Öpücük hastalığına Sezen Aksu da yakalandı

Öpücük hastalığı, "damlacık enfeksiyonu" ile bulaşan bir virüs enfeksiyonudur. Öksürme, aksırma, hapşırma yanında öpüşme yoluyla bulaştığından bu adı almıştır.

Tıbbi terminolojideki adı "İnfeksiyöz Mononükleoz"dur. Hastalık her yaşta, herkeste, her mevsimde görülebilir. Kapalı ortamlarda daha sık kaldığımız kış mevsiminde biraz daha yoğunlaşır. Hastalığın etkeni çoğu zaman "Epstein-Bar" virüsüdür. Belirtileri diğer üst solunum yolunun ateşli hastalıklarından pek farklı değildir. Yüksek ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, bulantı, baş ağrısı sık görülür. Boyun lenf bezlerinde yaygın şişlikler özellikle dikkati çekicidir. Bazı hastalarda karın ağrısı, kusma, çok şiddetli kas ve eklem ağrıları ortaya çıkabiliyor.

BELİRTİLERİ NELER

Ateş, bazı hastalarda 40 derecelere vurabiliyor. Üşüme ve titremeler ile yükseliyor ve kolay kolay düşmüyor. /images/100/0x0/55eb32def018fbb8f8b1c188Yutkunma zorluğu, şiddetli boğaz ağrısı ve yanması belirginleşiyor. Bazı hastalarda, özellikle gençlerde dalak ve karaciğer büyüyebiliyor. Hatta dalağa ilişkin bazı tatsız problemler de ortaya çıkabiliyor. Öpücük hastalığını doğru teşhis etmek için her şeyden önce bu hastalığın akla gelmesi gerekiyor. Kan analizleri yapılması ve bu hastalığı oluşturan virüse karşı oluşan antikorların ölçülmesi tanıyı kesinleştiriyor.

TEDAVİSİ VAR MI

Hastalığın özel bir tedavisi yoktur. Hastayı güçlendirmek, desteklemek, ateşle mücadele etmek ve iyi beslemek gerekiyor. Boğaz ağrısına karşı gargaralardan, ağrı kesicilerden ayrıca ateş düşürücülerden istifade ediliyor.

Öpücük hastalığına bir-iki ay kadar önce sevgili Sezen Aksu da yakalandı ve herhangi bir problem çıkmadan atlattı. Problem çıkmadan atlattı diyorum, çünkü öpücük hastalığında bağışıklık sistemini ilgilendiren can sıkıcı sonuçlar, dalağa ilişkin beklenmedik sürprizler (dalak yırtılması) ve üzerine eklenen diğer enfeksiyon hastalıkları görülebiliyor.

Gül aknesine dikkat

Yüzünüzde özellikle burun, yanaklar ve çenede kılcal damar genişlemeleri ile beraber zaman zaman çıkan sivilcelerden yakınıyorsanız ve yaş olarak ergenliği çoktan geçmişseniz bir dermatoloji uzmanına görünmenizde fayda var. "Akne rozasea" yani gül aknesi olarak adlandırılan bir hastalığınız olabilir. Bu hastalığın nedeni henüz tam çözülebilmiş değil. Orta yaş üstündeki kişilerde görülüyor. Önceleri zaman zaman yüzde kızarıklık ve yanma ataklarıyla başlıyor. Kılcal damarları yüzünde belirgin olanları daha çok seviyor. Bu hastalıkla beraber bu damarlarda artış da oluyor. Normal akneden farkı bunda siyah nokta görülmemesi.

Ciltte devamlı gerginlik hissi, kuruluk ve kaşıntı hissedilmesi ve zaman zaman daha belirgin olan kırmızı yüz görünümü çok rahatsız edici olabilmekte. Güneş, sıcak, soğuk, rüzgar, sauna, alkol, baharatlar, stres ve kuvvetli egzersizler gibi yüzdeki damarları etkileyen durumlar hastalığı artırıyor. Bazı kişilerde burun üzerinde şişme ve kabalaşmaya kadar gidebilen sonuçları olabilmekte. Tedavide dermatoloji uzmanınızın vereceği antimikrobial ve antikızarıklık tedavileri yanı sıra laser yöntemleriyle damarlara yönelik tedaviler başarılı olabilmektedir.

