Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Polis de bir sorun oldu

Oktay EKŞİ

Din elden gidiyor'culara dönüp dönüp bir kere daha teşekkür etmek geliyor içimizden:

Zihin körlüğü ile malul aydınlarımıza, takıyyesiz hareket ettikleri zaman ne kadar çirkin ve tehlikeli olduklarını göstermekle kalmadılar, çok önemli bir gerçeği daha ortaya çıkardılar.

Polisimizin -eğer biraz daha ihmal edersek- laik Cumhuriyet'in değil, şeriat düzeninin polisi haline gelmek üzere olduğunu gösterdiler.

Aslında bu bilinmeyen bir gerçek değildi. Dahası... Polisimizin bu noktaya bir günde, bir ayda, bir yılda değil, taa şimdi DYP Meclis Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük'ün Emniyet Genel Müdürü sıfatıyla görev yaptığı 1980'li yıllardan beri uygulanan personel politikası sonucu geldiğini bilmek gerek.

Bedük bizim bu kanaatimizi bilir. Her defasında da itiraz eder. Ama polis teşkilatına İmam Hatip Lisesi mezunlarının -sözde objektif sınavlarla ama aslında tercihan- alınmasına başlandığı tarih, onun dönemine rastlar. Ama bu herkesin bildiği sır üzerine nedense hiç kimse gitmez. Örneğin, şu anda emniyet kadrolarındaki personelin yüzde kaçının hangi kökenli olduğuna ilişkin bilgiler hiçbir zaman kamuoyuna açıklanmaz. Nedense, muhalefet milletvekilleri de bu konuyu soruşturmaz.

Neyse ki son olaylar sayesinde CHP Lideri Deniz Baykal, ‘‘polisin yeniden yapılandırılması'' konusuna değindi. ‘‘Görülmüştür ki, hukuka, Cumhuriyet'e karşı meydan okuyan bir sokak kalabalığına karşı güvenlik güçleri kendilerinden beklenen etkin görevi yapma durumunda değildirler. (...) Türkiye, güvenlik güçlerine güvenemez hale gelmeye başlamıştır'' dedi.

Aslında TBMM'nin Susurluk Komisyonu'na Emniyet Genel Müdürü sıfatıyla çağrılan ve orada ifade veren şimdiki Balıkesir Valisi Alaaddin Yüksel'in ‘‘Polisin bugün yeniden yapılandırılmasını gerektiren problemleri var. Bunlar ele alınıp çözüme kavuşturulmazsa, bilelim ki Türkiye daha pek çok Susurluk olayı ile karşılaşır'' şeklindeki sözlerine ve Yüksel'in polis teşkilatını yeniden yapılandırmak amacıyla 1997 yılı başında tüm ilgililere gönderdiği ‘‘Türk Polis Teşkilatının Yeniden Yapılandırılması'' başlıklı rapora kulak verilseydi, ihtimal bugün bunları konuşmayacaktık. Çünkü polis, ‘‘siyasi iktidarın'' değil, ‘‘devletin'' polisi olacaktı.

Bugün Türk polisinin donanımının -özellikle Mehmet Ağar döneminde yapılanlar sayesinde- çok iyi olduğu bilinen gerçek. Ama eğitim eksik.

Nitekim polis okulunda 5.5 ay okuyan gençlere üniforma giydirip beline de bir tabanca takan başka ülke yok dünyada. Kaldı ki sırf donanımla her şey çözülse, Suudi Arabistan ordusundan mükemmeli olmazdı.

Daha açık konuşalım: Susurluk kazası, Ömer Lütfü Topal cinayeti ve Metin Göktepe olaylarında görüldüğü gibi, kendi mensupları sanık olunca bir türlü yakalamayan, son Ankara olayında olduğu gibi, kendi video çekimlerindeki suç sahnelerini silen bir polis örgütüne güvenmeyene kızabilir misiniz?

---------------

Not: Milli Eğitim Bkn. Müsteşar Yardımcısı Necdet Özkaya, bir meslektaşımıza söylediği ‘‘Size neden sopa attıkları belli'' şeklindeki sözün, sadece şaka mahiyetinde ifade edildiğini söyledi. Aktarıyoruz. O.E.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI