Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Neye seviniyorlar?

BAZILARI zanneder ki Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Ceza Yasası’ndaki 312’nci maddeyle ilgili bir mahkûmiyet kararını bozan kararıyla ilgili tartışma yeni başladı.Ve ‘ifade özgürlüğü’ mü önceliklidir, ‘laik sistemi korumak’ mı sorusu karşımıza ilk defa çıkmaktadır.İkisi de değil... Yani hem bu tartışma çok eski, hem de ‘öncelikle’ neyi korumamız gerektiği sorusuna verilen yanıt eski...Birinci noktaya bir başka yazıda değineceğiz, o nedenle önce ikincisinden söz edelim:Laik cumhuriyetin temeli atılalıberi öncelik ‘laik sistemi koruma’ya verilmişti. Sadece Yargıtay’ın değil, Danıştay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında da bu temel tercihe aykırı bir görüş yer almamıştı.Ama Selahattin Aydar davası nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun verdiği karar, Yargıtay’da yeni bir görüşün egemen olmaya başladığını (belki de egemen olduğunu) ortaya koydu:Laiklik toplumumuz tarafından yeterince benimsenmiş olduğu için artık onu yasal yaptırımlar uygulayarak korumaya gerek kalmamışmış. Şimdi öncelik ifade özgürlüğünde imiş.Samimiyetle söylemek gerekirse, Aydar’ın yazısı nedeniyle karar verme durumunda olsaydık biz de ‘ceza verilmesine gerek olmadığına’ hükmederdik. Çünkü kanımızca o yazıda -sözlerimiz hukuk tekniğine aykırı olsa da ifade edelim ki- sadece fikir değil, hiçbir şey yok.Ama yine de önceliği laik sistemi korumaya verirdik. Çünkü laik sistem özgürlüğü korur; ama özgürlük laik sistemi korumayabilir.Nitekim Yargıtay’ın verdiği karar işte bu tehlikeyi davet etmektedir.İsterseniz çevrenize bir bakın:İrtica yuvalarıyla, din ve vicdan özgürlüğü adına irtica ticareti yapanlar ‘özgürlük sevinci’ naraları atıyorlar. Adaletin ‘7 yıl gecikerek’ gelmesinin sevincini dile getiriyorlar.Söze devam etmeden belirtelim:Hürriyet koleksiyonları tanıktır ki sözü edilen konuda yani Tayyip Erdoğan’ın Siirt’te okuduğu şiir nedeniyle mahkûm edildiği zaman da ifade ettiğimiz gibi biz, o eylemde mahkûmiyet gerektirecek bir husus görememiş ve bunu yazmıştık. Oysa bunların istediği gerçek bir ‘ifade özgürlüğü’ değil... Sadece laik cumhuriyeti yıkma özgürlüğüne kavuştuklarını düşündükleri için seviniyorlar.Aksini iddia ediyorlarsa, bir okuyucumuzun yönelttiği bir soruyu hayli yumuşatmış olarak aktaralım da ‘İfade özgürlüğü var... Elbet bu tür görüşleri dile getirenler de olur’ desinler, biz de yukarıdaki sözlerimizi geri alalım. Okuyucumuz diyor ki:‘Mesela birisi tutup bir gazete köşesinde ‘İslam’da hoşgörü yoktur. Nitekim İslam ‘káfir’ saydığı kişilerin öldürülmesine cevaz (izin) verir’ dese bunu ifade özgürlüğü içinde sayıp hoşgörürler mi?’
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI