Kısacası, Doa kadınları alaycı, intikamcı, duygusal olduklarını belli etmiyor.

Seksendört erkekleri ise göründüğünden daha hassas, kadınları vicdansız/sadakatsiz buluyor ve onları "yalan" olmakla suçluyorlar.

Vaziyet budur yani.

Ruhun gezmeleri bitmez

Bugün söz-müzikten gidiyoruz, öyle de bitirelim bari (Erhan Konuk’un bir zamanlarki "Pop Saati" gibi oldu, bu ne ya).

Serhan Sokulgan epeydir barlarda/gece kulüplerinde şarkı söylüyor, bir yandan da kendi albümünü hazırlıyordu.

En sonunda ilk albümünü, daha doğrusu maxi-single’ını Rec by Saatchi’den piyasaya çıkardı.

Albümün ilk hiti "Kaderim", Sezen Aksu’nun "Adı bende Saklı" albümünden saklı kalmış bir hit. Şimdi yeniden gözden geçirilmiş, düzenlenmiş hali ve Serhan’ın sesiyle her yerde çalıyor. Üstelik Gülşen düetli versiyonu da var albümde. Her ikisi de iyi.

Ama bu albümden asıl patlayacak eğlenceli/yazlık şarkı, "Bitti Ruhumun Gezmeleri". Serdar Ortaç/Demet Akalın şarkıları arasında bir yerde, gece insanlarına yönelik, temiz bir "eller havaya dostlar buraya" popu BRG.
X