İnsülin’e bir destek daha

Hydroxycitric Acid (HCA), narenciyede bulunan "sitrik asit"in türevidir. "ATP-citrate lyase" adlı enzimin etkinliğini azaltarak yiyeceklerle alınan şekerin yağ olarak depolanmasını engeller. Bu özelliği sayesinde son yıllarda kilo yönetimi programlarında yer alan besin destekleri listesine eklenmiştir. Uzakdoğu mutfağında, yüzyıllardır baharat olarak kullanılan Garcinia cambogia adlı bitkinin meyveleri HCA açısından önemli bir kaynaktır. Sindirim sistemi sorunları ve romatizma tedavisinde de bitkisel destek olarak kullanılan HCA’nın Batı’da kullanımı, karbonhidrat metabolizmasındaki rolü nedeniyle hız kazanmıştır.

Karaciğer ve kaslarda depolanan glikojen hızlı etkili bir enerji kaynağıdır. HCA, ATP-citrate lyase’ı durdurarak besinlerdeki şekerin depolanmasını azaltır, glikojen yapımını ve depolanmasını artırır. HCA ile ilgili bir çalışmada 2 ay süreyle 500 mg HCA ve 100 mcg chromium picolinate (CP) kullanan olguların ortalama 5 kg yitirdiği, buna karşılık placebo (araştırmalarda kullanılan, etken madde içermeyen, ilaç görünümünde bileşim) kullananlarda yaklaşık 2 kg azalma olduğu gözlenmiştir. glisemik indeksi yüksek gıda seçme alışkanlığına sahip insülin direnci oluşmuş kişilerde, özellikle CP ile birlikte olumlu sonuç alınabileceği belirtilmektedir. Hekim, beslenme uzmanı ve egzersiz danışmanı ile iş birliği halinde kilo yönetimini sürdüren olgunun, bir uzman görüşü alınarak, yemeklerden 30-40 dakika önce ve günlük toplam doz 500-1000 mg’ı geçmeyecek şekilde HCA kullanımı programına destek olabilir.

Vajinal mantar enfeksiyonu nedenleri

Vajen girişinde, bazen anüse doğru yayılan kaşınma, bazen de yanma veya beyaz akıntı ile kendini belli eden mantar enfeksiyonu, kadınların yüzde 75’ini hayatlarında en az bir defa etkilemektedir. Mantar hastalığının büyük bir kısmı hastanın genital organlarında zaten var olan kendi mantar organizmaları tarafından oluşur. Mantarlar ağızda, mide-barsak ve vajinada hiçbir belirti vermeden bulunurlar, buralarda üremelerinde artış olursa hastalık yapar hale gelirler. Nadiren cinsel yolla da bulaşabilirler. Vajinanın normal asitliğinde bir değişim olursa veya hormonal dengesizlik gelişirse de mantarlar çoğalabilirler.

Bağışıklık sistemlerinde bozulma olan kişilerde mantarlar daha sık ve daha şiddetli enfeksiyona sebep olabilirler. Ayrıca gebelik, şeker hastalığı, geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı ve kortizon tedavisi de kadınların genital mantar hastalığına yakalanma riskini artırmaktadır.

Bağırsak divertiküliti olanlar nasıl beslenmeli

Kalınbağırsakta çok miktarda cepleşmelerin olduğu durumlarda bu ceplerde gıdaların birikerek iltihaba yol açma tehlikesi vardır. Böyle bir sorunu olanların posadan zengin beslenmeleri, yüksek posalı keten tohumu, "psyllium" gibi bitkisel tohumlardan istifade etmeleri öneriliyor.

Süt, yoğurt, peynir tüketmeden olmaz

Diyet yaparken light süt, yoğurt tüketmek şart mıdır? Light süt ve yoğurt doğallığını kaybeder mi?

Son dönemde sık sık karşılaştığımız bu sorunun yanıtı sizin damak tadınızın yanı sıra doktorunuz tarafından yaptırılan kan tetkikleri ile de ilgilidir. Sağlıklı bir beslenme planı ile zayıflarken kolesterol yüksekliği gibi bir sağlık probleminiz de varsa az yağlı süt-yoğurt / az yağlı peynir çeşitleri kullanmanız gerekmektedir. Toplam kolesterol alımınızda kısıtlama (200 mg ve altı) az yağlı az kolesterollü bir planın temelini oluşturur. Süt, yoğurt, peynir grubu diyetin kolesterol miktarını önemli derece artıran yiyecekledir. Hiç tüketmesek olmaz mı sorusunun yanıtı ise kesinlikle hayır! Bu yiyecek grubu aynı zamanda günlük kalsiyum alımınızı sağlayan en önemli kaynaklardır. Peki light kullanmazsak ne olur? Kolesterol alımınızı sadece süt-yoğurt grubu yiyeceklerden alır, günlük et (kırmızı et, tavuk, balık, ton balığı) tüketiminizi tamamen kaldırmak zorunda kalırsınız. Hálá light olmasın da et de tüketmesek olur diyorsanız diyetinizin demir ve B12’den son derece fakir bir hale geleceğini hatırlatalım. Kolesterol probleminiz yok ise aşağıda süt için verilen örnek etiket bilgisini karşılaştırarak kararı siz verin.



EnerjiKolesterolKalsiyum

1 su bardağı yağlı süt 113.8 kal26 mg240 mg

1 su bardağı yağsız süt87.0 kal6 mg 240 mg

11 ay önce doğum yaptım. Hálá regl olmadım. Doğum sonrası aldığım kiloları verdim. Boyum 165 ve 55 kiloyum. Fakat şimdi ise aşırı derecede tatlılara, çikolata, abur-cubura düşkün oldum. Canım çok yemek yemek istiyor. Emziriyorum. Eskiden bu tür şeylere düşkünlüğüm yoktu ve az yerdim. Şimdi neden böyleyim? İkinci sorumsa karın basen ve kalça kaslarım için hergün evde koşu bandında yarım saat yürümem yeterli midir?

Emziklilik dönemi

Boyunuza göre kilonuz ideal aralıkta. Emzirme döneminde olduğunuz için şu anda normalden daha fazla enerji yakıyorsunuz. "Eskiden az yerdim" demişsiniz, iştahınızdaki bu artışın nedeni emzirme dönemindeki enerji harcamasının artışı, doğum sonrası fazla kilonuzu hemen verme ve rahatlama veya emzirme döneminde tatlı ihtiyacının artması inanışı olabilir. Kilo artışı olmadığı sürece tatlı yemenizde bir sorun yok. Günde 6 öğün beslenmeye ve öğünlerde sağlıklı ve dengeli menüler oluşturmaya dikkat etmeniz gerekiyor. Günde 2 bardak süt veya yoğurt, öğünlerde ikişer dilim ekmek, günde en az 2 porsiyon sebze ve 4-5 porsiyon meyve, 100 gr kadar et ve biraz da peynir yemeye özen gösterin. Bölgesel probleminiz için spor çok önemli. Günde 30 dakika yürümeye başlayın. Daha sonra 45 dakikaya çıkarın. Fakat yürüyüşün hızı ve şiddeti için bir egzersiz uzmanına danışmanız gerekiyor.

BUGÜNÜN REÇETESİ

Yeterli ve kaliteli

uykuya özen gösterin

l Uykunuza dikkat edin

l Uyku sorunlarına önem verin.

l Uykunuzu bölen sorunları çözümleyin.

l Uykusuzluğa karşı önlem alın.

l Kesintisiz uykuyu deneyin.

l REM uykusunu feda etmeyin.

l Uyku apnesi ve horlamayı iyileştirin.
Yazarın Tüm Yazıları