Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Peynir gemisi

TRİBÜNLER, bir gol için kıvranırken bakışlarımı adeta Beşiktaş’a yapıştırdım. İlk yarının röntgeni flu görüntülerle doluydu.

Beşiktaş’ın 30. dakikaya kadar rakip kalenin uzağında kalışını hiç yadırgamadım.

O dakikalarda Beşiktaş’ı rakip ceza alanına taşıyacak ayaklar oyuna ısınmakta zorlanıyorlardı.

Tello, henüz havasında değildi. Birkaç pasın dışında oyuna kopuk kopuk katılıyordu.

Nihat’ın, hırsına yüklediği aşırı heyecan bütünlüğünü bozuyordu.

Serdar Özkan ve Holosko kanatları kullanırken, taşıdıkları toplar karambolde kayboluyordu.

Pas hataları ve kaptırılan toplar her an Beşiktaş’ın başına bir iş açabilirdi.

Beşiktaş’ın, hiçbir pozisyon yaratmadığı bu bölümde rakip iki fırsat yakaladı. Savunmanın her iki pozisyona da sağuk kalışı ve rakibe sunduğu rahatlık ürkütücüydü.

İki pozisyonda da Hakan Arıkan devreye girdi. Ve skoru dengede tuttu.

G G G

BEŞİKTAŞ’ın tribünlerin coşkusuna karşılık vermesi biraz zaman aldı.

İlk yarının son 15 dakikasında İsmail Köybaşı’nın sol kulvardan geliştirdiği etkili bir atak...

Nihat Kahveci’nin direkte patlayan bir şutu... Ve Tello’nun verkaçında tribünleri ayağa fırlatan bir pozisyon...

Beşiktaş’ın koca bir ilk yarıda tribünlerin o coşkusuna sunduğu karşılık sadece bu üç cılız heyecandı.

Her geçen dakika Beşiktaş’ta kahramanlığa soyunacak bir ismi bekledim. Oyunda ağırlığını hissettirecek... Dağınık bir orduyu andıran Beşiktaş’ı yalnızlığından kurtaracak bir kahramanı aradım.

Holosko’yu hiç bu denli tepkisiz görmedim. Rakip savunmanın hatasını kollayan... Boş alan yaratmak için adeta yırtınan Holosko, dün gece havası kaçmış bir balon gibiydi.

Fink’i pek göremedim. Ernst’e de ikinci yarıda bir-iki şutla şansını denerken rastladım.

Ve kulübedeki Mert Nobre’nin oyuna girmesi için Mustafa Denizli’den gelecek işareti kollamaya başladım.

Galiba, o sihirli işaret 75. dakikada geldi. O dakikalarda herkes bir golü düşünürken, ben iki hafta sonra oynanacak G.Saray derbisiyle uğraşıyordum.

Milli maçlar için verilecek aranın Beşiktaş’a neler kazandıracağını hesaplıyordum.

Yeni transfer Tabata’nın Beşiktaş’a neler katabileceğini düşünüyordum.

Çünkü, dün gece seyrettiğim Beşiktaş’ın o coşkulu taraftara G.Saray derbisinde bekleneni veremeyeceği duygusuna kapılmıştım!

Anladım ki, tek ilaç zamandı. Ve Beşiktaş’ın bu zamanı da akıllıcak kullanması gerekiyordu. Ve gördüm ki, lafla peynir gemisi yürümüyor...

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI