Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Onuncu Yıl Marşı ile yüzmek

YOL boyunca kavun, karpuz, incir, üzüm satan çadırlar. Bodrum-Balıkesir arasında, yolun iki tarafında yüzü aşkın, belki daha fazla satıcı.

Pek çoğunun çadırında koca bir direk, Türk Bayrağı asılı.

Yol boyunca özel arabalar. Ne özel bir anma, ne özel bir tören var, ne de özel bir gün.

Pek çoğunun ön ya da arka camında Türk Bayrağı.

Bodrum’dan tatil dönüşü İstanbul’a gelirken, yıllar sonra ilk kez kara yolunu kullanıyorum. Orada, burada dura dura yolculuk.

“Dağın başında neden Türk Bayrağı”, diye soruyorum. Aldığım yanıt Ankara’yı çok ilgilendirmeli:

“Vatan bölünmez abi, biz bu vatanı böldürmeyiz.”

Öyle bir durum mu var?

“Açılım mı ne, bir şey diyorlar ya abi, biz vatanı böldürmeyiz.”

Kürt açılımı insanların bir bölümünü böyle düşündürüyor. Düşünmenin ötesinde, alınacak kararı bilmeden, eyleme hazır öfkeli bir topluluk.

BİR ŞİŞE SU

Tatil yörelerinde herkes iki konuyu konuşuyor.

İşsizlik ve Kürt açılımı.

İşsizlik ve genel ekonomik gidiş ciddi işaret veriyor. AKP ile ilgili ilk kez genel bir olumsuzluk var. Çoğu kişi halinden şikayetçi.

Tatile gelemeyenler ayrı, gelenler, bir şişe su almakta bile hesaplı davranıyor.

Belli lokantalardaki doluluğa bakıp aldanmak yanlış. Oralar bile, geçen yıl gibi değil. Kaldı ki, o lokantalara gidenler belli.

Her türlü mağazada alışveriş kısıtlı. İşler kesat.

Çevre kirliliği, çarpık yapılaşma, yerel yolsuzluklar gibi, tatil yörelerinin değişmeyen sorunları arka planda.

FARKLI BİR PLAK

Yine Kürt açılımı. Bayraklar dışında, daha çarpıcı bir sahne.

Günlük turlar. Teknelerle. Yirmi, otuz kişiyle koylarda tura çıkan tekneler akşam saatlerinde dönüyor. Güneş, tatil, insanlar bütün gün yüzmüş, otellerine ya da evlerine dönüyor, teknelerde bir plak. Ne İbrahim Tatlıses, ne Neşe Karaböcek, ne Tarkan, bu plak başka plak:

Onuncu Yıl Marşı.

Zaman zaman yine Onuncu Yıl Marşı ile yüzmek.

Kürt açılımı Türk milliyetçiliğini harekete geçiriyor. Başını MHP çekiyor. Tayyip Erdoğan MHP’ye fena kızıyor, ağır sözlerle hücum ediyor.

Oysa, çadırlarına bayrak çekenlerin, arabalarına bayrak asanların, teknelerinde marşlar çalanların MHP ile ilgisi yok. Tayyip Erdoğan’ın bunu görmesi gerek. Kızmak ve öfkelenmek zamanı değil.

İSPANYOL UZLAŞMASI

İspanya’nın ETA terörünü nasıl çözdüğünü düşünüyorum.

İktidar partisi İspanyol Meclisinde tüm partilerle anlaşmaya varıyor. O kadar ki, ETA’nın siyasi kolu ile Meclisteki tüm partilerin temsilcileri bir araya geliyor.

O sırada elbette karşı görüşler var, ama nihai çözüm için hepsi uzlaşmaya varıyor.

Uzlaşmayı sağlayan hükümet. İktidar zaten bu demek.

Ben kanın akmadığı, marşların çalınmadığı bir ülkede yüzmek istiyorum.

Okul değil, yıkılan Türkiye

İLK duyduğumda, ağzımdan “Bu bir vahşet” sözü dökülüyor.

İstanbul’da bir okul, kaçak olduğu gerekçesiyle, yıkılıyor. Okul yıkmak, bu bir ilk, bu şan ve şeref AKP Belediyesine ait.

Okulun kurucusu Vatan Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Mutlu. Haberi dinci gazeteler dün sevinç naralarıyla veriyor. Neden? Çünkü, Vatan AKP’ye muhalefet ediyor.

Okulun yıkılış süreci ve nedeni, akla pek çok soruyu getiriyor.

- Eğer kaçaksa, İstanbul’da binlerce kaçak bina var. Neden o okul?

- Eğer kaçaksa, İstanbul’da onbeş yıldır RP ve AKP Belediyeleri görevde. Okul on yıllık. On yıldır neden yıkılmıyor ve neden şimdi?

- Okulun yıkılacağı cuma günü saat 16.58’de bildiriliyor. Yönetim yürütmeyi durdurmak için Eyüp Kaymakamlığına başvurmaya çalışıyor.
Ama, kaymakamlık kapalı. Bildirim neden son dakikada?

Kaldı ki, dün Zafer Mutlu ile konuşurken, Mutlu, “Kaçak değil, bunu mahkemede ispat edeceğiz” diyor.

AKP hiç bir muhalif sese tahammül edemiyor. Okul yıkmayı bile göze alıyor. Nereye doğru gittiğimizin müthiş bir simgesi.

X