"Dr.Başak Demiriz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr.Başak Demiriz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr.Başak Demiriz

Okula başlayanlara psikolojik ilk yardım!

İlkokul da olsa üniversite de, yeni bir ortama girmek, ortama adapte olmak bazı kişiler için daha zordur ve endişe uyandırabilir.

Okullar açılmadan hazırlanmaya başlarsanız hem sizin hem de çocuğunuzun kaygıları azalır.

Başlangıçlar zordur... Uzun bir tatilden sonra işe başlamak bize nasıl zor geliyorsa, çocuklarımıza da okula gitmek, erken kalkmak, kurallara uymak zor gelebilir. Okula yeni başlayanların veya yeni bir okula başlayanların durumu ise daha farklı... Çünkü onlar alışık oldukları ortamdan bambaşka bir ortama giriyor olacaklar; yeni insanlar, yeni kurallar...
Küçüklerde evden, anne-babadan ayrılma korkusu, büyüklerde çevreye, yeni arkadaşlara uyum sağlayamama endişesi olabilir. En zoru okulun ilk günleridir. İlkokul da olsa üniversite de, bilinmeyen yeni bir ortama girmek, ortama adapte olmak bazı kişiler için daha zordur ve heyecan, endişe uyandırabilir.
Okul daha başlamadan hazırlanmaya başlarsanız hem sizin hem de çocuğunuzun kaygıları azalır, çocuğunuz kendini güçlü hisseder, kendine güvenir, okulda arkadaşlar edinir ve okuldan keyif alır. Kısacası, okulla ilgili sağlıklı duygular geliştirir, okula gitmek kabus değil mutluluk olur.
Peki hazırlık nasıl yapılabilir?

BİYOLOJİK SAATİNİ YENİ DÜZENE ALIŞTIRIN

1- Okula başlamadan en az bir hafta önce erken yatıp erken kalkmaya başlayarak çocuğunuzun biyolojik saatini yeni düzene alıştırın. Her yaşın uyku ihtiyacı farklıdır. Çocuk doktorlarının tavsiyesine göre, 3-5 yaşlarındaki çocuklar 11-13 saat, okula giden 5-12 yaş arasındaki çocuklar 10-11 saat ve ergenler 9-10 saat uyumalıdır. Okula giden çocuğun yatış saatini, uyku ihtiyaçlarına göre ayarlayıp o saatte yatakta olmalarını sağlamaya başlayın.
2- Okul günleri evden çıkış saatinden en az yarım saat erken kalkarak sakin bir şekilde giyinip kahvaltı yapabilmek için kendinize ve çocuğunuza zaman verin. Bazı çocukların tam anlamıyla uyanmak ve hazırlanmaya başlamak için daha fazla zamana ihtiyacı vardır. Yetişkinlerde de bu, kişiden kişiye değişir. Kimi insan gözünü açar açmaz güne başlamaya hazırdır, kimi en az 15 dakika kendine gelemez. Çocuğunuz sizden daha ağır hazırlanıyor, daha ağır kahvaltı yapıyor olabilir. Okula gideceği için zaten kaygılı olabilecek bir çocuk, evin içinde koşturarak, acele ettirilerek, geç kaldığı için azarlanarak daha fazla strese sokulmamalı. Hazırlanması uzun zaman alıyorsa, daha erken kalkmalı, hepsi bu.
3- Okul başlamadan önceki günler çocuğunuzla evcilik oynar gibi, “okula gitmece” oynayarak kuralları öğrenmesini yardım edin. Sırayla önce siz öğretmen olun, sonra onu öğretmen yapın. Konuşmak için parmak kaldırmak, sırada oturmak gibi davranışları öğrenmesi için pratik yapın. Oynarken bazen iki arkadaş olun, örneğin yaramaz bir arkadaş rolüne girin ve istemediği bir davranışta kendisini nasıl koruyabileceğinin, öğretmeninden nasıl yardım isteyebileceğinin pratiğini yapın.

EVDE DE KURALLAR OLUŞTURUN

4- Çocuğunuza her gün en az birkaç sayfa hikaye okuyun. Böylece birçok becerisinin gelişmesine destek sağlamış olursunuz; dinleme, dikkatini verme, gerektiğinde sorular sorarak ilişki kurma gibi...
5- Evde de kurallarınız olsun. Kuralları oluştururken de detaylara dikkat etmek, açık bırakmamak gerek, yoksa çocuklar bu kuralları delmek için bahaneler, fırsatlar yaratacaktır. Örneğin her gün ne kadar televizyon seyredecekleri, hangi saatler arasında, hangi kanalları veya hangi programları seyredebileceklerini detaylı olarak önceden bilmeliler ki sorun yaşanmasın.
6- Bir aktiviteden diğerine geçerken çocuğunuza önceden mutlaka haber verin. Örneğin yatma vakti gelmeden önce veya oynadığı oyunu bitirmeden önce ona bunu hatırlatmaya başlayın. Yatarken ertesi sabah neler yapacağınızı adım adım anlatın. “Sabah uyanacağız, önce yüzümüzü yıkayacağız, dişlerimizi fırçalayacağız sonra da okula gitmek için hazırlanacağız” gibi...
7- Rutini olan çocuklar daha rahat ederler, her gün aynı saatte ne yapacakların bildikleri için kaygı ve stresleri azalır. Her gün aynı saatte kalkmak, yüzünü yıkamak, dişlerini fırçalamak, aynı şekilde okuldan gelince üstünü değiştirmek, bir şeyler atıştırmak, ders çalışmak, akşam yemeği ve yatış saatleri her gün aynı saatte ve şekilde olmalı.

DUYGULARINI YOK SAYMAYIN

8- Çocuğunuz okula giderken “Seni çok özleyeceğim”, “Okulda ne yapacaksın, seni çok merak edeceğim” gibi sözler söyleyerek kendi endişelerinizi ona yansıtmayın.
9- Çocuğunuz endişeli, korkulu, üzgün gözükürse, duygularını yok saymayın. Kendisini ifade etmesine yardım edin. Anlatamazsa onunla oyun oynayarak, resim yaparak, kitap okuyarak sakinleşmesine ve hazır olduğunda duygularını paylaşmasına fırsat verin. Üstüne gitmeden sabırla dinlemeye çalışın. Kötü bir gün geçirmiş, çaresiz veya yetersiz hissetmiş olabilir. Onu iyice dinledikten sonra, okulda başı sıkışırsa neler yapabileceğini, kimlerden yardım isteyebileceğini, değişik senaryolarla, yaşına uygun bir biçimde, gerekirse hikayelerle ona anlatın.
10- Onu okulda bıraktığınızda, sizin için zor olsa da, defalarca öpüp sarılarak vedalaşmanın süresini uzatmayın. Bunu yaparken onu ne kadar çok sevdiğinizin değil, ondan bir türlü ayrılamadığınızın mesajını vermiş oluyorsunuz. Ondan ayrılamadığınızda, onu bırakamadığınızda, onu güvenli bir yere bırakmıyorsunuz şeklinde düşünmesine neden olabilirsiniz. Bu şekilde düşünen bir çocuk sizden ayrılıp orada kalmak ister mi?

OKUL DÖNÜŞÜ ONUNLA KONUŞUN

-Çocuğunuz öğretmeninden şikayet ederse, ne olduğunu anlamaya çalışın. Öğretmenin sizden farklı ses tonu olması bile onun huzurunu kaçırabilir. Ne olduğunu anlamadan çocuğunuzun tarafını tutmak yerine, öğretmenini sevmesine yardımcı olmaya çalışın. Öğretmenine güvendiğinizi gösterirseniz, onun da güvenmesi daha kolay olur.
-Okul dönüşünde her gün onunla konuşmayı alışkanlık haline getirin. Çok fazla konuşmak istemeyen çocuktan haber almak neredeyse imkansızdır ama pes etmeyin. “Bugün okul nasıldı?” gibi bir soru sadece “iyi” şeklinde gayet kısa bir cevapla geçiştirilebilir.
Az konuşan çocuk için başka şekilde sorular yaratmak gerekir; “Bugün yaptığınız en eğlenceli şey neydi?”, “Kimin yanında oturdun?”, “Bugün seni ne üzdü?” gibi daha detaylı sorular sorarak geçirdiği günün bir yerinden konuya girmeye çalışın. Böylelikle yaşadığı zorluklardan, hayal kırıklıklarından veya başarılarından haberdar olur, ona ihtiyacı olan desteği verebilirsiniz.
-Unutmayın ağaç yaşken eğilir. İletişim kanallarını şimdiden açık tutarsanız, en zor zamanlar olan ergenlikte de konuşarak ona destek ve rehber olmaya devam edebilirsiniz.

X