Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nostaljiyi bile yok eden ülke

<B>‘‘INVASION of the Body Snatchers’’ </B>adlı filmi izlediniz mi bilmiyorum? <br><br>Romanı bir bilim kurgu klasiğiydi, iki ayrı film yapıldı bundan yola çıkılarak.

Uzaydan ‘‘şeyler’’ gelir insanların vücudunu çalarlar. Fiziği aynı kalan insanların içi boşaltılır, ‘‘şey’’ olurlar onlar da.

Bu ‘‘şey’’ler nerede görseler birbirlerini tanırlar. Vücudu henüz çalınmamış bir insan onları dış görünüşleriyle katiyen ayırt edemez ama bu ‘‘şey’’ler tuhaf bir şekilde anında birbirlerini saptayabilirler.

***

Amacım eski bir filmi anlatmak değil, daha önce bir yazımda değinmiş olduğum bir olayı tekrar gündeme getirmek.

Bende de o ‘‘şey’’ insanlarda var olan yetenek var. Eskiden solcu olmuş bir insanı daha iki kelime konuşmasına gerek kalmadan tanırım.

Hatta bazen fraksiyonunu bile tahmin ederim.

Kalabalık bir caddede yürürken, insanlar arasında ‘‘solcular’’ hemen gözüme çarpar, hallerinden mi tavırlarından mı nedir bilmem, hemen bilirim onları.

Bir keresinde daha 10 dakika önce tanışmış olduğum bir kişiye ‘‘Eeee sen eskiden Dev-Yol'cuydun öyle mi’’ demiştim de adam beni polis sanmıştı.

Bu konuda yaşadığım bence en tatlı olay da evde tamir yapmaya gelen bir ustaya sorduğum ‘‘Sen hangi fraksiyondandın’’ sorusuna almış olduğum ‘‘Halkın Kurtuluşu gayet tabii ki’’ cevabı olmuştu.

Bu cevaptaki ‘‘gayet tabii ki...’’ vurgulaması nedense beni çok mutlu etmiş, keyiflendirmişti.

***

Dediğim gibi eski bir yazıda bu konuyu zaten anlatmıştım.

Neden aynı şeyi ısıtıp gündeme getirdiğime gelince...

Bir süredir ‘‘sol kimliğini’’ tespit edebildiğim insan sayısı hayli azalmıştı sokaklarda.

Son zamanlarda ise tuhaf bir şey oldu. Yürürken yine aynı hisle doluyorum. Karşıdan gelenin ‘‘eski solcu’’ olması gerekiyor, aldığım elektrik öyle.

Ancak onun ‘‘eski’’ olmasına da imkán yok çünkü gencecik yaşta.

‘‘Bizimkilerle’’ aynı sinyalleri veren genç insanların sayısı arttı son zamanlarda.

Bu bir tespit. İyi bir gelişme mi değil mi herkes durduğu yere göre buna karar verecek artık.

Türkiye gibi bir ülkede bu gelişmenin teorik olarak ‘‘kötü’’ olmasına bence imkán yok da, umarım pratikte ‘‘bizimkilerin’’ yaptığı hatalar tekrarlanmaz. Bu konuda açıkça söylemek gerekirse pek de umudum yok ama ne olur ne olmaz bakarsınız daha akıllı çıkarlar...

***

Gelelim asıl söylemek istediğim şeye.

Bakar mısınız olan bitene. Şu memlekette insanın bedel ödemeden yapabileceği çok az şey vardı, bunlardan bir tanesi de nostaljiyi doya doya yaşama hakkınızdı.

Bireye iyi bir şey, güzel bir açılım noktası hiç bırakılmayacak ya... Bireyler illa da mutsuz edilecek ya...

Nostaljimiz de elimizden alındı sonunda. Türkiye nostaljiyi öldürdü.

Ecevit yine iktidarda.

Tek sağlam alternatifi Demirel.

Kişi başına milli gelirimiz 2 bin doların altına düştü.

Rakı şişesinin kapaklarında deformasyon başladı.

Gençler 30 yıl önce bizlerin taşıdığı hislerle yürüyor sokaklarda.

En büyük sorunumuz Kıbrıs.

Ermeni militanlığı tekrar hortluyor.

Sol literatürde hálá daha 40 yıl öncesinin meseleleri tartışılıyor. Onların da yapacağı fazla bir şey yok çünkü sorunlar aynı.

Babam en iyi haberleri veriyor diyerek TRT-2'yi seyrediyor ve ben onu pek de haksız bulamıyorum.

Ve memleketin en büyük meselesi de Kıbrıs.

Gelecek zaten elimizden alınmıştı, doymadılar, nostaljimize de müdahale ettiler.

Lanet olsun.
X