Sağlık

Gündüz TEZMEN
Haberin Devamı

Okur mektupları

Balıklara ne oluyor?

Balıklar bozuk mu, zehirli mi, yoksa kendi alerjilerini bizlere mi aktarıyorlar?

Yetkililer sürekli açıklama yapıyor. Açıklamaların sayısı arttıkça da insanların kafası karışıyor. Bilmiyorum, balık yedikten sonra hastanelik olan yüzlerce insanın niye hastalandığı yolundaki açıklamalardan bir şey anladınız mı? Doğrusu, ben pek anlayamadım. Çünkü yapılan açıklamalara da bir anlam veremedim. Ya yetkililer olayın gerçek yüzünü açıklamak istemiyorlar ya da olayın nedenini anlayamamış olmayı kendilerine yediremedikleri için adet yerini bulsun diye konuşuyorlar.

Çernobil gibi...

Olay, herkes gibi bende de Çernobil sonrası ülkemizi etkileyen radyasyon olayını hatırlattı. Devrin ilgili bakanı ve cumhurbaşkanı medya mensuplarının önünde çay içerek bir tehlike olmadığını ileri sürdü ve hatta radyasyonlu çayın daha da lezzetli olduğunu ileri sürdü. Batı ülkelerinin radyasyonlu olduğu gerekçesiyle geri yolladığı fındıklar, okullarda beslenme saatlerinde çocuklara dağıtıldı. Bunların tüm gerekçesi, kendilerince çok masum, üreticiyi korumak, halkta panik yaratmamak. Ama tüketiciyi düşünen hiç yok. Şimdilerde genç yaşlarda kanser vakalarıyla karşılaştığımızda aklımıza hep o günler geliyor. Bu tür uygulamalar sıklaştıkça yetkililer inandırıcılığını da kaybediyor. Son hamsi olayında da aklımıza o günler geldi. Önce, balıkların uygun şartlarda saklanmaığı için bozulduğu söylendi. Eğer neden bu olsaydı, bunu yiyen kişilerde deri döküntüleri değil, bulantı, kusma, ishal gibi hepimizin bildiği klasikleşmiş gıda zehirlenmesi belirtileri görülürdü. Başka bir açıklamada da ağır metal zehirlenmesi araştırıldığını ama herhangi bir zehirleyici madde bulunmadığı söylendi. Son açıklamada da sıcakta balıklarda histamin adlı bir madde oluştuğu ve bunun insanlarda alerji benzeri döküntü yaptığı söylendi. Bu yazı yazılıncaya kadar açıklamalar bunlardı. Öncelikle histamin konusunda bir şeyler söylemek istiyorum. Histamin, alerji oluştuğu zaman ortaya çıkan bir maddedir. Yapılan açıklamaya bakılırsa, balıkların bazılarında güneş alerjisi bulunduğu gibi çok ilginç bir teşhis konuluyor. Herhalde veteriner hekimlik açısından tarihi önemi olan bir keşif bu, ben bir yorumda bulunmak istemiyorum.

Kimyasal madde, gerçekten yok mu?

Kimyasal maddeler açısından tahlil yapıldığı ve herhangi zehirleyici bir madde bulunmadığı söylendi. Bu açıklama muhtemelen yalan değil, ama doğru da değil. Bu durum bir hastanın şekerine ve üresine bakıp hiç bir hastalığı olmadığını söylemek gibi bir şey. Siz hangi tahlilleri yaptığınızı ve bunların bulunup bulunmadığını söyleyebilirsiniz. Sanayide kullanılan on binlerce kimyasal madde var. Bunlar arasında insan bünyesinde etki gösterenleri belki binlerce. Siz, 5-6 maddeyi araştırıp, bunları bulamadığınız zaman hiç bir zararlı madde olmadığını söyleyemezsiniz. Bizim bildiğimiz, bu çevrede en azından Aksa ve Tüpraş gibi iki fabrikada, çevre için risk yaratacak kaza olduğu. Buradan çevreye saçılan kimyasalları ve bu kimyasalların doğada parçalanırken ya da çevredeki diğer maddelerle karşılaştığında oluşturduğu bileşikleri araştırdınız mı? Örneğin Aksa'nın çevreye saçtığı siyanoakrilat grubu kimyasalın, parçalanırken siyanürlü ve sadece birkaç miligram alındığında bile öldürücü olabilen maddeler oluşturduğu söyleniyor.

Acaba olaya, on binlerce insanın balık yediği ve sadece birkaç yüz kişide, o da öldürücü olmayan belirtiler çıktığı için tehlikeli olmadığı gibi bir yaklaşımla mı bakılıyor? Böyle bile olsa, etkilenmiş insanlarda uzun dönemde ne gibi sorunlar çıkacağını biliyor musunuz? Neyin zarar verdiği bilinmeden bu insanların sağlık durumu nasıl takip edilecek? Balıkları neyin etkilediğini bilmeden, tehlikenin geçtiği nasıl söylenebilir?

Yetkililere sesleniyorum!

Lütfen dürüst ve ciddi açıklamalar yapın! Eğer bir tehlike varsa insanlar bir süre balık yemezlerse ölmezler. Balıkçılar için de belirli yerlerde avlanmamak herhalde hayatın sonu değil. Herhalde hiçbir balıkçı sadece maddi çıkarı için insan sağlığına zarar verecek bir ürünü, bilerek satmak istemez.

Bir de hukukçulara seslenmek istiyorum, gerçekleri gizleyerek ya da saptırarak bazı insanların sağlıklarının bozulmasına yol açmanın suç olduğunu düşünüyorum. Bu konuda herhangi bir bilgi gelirse köşemde sevinerek yer vereceğim.

Demokrasi, seçimlerde önümüze konan listelerden ya kırk katırı ya da kırk satırı seçmek değildir, ne kadar acı olursa olsun tüm gerçeklerin kamu oyu önünde tartışıldığı, her konuda şeffaflık taşıyan rejimin adıdır, demokrasi.

Yazarın Tüm Yazıları