"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

Övgü, çocuklara nasıl zarar veriyor?

Yıl, 1957. Yer, Yale Üniversitesi psikoloji laboratuarı.

Prof. Curt Richter, fareleri tek tek içi su dolu kaplara koyuyor.

Fareler yüzerek kurtulmaya çalışıyor. Ama maalesef fareler yoruluyor ve boğularak can veriyor.

Prof. Richter, farelerin ortalama 15 dakika yüzdüğünü keşfediyor.

Deneyin ikinci kısmında, bir grup yeni fareyi tekrar suya bırakıyor ama bu sefer 15 dakika dolmadan önce kabın su miktarını artırıyor.

Su miktarı artınca fareler yüzerek kabın dışına çıkıp boğulmaktan kurtuluyor. Yani, Richter bu farelerde “Ben başardım” duygusu yaratıyor.

Daha sonra aynı fareleri tekrar su dolu kaba koyuyor. Sizce “Ben başardım” duygusuna sahip fareler, bu sefer ne kadar yüzmüştür?

Normalde 15 dakika yüzen fareler bu sefer tam 72 saat yüzüyor.

Neden?

Çünkü bu fareler biliyor ki başarı onların kontrolü altında. “Başarı benim kontrolümde” duygusu da çabayı ve azmi getiriyor.

Aynı şekilde bu duyguya sahip çocuk inanılmaz azimli oluyor. Övgü, çocuklarda “başarı benim kontrolümde” duygusu yaratır mı?

BAĞIMLILIK DUYGUSU

Sanılanın aksine övmek, çocuğun elinden kontrol duygusunu alıyor ve güçsüzlük duygusu yaratıyor.

Sürekli övülen çocuk ailesinin ya da öğretmenin yargılarına bağımlı hale geliyor. Kendi özdeğerlendirmesini yapamıyor. Kendi yargısını oluşturamıyor.

Değerlendirme işini övgüyü sunana bırakıyor. Ona bağımlı oluyor.

Bağımlılık duygusu da “Başarı ölçütleri benim değil, ailemin/öğretmenimin kontrolünde” düşüncesi yaratıyor.

Aile ya da öğretmen güzel derse mutlu oluyor, kötü derse mutsuz oluyor. Kendisini değerlendirme özgürlüğü elinden alınıyor.

SAĞLIKLI AYRILMA

Aslında bir ailenin en büyük görevi, kendine bağımlı olan çocuğu en sağlıklı şekilde bağımsız hale getirmek. Ama övgü bu bağımlılığı daha da artırıyor.

Yargıda bulunan taraf güçlü durumda oluyor. Aile çocuğu överek aslında bir güç dengesi yaratıyor. Çocuğa ben güçlüyüm, sen güçsüzsün mesajı veriyor.

Övgü bir nevi çocukları aşağılıyor.

İLİŞKİLER

Övgü aslında ilişkileri de bozuyor.

En fazla övgü sunan aileler, aynı zamanda en fazla eleştiren aileler.

Çünkü her ikisinin özünde de kontrol etme ve bağımlılık yaratma dürtüsü var.

Hatta bazı aileler çocuklarının utangaç olduğunu zannederken, onların arkadaşları arasında çok sosyal olduğunu gözlemler.

Neden? Çünkü çocuk ailesinin yanında yargılandığı (olumlu ya da olumsuz) için, çok konuşmuyor

VASAT İŞ BEKLENTİSİ

Sürekli övgüde bulunan aile ya da öğretmen bazen vasat işleri de övüyor. Bu da çocukta tavan etkisi yaratır. Yani çocuk “Benim sıradan işim övülüyorsa, benim yapabileceğim en iyi iş bu.” diye düşünüyor.

Ya da çocuk en üst sınırını biliyorsa ama vasat iş övülüyorsa, vasat işler yaparak durumu idare edebileceğini düşünüyor. Daha iyi yapmayı bırakıyor.

Peki, övmek yerine ne yapmalı?

TANIKLIK SİSTEMİ

Övmek yerine, sadece çocuğun yaptığını görmek ve onu söylemek gerekiyor.
Başka bir deyişle, Doğan Hoca’nın (Cüceloğlu) deyimiyle sadece ona tanıklık etmek gerekiyor.

“Bülent çok çalıştı” demek yerine, “Bülent bir haftadır odasında çalıştı” demeli.

“Çok” sözcüğü bir övgüdür. Ama ikinci cümle sadece tanıklıktır. Ben senin ne yaptığını gördüm, mesajı verir.

“Taylan çok güzel masayı topladı.” demek övgüdür, “Babası bak, Taylan masayı topladı.” demek tanıklıktır. Övgüsüzdür ve olanı olduğu gibi söylemektir.

Övgü çocuğun elinden kontrolü alır ve onu güçsüzleştirir, ama tanıklık kontrolü ona verir.

Kontrolü kendinde hisseden çocuğu da kimse durduramaz.

www.twitter.com/ozgurbolat

X