Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

ROJ TV olayı giderek büyüyor

56 Belediye Başkanının ROJ TV’nin kapanmasına karşı çıkması, bu sorunun çözümünü daha güçleştirdi. ROJ TV’nin kapatılmasını da adeta imkansızlaştırdı.

56 Belediye Başkanının ROJ TV’nin kapatılması girişimlerine karşı çıkması, fazla tartışılmıyor ancak, Ankarayı son derece güç bir duruma soktu.

 

Hükümet ve özellikle de Genelkurmay Başkanlığı, ROJ TV’yi PKK’nın bir organı olarak görüyor. Nedeni de, ROJ TV ekranlarında sürekli şekilde PKK’nın görüşlerinin seslendirilmesi, PKK yanlısı isimlerin konuşturulması.

 

ROJ TV’de bunu saklamıyor. Zaten saklanacak bir durum da yok.

 

İşte bu nedenle Devlet, ROJ TV’nin yayın yaptığı Danimarka’ya baskı yapıyor: “Masum insanları öldüren ve sizler tarafından da terörist olarak kabul edilen PKK’nın sözcüsü konumundaki bu yayına izin vermeyin.” deniyor.

 

ROJ TV’nin kapatılması, Türkiye ile Kürt hareketi arasında bir güç denemesine dönüştü. Ankara bastırıyor, Danimarka tereddüt ediyor.

 

 İştetam bu aşamada bölgenin 56 Belediye Başkanının, Danimarka Başbakanına mektup yazıp, ROJ TV’nin kapatılmasınakarşı çıkmaları tüm dengeleri değiştirdi. Belediye Başkanları,ROJ TV’nin fikir özgürlüğü ve halkın gereksinimlerini karşılamak açısından kapanmamasını isterlerken, açıkça “taraf olduklarını” ortaya koymuşlardır.

 

Bu başvurudan sonra Danimarka’nın ROJ TV’yi kapatması artık imkansızdır. Bölge halkının demokratik temsicileri “TV’mizi kapatmayın” diyecekler ve Danimarka, Türk hükümeti istiyor diye aksi yönde karar verecek. Söz konusu olamaz...

 

İşin bir de siyasi yönü var ki, bence daha da ciddi sonuçlar getirecek.

 

56 Belediye Başkanı, dolaylı biçimde PKK’nın görüşlerini yansıtan bir kanala sahip çıkmıştır. PKK’nın bölge üzerindeki etkinliği, bir defa daha görülmüştür. Bizim için terör örgütü sayılan PKK’nın halkın nezdinde farklı algılandığının mesajı verilmiştir.

 

Şimdi ne yapacağız?

 

Belediye Başkanlarını mahkemeye, oradan da hapisaneye mi yollayacağız?

 

Dikkat edecek olursanız, T.C. Devleti ile Kürt hareketi arasındaki güç denemesi giderek artıyor ve bizi bir yerlere sürüklüyor.

 

Son bir not: 56 Belediye Başkanı, Danimarka Başbakanına mektup yazıp, görüşlerini açıklayabilirler. Ancak bizim onlardan beklentimiz, ayrı bir mektup yazıp ROJ TV’yi uyarmaları olurdu.

 

Belediye Başkanları olsun, Kürt Hareketinde rol alanlar olsun, bir noktada uzlaşıya varmalıyız. Oda, silahın bırakılması, terörün durması... Eğer PKK terörü sürdürecekse, Kürt Hareketinin örgüte de karşı çıkması gerekir...

 

Bu ortak noktalarda hareket ettikleri taktirde, bölge huzura kavuşur. Aksi halde birbirimizi yeriz ve hepimiz huzursuz oluruz.

 

                                             *                    *                    *

 

 RUSYA MI HAKLI, UKRAYNA MI?

 

Rusya, Ukrayna’ya sattığı doğal gaz’ın metreküpünü 50 dolardan 230 dolara çıkarınca, hepimizin içinde bir ürperti oldu: Doğal Gaz ihtiyacımızın yüzde 60’ını Rusya’dan  karşılıyoruz. Yarın Ruslar çıkıp gazımızı keserlerse ne olur?

 

Bakıyorum, bazı köşe yazarlarımız daha da ileri gidiyorlar ve “Kendi kaynaklarımızı kullanmadık, Ruslara bağlandık” diye olaya Milliyetçi bir bakışla yaklaşıyorlar.

 

Herşeyden önce şunları bilmemiz gerekir:

 

-       Rusya, Ukrayna’ya doğal gazını neredeyse sudan ucuza satıyordu. Türkiye’ye 160-190 dolara verirken, Ukrayna’ya neden 50 dolara satsın?

 

-       Ukrayna yıllardır, Rusya’nın Türkiye ve Avrupaya giden borularından gaz çekiyor, borcunu ödemiyor ve sorun yaratıyor. Bir zamanlar yakın müttefik sayıldığı için, Moskova tarafından anlayışla karşılanıyordu. Ancak, artık bu da bitti. Putin, Ukrayna’yı 3 üncü ülke statüsüne koydu ve 3 üncü ülke muamelesi yapıyor.

 

-       Türkiye’nin enerji ihtiyacını ancak doğal gaz-nükleer santral karışımı sağlayabilir. Kömür kullanmak çevreyi mahveder, su-rüzgar gibidiğer enerji üretim yolları da hem çok pahalı, hem de çok yetersiz kalır.

 

Rusya- Ukrayna anlaşmazlığı hoş değil. İnsanın kafasına kötü örnekler getiriyor. Ancak, bu duruma bakıp, kendi enerjimizi kendimiz üretelim, demekte çok yanıltıcıdır.

 

                                             *                    *                    *

 

12 EYLÜL BELGESELİ BENDEN İZİNSİZ SATILIYOR

 

Başından sonuna kadar kafamı, emeğimi ve paramı koyduğum 12 Eylül Belgeseli başkası tarafından kendi eseriymiş gibi piyasaya sürüldü ve satılmaya başlandı.

 

1996-1999 yılları arasındaağırlıkla 32.Gün ekibi ile hazırladığım ve büyük emek verdiğim belgesel, Show TV’de gösterilmiş ve büyük beğeni kazanmıştı.

 

Belgesel,benim tarafımdan yazılan ve imzamı taşıyan, Demirkırat -12 Mart- 12 Eylül ve Özallı Yıllar belgesel dizisinin bir parçasıdır.

 

Şimdi, 12 Eylül’ün belgeselinin teknik işlerinde, üstelik anlaşma yaptığımız şirketi adına çalışanlardan Mustafa Ünlü’ nün, eseri hazırlayan kendisiymiş gibi, belgeseli benden habersiz ve izinsiz kopyalayıp, CD- DVD formatında satışa çıkarttığını öğrendim (!)

 

İşin televizyona zamanında yetiştirilebilmesi için ve çok da önemsemediğimdenadının Jenerikte, “yönetmen” olarak yazılmasına göz yummamdan yararlanarak,yeni bir haksız kazanç sağlama peşinde olan Mustafa Ünlü, bir de CD ve DVD’lerin kapağına“M.Ali Birand’ın sunumuyla” diye yazmıştır. İnanılacak gibi değil... Bu belgeseli satanlara duyurmak istiyorum: İlk defa farklı bir korsan kasetsatıyorlar. Bu duruma da kayıtsız kalmayacağım.
X