Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Okul öncesi zorunlu Almanca

12 Eylül tarihli yazımın altında, Hürriyet’in Berlin bürosu muhabirlerinden Arzu Ceylan’ın verdiği bir haber yayınlandı:<br><br><b>“Berlin Eğitim Senatörü Klaus Böger (SPD), okul öncesi zorunlu Almanca kursu uygulaması istedi. </b>

Tagesspiegel gazetesinde yer alan habere göre, Böger çocukların okula başladıklarında dersi daha iyi anlamaları için böyle uygulama istediğini söyledi. 6 ay sürmesi planlanan kursun çocuk yuvalarında veya ilkokullarda verilmesinin planlandığını belirten Senatör ‘Bu yasa eğitim hakkını elinde tutan ailelere dokunuyor. Veliler, ancak bu şekilde çocuklarını okul öncesi zorunlu kursa göndermek durumunda kalır’ dedi. Senato Eğitim Dairesi (Senatsbildungsverwaltung) bir süre önce ilkokullara giden çocukların dil sorununu çözme yolunda somut adımlar atılacağı konusunda karar vermişti. Konuyla ilgili açıklama yapan Senato Bölüm Başkanı Tom Stryck, ‘6 ay içerisinde konuyla ilgili tüm sorunları aşacağımıza inanmıyoruz ama yine de açıkları azaltırız’ dedi.”

***

Açık konuşmak gerekirse, yetişkin birinci kuşak göçmenlerin Avrupa’da geldikleri ülkenin dilini öğrenmemelerinin sorumluluğu ev sahibi ülkelere aittir. Herkesin bildiği gibi yabancı işçilerin bir “insan” olduğunu bile çok sonra fark ettiler.
Avrupa’da doğan ya da işveren ülkeye çok küçük yaşta gelen İkinci Kuşak’ın dil sorunlarının sorumluluğu ev sahibi ülke ile aileler arasında eşittir, yarı yarıyadır.
Üçüncü kuşak çocukların yaşanan ülke dili ile anadil sorunlarının üçte iki sorumluluğu ailelere, üçte biri ise ev sahibi ülkeye aittir.

***

Berlin eyaleti kendi payına düşen üçte bir sorumluluğu yerine getiriyor: 6 yaşında bir Türk çocuğu yaşadığı ülkenin dilini (Almanca, Fransızca, Felemenkçe, Danimarkaca, vb.) o dili anadili olarak konuşan bir çocuk kadar bilmiyorsa, okulda ne yapacak?
Böyle bir çocuk maça iki sıfır yenik başlamıştır.

***

Doğrusunu söylemek gerekirse, örneğin Almanya’da, elli yıl içinde, Türk göçmenlerin uyum da dahil olmak üzere her konuda gösterdikleri başarı kimsenin gözünden kaçmamalı.
Örneğin şöyle bir hesap yapmalı:
Ev sahibi ülkenin nüfusu kaç, göçmen Türklerin nüfusu kaç?
İki nüfusun üniversite öğrencileri olarak payı yüzde kaç?
Bu yüzde içinde kızların oranı ne?

Böyle bir hesaptan Türk göçmenlerin alınlarının ak çıkacağını tahmin ediyorum. Örneğin geçen yıl Almanya’nın bir tıp fakültesinden mezun olan 150 doktorun 35’i Türktü ve bunun 17’si de genç kızdı. Bu müthiş bir oran.

***

Bu başarı henüz kendi içinde tam anlamıyla organize olmamış, bulunduğu toplumla yüzde yüz uyum sağlamamış bir göçmen toplumun başarısı.
Bu nedenle, aileler, çocuklarını mutlaka bu kurslara göndermeli, dahası özel sınava sokmalı, çocuk hazır değilse gereken önlemi mutlaka almalı.
Ve çocuk maça sıfır sıfır başlamalı.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI