Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şam’a gidin, ancak İncirlik kararını alın...

ATLANTA<br><br>Bu hafta Amerika’da olacağım. Ünlü Emory Üniversitesine davetliyim. Bir dizi konuşma yapacağım. Aynı zamanda Amerikalıları da dinleyeceğim.Başka bir deyişle, bu hafta sizlerle Amerika izlenimlerimi paylaşacağım. Amerika dosyasını açacağım. Ancak şimdiden söyleyebilirim, durum hiçte parlak görünmüyor.

Geçen hafta sonu İstanbul’dan ayrıldım. Önce New York’a gittim ve oradaki havayı kokladım. Şimdi de Atlanta’dayım. Amerikanın en prestijli Üniversitelerinden biri sayılan Emory’e davetliyim. Dört gün süreyle konferanslarım var. Öğretim üyeleri ve öğrencilerin katılacakları bu konferanslarda bol bol Türkiye konuşulacak. Tabii bu fırsattan istifade, Atlanta’daki CNN merkezinde de dostları bulacağım.

Sadece ben konuşmayacağım. Amacım, bu olanaktan yararlanıp, Amerikalıların nabzını tutmak.

Zira, Türk- Amerikan ilişkileri yine zorlanıyor.

Durum hiç parlak değil. Üstelik, artık “yanlış anlamalar“ dönemi de kapandı. Washington’dan yeni dönen Milliyet yazarı Sami Kohen’de açıkça yazdı, Türkiye artık “güvenilen sadık müttefik“ değil. Kohen, bu ilişkileri en iyi gözleyen, en iyi nabız tutan kişidir. Üstelik abartmaz ve gelişmelere de olumlu açıdan bakar. Eğer o da söylüyorsa, kaygılanmamız gerekir.

İlişkilerdeki rahatsızlık tek yanlı değil. Ankara’nın olduğu kadar Washington’un da günahı var. Önce Türkiye’ye bakalım...

Washington ile sürtüşmek, söylenenleri yapmamak belki iç kamuoyunda prim yaratır. Hatta bazı çevrelerde sempati de arttırır. Ancak bu yaklaşım, gereksiz şekilde uzatılır ve gereken önlemler alınmazsa, bir süre sonra önümüze faturalar sürülmeye başlar. O zaman da hemen toparlayamazsınız. Faturaları ödemekten başka yolunuz kalmaz.

Bir bakarsınız, IMF ile ilişkiler geriliverir. Eski esnek yaklaşımlar kaybolur. Bunu gören Uluslararası bankalar, Türkiye’ye kredilerini daha pahalı açmaya meylederler.

Bir bakarsınız, Ermeni tasarısı Kongreye geldiğinde Beyaz Saray, beklenen direnmeyi göstermez. Soykırım iddialarının Kongreden geçmesi demek, Türkiye’nin mücadele gücünü neredeyse tümüyle eritir.
Bir bakarsınız, Orta Doğu’daki gelişmelerin dışında kalıvermişsiniz. Hiçbir yere davet edilmeyen, görüşü alınmayan ülke konumuna düşülmüş.

Türkiye, ABD’nin her dediğini yapmak zorunda değildir. “Teslimiyet veya başkaldırı“ tartışması yapmıyoruz.

Ortadaki sorun, Ankara’nın Washington açısından son derece önemli bazı konularda gereken duyarlığı göstermemesi veya özellikle göstermek istememesi. Talihsiz açıklamalar, gereksiz konuşmalar ve garip tutumlar, Bush yönetimini ve Amerikan Dışişleri Bakanlığını açıkça sertleştiriyor.

Ankara’daki Büyükelçileri Edelman boş yere “ Cumhurbaşkanının Şam gezisini iptal etmesinin iyi olacağı anlamına gelen“ sözler etmez. Ülkede, özellikle siyasi kadrolardan kaynaklanan Amerikan aleyhtarı konuşmalardan rahatsızlığını açıkça ortaya koymaz. Ankara’da Büyükelçilikte brifing alan bazı Amerikalı gazetecilerin son derece sert yazılar yazmaları da boşuna değildir.

Anlatılmaya çalışılan, ilişkilerin hızla gerildiği ve biran önce önlem alınmadığı taktirde, durumun çok daha vahimleşeceğidir.

DURUMU DEĞİŞTİREBİLMEK SON DERECEDE KOLAY...

Eğer niyetimiz varsa, bugünkü kısır döngüden kurtulabilmek ve ilişkileri tekrar rayına oturtabilmekte son derece kolay görünüyor. Biraz itina, biraz daha duyarlı davranma dahi yeterli.

Amerikalılar Türkiye’nin artık saflarını seçmesi gerektiğini söylüyorlar.

İsrail’i devlet terörü yapmakla suçlayan, İran’a arka çıkan, Şam’a Lübnan’dan çekilme konusunda dostça uyarıları dahi çok geç ve adeta gizlice yapan, Irak’ ta Amerikan askerine soykırım damgası vuran bir Türk hükümet söylemi, Washington’u havalara sıçratıyor.

Türkiye’nin sırtını bölge ülkelerine dönmesi istenmiyor. Aksine, iyi ilişkiler sürdürerek etkinliğini göstermesi ve ağırlığını koyması arzulanıyor. Ancak Ankara ne onu, ne de bunu yapabiliyor.

İNCİRLİK İÇİN KİM KARAR VERECEKSE VERSİN...

Örnek olarak sık sık İncirliğin durumu gösteriliyor.

Aylardır, İncirliğin insani gerekçelerle kullanım olanaklarının arttırılması isteniyor. Ankara bir türlü karar veremiyor. Topu hükümet askere atıyor, asker hükümete geri yolluyor. Amerikalılara karşı öylesine bir kuşku var ki, kimseler hareketlenemiyor.

Sonuçta da, sinirler giderek geriliyor.

Ancak biran önce de hareketlenmek gerekiyor.

Şam’a gidilecekse gidilsin. Ancak oradaki tutum iyi ayarlansın. İncirlik konusu askıda bırakılmasın. Arada da AKP’nin en tepesinden en alt kesitine kadar insanlar çenelerini tutmayı öğrenmeleri ve karar versinler..

Kimden ve neden yana tutum alınacağını belirleyip harekete geçmek, yani ince ayar yapmaktan başka çıkar yolumuz yok...

Ancak, baştarafta da dediğim gibi, ilişkilerin bugün geldiği noktada sorunların tümü Ankara’dan kaynaklanmıyor. Bush yönetiminin de önemli günahları var. Buna da yarınki yazımda değineceğim.,

Üstelik, saat durmadan tıklıyor.

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
X