Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ortağın eşi ile birleşmeye teşvik yok

DÜNKÜ Resmi Gazete’de yayımlanan 5904 sayılı Kanun’un Geçici 2/c maddesine göre sadece ortakların eşi değil, ortakların anne-babası, çocukları hatta üçüncü dereceye kadar yansoy hısımları ile birleşmeye de teşvik yok.

Buraya kadar ne anladınız bilmiyorum ama önce konuyu çağrışım yaptıracak bir fıkra anlatalım.

BAK ŞU YARAMAZA

İki bebek battaniyelerinin altında oturuyormuş biri diğerine sormuş;

Sen erkek bebek misin kız bebek mi?

Bilmiyorum nasıl anlarız ki?

“Ben biliyorum akıllım” demiş ve ötekinin battaniyesinin altına kafasını sokuvermiş. 2-3 saniye sonra kafasını dışarı çıkarmış veee gülümsemiş.

Sen kız bebeksin ben de erkek.

Ama nereden anladın?

Çok kolay akıllım senin patiklerin pembe, benimkiler mavi...

BİRLEŞME NE?

Başlıkta sözünü ettiğimiz birleşme de, bir başka fıkra.

Buradaki birleşme, KOBİ’lerin birleşmesi ile ilgili...

Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan 5904 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile;

KOBİ’lerin 31.12.2009’a kadar birleşerek, yeni bir anonim şirket oluşturmalarına ya da anonim şirket statüsünde diğer bir KOBİ’ye devrolunmasına, “indirimli kurumlar vergisi” getiriliyor.

Birleşen kurumlara üç yıl süre ile yüzde 75’e kadar indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecek.

KOBİ birleşmeleri, vergi istisnaları yoluyla da teşvik ediliyor ve birleşme işlemlerinden doğan kazanç kurumlar vergisinden ve KDV’den müstesna tutuluyor.

İlişkili kişilerle yani kendi ortaklarının eşleri, ortakların veya eşlerin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü dereceye kadar yansoy hısımlarıyla birleşilmesi halinde, teşvikten yararlanma olanağı bulunmayacak

ÇÖZÜM MÜ?

Yapılan düzenleme, ilk bakışta, olumlu gözüküyor.

Sonra, olayın pratiğine ve Türkiye gerçeklerine baktığımızda, uygulama şansı çok düşük gözüküyor.

Nedenine gelince;

KOBİ denilen olay, yıllık net satışları 25 milyon TL’yi geçmeyen veya aktif toplamı 25 milyon TL’den az olan işletmeleri kapsıyor.

Buna göre, Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99’u hatta biraz daha fazlası KOBİ tanımına giriyor.

Küçük ve orta ölçekli bir işletmenin, bir başka işletme ile birleşip “anonim şirket” kurması, pratikte mümkün değil. Bunların çoğu, anonim şirketin hukuki yapısını, yönetimini, işleyişini vs. bilmezler. Anonim şirketlerle ilgili yönetim kurulu, genel kurul, huzur hakkı, hükümet komiseri, toplantılar, apel, iskat, hisse senedi ya da ilmühaber çıkarma vs. yabancısı oldukları konular.

Ülkemizde “ortaklık kültürü” yerleşmiş değil, yakın akrabalar bile birlikte iş yapamıyorlar.

KOBİ’ler; “Peki… anonim şirket kuralım, avantajı ne olacak?” diye sorduklarında, onlara “Üç yıl süreyle indirimli kurumlar vergisi ödeyeceksiniz” denilecek.

Yaşadığımız kriz ortamında, çoğu zararlı durumda olan ve kayıtdışı işlemler yapan KOBİ’lerin sorunu, daha düşük oranda vergi ödemek değil ki...

Olayın pratiği ve Türkiye gerçekleri böyle iken KOBİ’lere “Siz birleşerek yeni bir anonim şirket oluşturun ya da işletmenizi anonim şirket statüsündeki diğer bir KOBİ’ye devredin. Kurumlar vergisini de üç yıl indirimli ödeyin” demek çözüm değil.

Bu düzenlemenin, ilgi görmeyeceğini tahmin ediyoruz.

KOBİ’lere yönelik daha gerçekçi düzenlemelere ihtiyaç var.

X