Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Öfkeli tepkilerin yerini gerçekler ve siyasi hesaplar alıyor…

Bölücü teröre kurban olan şehitlerin yarattığı ulusal teessür ve öfke, karmaşık sorunlarla dolu Irak ve Ortadoğu gerçeklerine gecikerek girmemize sebep oldu. Hepimiz “Ne olacaksa olsun” çizgisindeki tepkilerimizin rüzgarında, sınır ötesi askeri harekatın her an başlamasını bekler noktaya geldik.

Hatta bazıları “Barzani’yi cezalandıralım” içerikli öneriler de seslendirdiler.

Ama şimdi yavaş yavaş gerçeklere dayalı hesaplar da devreye girmekte.

Üstelik bu gerçekleri askerler de seslendiriyor.

Bu durumu irdeleyen Dışişleri Bakanı ve emekli Büyükelçi İlter Türkmen, Hürriyet’te şöyle özetlemişti durumu:

- Bütün bu karmaşık tabloda önemli olan gerçekçilikten uzaklaşmamak ve kamuoyunun haklı ve anlaşılır tepkisinin toplumsal barışı bozmasına meydan vermemektir. Sadece PKK’yı değil, Barzani’yi ve Kuzey Irak’ı hedef almaya yönelik bir kamuoyu tepkisi yaratmaya çalışmanın gerçekçilikle hiç ilgisi yoktur. Hava saldırıları ile Kuzey Irak’a verilecek zarar ancak geçici olur. Kuzey Irak cezalandırılacaksa onu işgal etmek yegane çaredir. Böyle bir macera da Amerika gibi bataklığa saplanmamız demektir. Hangi profesyonel askere sorsanız hiç tereddüt etmeden size bu cevabı verir. Hayaller üretmenin faydası yok.

Bu gerçeklere ilişkin bir başka çelişkili durumun varlığını da Referans’taki yazısında, dış basından alıntılar yaparak vurgulamıştı Cengiz Çandar.

 

Çelişkili durumlar

 

Bu çelişkili durum, hem Kuzey Irak’ta üslenip beslenen PKK’lıları Kuzey Irak Kürt yönetiminin cezalandırmasını istememiz, hem de bu yönetimi yok saymamızdır.

Çandar’dan bir alıntı yaparak bu durumu hatırlayalım:

- Alman Der Spiegel Türkiye’nin önünde şu anda iki seçenek bulunduğunu öne sürüyor; “NATO’nun ikinci büyüğü olan ordusunu, Washington’un muhalefetine rağmen Irak’a göndermek. Ya da Irak Kürt desteğinin fiyatını müzakere etmek. Pazarlığın nereye gideceğini ve bir Türk askeri harekatı ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağını tahmin etmek zor. Ama önümüzdeki günler, muhtemelen haftalarda, Türk askerinin sınır ötesi operasyonundan daha güçlü bir ihtimal olarak yoğun perde arkası müzakereler gözüküyor.” Der Spiegel’in yorumunun en can alıcı noktası, son cümlesi: “PKK, mücadelesinin son dönemine girmekte olduğunu biliyor. Ve, işte o yüzden hızlı bir diplomatik çözümü önleyebilmek için elinden gelen her şeyi yapmak istiyor.”

Yazıyı Almanların ünlü devlet adamı Bismarck’ın özdeyişi ile noktalayalım:

- Siyasi pazarlıklar ve sosis imalatı kamuoyu önünde halka açık yapılmamalıdır. Çünkü ikisi de mide bulandırır.

Selim İleri’nin edebiyattaki 40 yılı…

TÜYAP’ın 26’ncı Kitap Fuarı’nda bugün, “Selim İleri’nin Edebiyatta 40’ıncı Yılı”nı değerlendirmek için Doğan Hızlan, Handan İnci ve Deniz Kavukçuoğlu ile aynı masanın başında oturacağız.

Bana göre Selim İleri bir romancıdan öteye bir medya ve edebiyat arkeologu aynı zamanda.

Hani bir türküde “Yüzünde göz izi var/ sana kim baktı yarim” denilir ya…

Selim İleri de İstanbul’un yüzündeki, gelmiş geçmiş yazarların, sanatçıların, yıldızların izlerini arar durur. Artık arşivlerin malı olmuş kitapların, dergilerin sayfalarındaki tozları üfleyip, “Kim neyi ne zaman düşünmüş ve yazmış” sorusuna cevap arar.

Geçen yaz Bodrum’da bir gece Selim İleri ile birlikteydik. Sanat dünyasından diğer bir isimle sohbet ediyordu. İleri ve konuştuğu kişi, birbirlerini karşılıklı olarak övüyorlar, aşırı cömert ifadelerle birbirlerinin egolarını cilalıyorlardı.

Bu diyalogu, sanat ve edebiyatla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir kişi, uzaktan izleyip, dinlemekteydi.

Yanıma geldi bu kişi ve “Bunlar gerçekten birbirlerini övüyorlar mı, yoksa birbirlerini iğneliyorlar mı?” diye sordu bana.

Böyle bir dünyadır Selim İleri’lerin yaşadığı alem. O dünyanın insanı değilseniz anlayamazsınız gerçek söylenilenleri. Ya da Selim İleri’nin çok uzun yıllar önce İstanbul’un bir sokağında yaşamış bir edebiyatçının ya da ressamın o sokaktaki izlerini neden aradığını kavrayamazsınız.

Belki de “Ben eserlerimle ölümsüz olmak istemiyorum. Ben doğrudan ölümsüz olmak istiyorum” diyen Woody Allen’e kayar aklınız.

Selim İleri eserleri ile ölümsüz olanların peşindedir. Çünkü kendisi de onlardandır.

X