Sağlık


Dr.Gündüz TEZMEN
Haberin Devamı

Homosistein damar sertliği yapıyor

Homosistein, tıp dünyasında özellikle son yıllarda ön plana çıkan bir madde. Bu maddenin damar sertliğindeki etkileri üzerine pek fazla yayın olmadığı için, konuyu daha önce ele aldığımı duyan okurlarımdan yazıyı tekrarlamam için çok sayıda talep geldi. Bu nedenle daha önce yayınlanmış olan bu yazıyı tekrarlıyorum.

Damar sertliği, kalp krizi gibi konulardan bahsedildiğinde, suçlu olarak aklımıza hemen kolesterol gelir. Oysa bu olayda suçlu tek değil, bir suç örgütü, çete olarak hareket ediyorlar. Hafızanızı biraz zorlarsanız bu çete mensuplarının bazılarını size tanıtmış olduğumu hatırlarsınız. Bunların arasında sigara içmek, kontrolsuz şeker ve yüksek tansiyon hastası olmak gibi faktörler de yer alıyordu. Oysa bazı hastalarda bunların hiçbiri olmadığı halde ciddi ölçeklerde damar hasarları görülebiliyordu.

İlk olarak Massachusetts General Hospital uzmanlarından Dr McCully bu alanda çalışmalar yaptı. Ağır damar sertliği ve buna bağlı sorunlardan ölenlerin otopsileri ile başlayan çalışmalarda, bu kişilerin yüzde 74'ünde kandaki kolesterol düzeyleri normal olarak belirlenen 200 miligramın altındaydı. Bu kişilerde başkaca risk faktörlerinin de etken olduğu düşünülerek çalışmalara başlandı. Bu çalışmaların sonucunda, kükürt içeren bir aminoasit olan homosistein'in kandaki düzeylerinin yüksek olmasının damar sertliği riskini artırdığı görüldü. Yapılan çalışmalar kandaki homosistein düzeyinin 10'un altında olduğu hallerde ek bir risk söz konusu değilken 14'ün üzerine çıktığında riskin yüzde 700 daha fazla olduğu görüldü. Homosistein yüksekliğine bir de sigara içimi eklendiğinde riski iki kat daha arttığı yani yüzde 700'lük grupta, 1400'e çıktığı, bunlara yüksek tansiyonun eklenmesiyle riskin yüzde 3500 civarına kadar yükseldiği belirlenmiştir.

Homosistein nasıl etkiler?

Bu kısımdaki bilgiler belki bazı okurlar için gereksiz ayrıntı gibi gözüklebilir ama, işin ayrıntısını bir hekim kadar dikkatle izleyenler olduğu gibi, merkezden uzak, bilimsel yayın olanaklarına kolayca ulaşamayan meslekdaşlarımın da köşemden zaman zaman yararlandığını bildiğim için homosisteinin damar sertliği sürecini nasıl etkilediğini ana hatlarıyla anlatmak istiyorum.

Ağırlığı kalıtım olan çeşitli etkenler, kandaki homosistein düzeyinin yükselmesine neden olur. Yükselmiş homosistein, zararlı kolesterol olarak da bilinen LDL'nin agregatlar haline dönüşmesine yol açar. Bunlar damar çeperlerindeki makrofaj adı verilen hücreler tarafından tutulur. Köpük hücreleri de denilen bu hücreler, damar çeperlerine kolesterolün birikmesine yol açar. Daha sonra bağ dokusu ve kalsiyumun oturmasıyla damar sertliği plakları oluşur. Köpük hücreleri damar çeperine kolesterol biriktirirken bir yandan da damara tekrar salınan homosistein thiolakton, damar çeperlerini tahriş ederek tıkayıcı türde bağ dokusu oluşumuna yol açar. Ayrıca oksijen yakımı sonucu oluşan serbest radikaller de damar sertliği plaklarında ilerleyici hasarları başlatıcı rol oynar.

Tedavi ve korunma

Homosisteinin kandaki normal düzeyi kadınlarda 6-10 mikromo l/L erkeklerde ise bu rakam 8-12 arasında olmalıdır.

Damar sertliği riskinin, kandaki homosistein düzeyinin artışına bağlı olarak süratle arttığını yukarıda da belirmiştim. Bu yöndeki genel kanı, kandaki düzeyin 14'ün üzerine çıkması halinde riskin çok arttığı şeklindedir. Yapılan bir çok araştırma bunu doğrular şekilde sonuç vermiştir. Damar sertliği oluşumunda homosisteinin bu denli etki etmesinin belirlenmesi, önleyici ve tedavi edici yönde yoğun çalışmaların yapılmasına da neden oldu. Bol miktarda sebze, meyva ve salata yenilmesinin korunmada önemli yararı var. Özellikle marul ve ıspanak gibi yeşil yapraklı bitkilerin bol yenilmesinin koruyucu etkisi büyük. Ancak pişirme sırasında bunların içindeki B6, B12 ve folik asit gibi vitaminler düşebiliyor. Bu nedenle salata şeklinde çiğ olarak yenilmesi daha önemli. Bu vitaminleri ilaç olarak da kullanmak mümkün. Özellikle kandaki homosistein düzeyinin çok yüksek olduğu hallerde bunlar tedavi amaçlı olarak da kullanılabilir.

Görüldüğü gibi sebzeler meyveler salatalar gibi bitkisel ürünlerle beslenmek için bir gerekçe daha doğdu. Bilim adamlarının yıllardır söylediği bu beslenme şekline daha titizlikle uymakta yarar var.

FAKS: (0 212) 677 01 39

E-MAİL: gtezmen@hurriyet.com.tr

Yazarın Tüm Yazıları