Nereye gitseniz karşınıza Elif Şafak çıkıyor, kıskançlık da bundan doğuyor

Ne röportajmış ama...

Ayça Örer, Adalet Ağaoğlu ile konuştu.

Kıyamet koptu.

Günlerdir bir sürü yazı çıkıyor.

Bakınız: Nagehan Alçı, Emre Kongar, Ahmet Hakan, Oray Eğin...

Ha bir de Buket Uzuner’in bu konu hakkındaki açıklamaları var...

O da verdiği röportajda Adalet Ağaoğlu’nun çok üzerine gidildiğini söylemiş, fırsat bu fırsat Elif Şafak’a yüklenmiş, hem anne hem yazar olduğundan bilirmiş, gerçekten post-natal sendrom geçiren biri o kitabı (Siyah Süt) yazamazmış.

Muhtemelen, Elif Şafak kitabı hamileyken kurgulamış.

Pardon, ama hamileyken kurgulamış olsa ne olur?

Belki dünyanın en şiddetli post-natal sendromunu geçirmemiştir. Daha şiddetli geçirenler vardır. Gülümsün Özkök Saatçi mesela. "Avuçlarımda yaralar çıktı, saçlarım dökülmeye başladı, üç ay beni uyutsunlar istedim" diye anlatmıştı, Elif Şafak’tan çok daha şiddetli bir depresyon geçirdiği muhakkak.

Ama bu, Elif Şafak’ın hiç yaşamadığı anlamına gelmiyor ki.

Üstelik, ortada bir kitap var.

Başka bir yazarın aklına gelseydi de yazsaydı...

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

Neresinden tutarsanız tutun, elinizde kalacak bir tartışma.

Baştan aşağı saçma.

Yazarın, gerçekliği çarpıtma hakkı var mı deniyor?

Daha doğrusu Emre Kongar soruyor.

İyi de çarpıtılan gerçekler ne?

Adalet Ağaoğlu’nun aslında kahve içtiği ama Elif Şafak’ın çay diye yazdığı mı!

Yoksa, bisküvilerin tabağa nasıl konduğu mu!

Açın Adalet Ağaoğlu’yla ilgili bölümü okuyun. Hiçbir saygısızlık yok, bir yılanlık da yok, yaşı daha genç olan yazar, gayet mütevazı bir şekilde kendini yaşı daha büyük olan bir yazar karşısında konumlandırmaya çalışıyor. Evet kurgulamış ama yani, tabii ki kurgulayacak. Hakaret mi etmiş? Hayır? Bizim gözümüzde Adalet Ağaoğlu’nu küçültmüş mü? Hayır. Üstelik kitabını bitirdiğinde Elif Şafak, Adalet Ağaoğlu’nu aramış. "Görmek ister misiniz?" demiş, "Şöyle başladım, şöyle bitirdim." O da "Teşekkür ederim ama vaktim yok, çok meşgulüm!" demiş.

Hep o üstten tavır!

Keşke, vakit yaratıp baksaydı...

Ya da Ayça Örer’le Siyah Süt’ü konuşurken derdini farklı bir şekilde dile getirseydi...

Ben o açıklamaları Adalet Ağaoğlu’na yakıştıramadım. Koskoca Adalet Ağaoğlu’ndan söz ediyoruz. O lafların içinde küçümseme var, kendini farklı bir yerde görme var.

Oysa, Elif Şafak’ı tatlı tatlı öyle bir ti’ye alabilirdi ki, biz neyin ne olduğunu anlardık. Ama işte saçma bir şekilde öfkelenmiş...

*

Sizce kahve yerine çay yazdı diye mi Elif Şafak’a bu tepki?

Ya da o bisküvi hadisesi mi?

Hiç zannetmiyorum.

Nereye gitseniz, neyi açsanız, karşınıza Elif Şafak çıkıyor, her yerde kitabının reklamı var, müthiş bir tanıtım, son kitabı ’Aşk’ için Serdar Erener’le çalışmış, tabii ki satışı etkiler böyle kapsamlı bir marketing stratejisi...

O da yazar...

Onlar da yazar...

Hepsi de olağanüstü iyi yazıyor...

Ama hep aynı yere geliyoruz, bir şekilde, Elif Şafak hepsinden daha fazla ilgi görüyor.

Neden?

Seçtiği konular itibariyle günü daha iyi yakalıyor, ilgi odağı olmanın yolunu daha iyi biliyor ve doğru insanlarla çalışıyor.

E çok sinir tabii...

Röportajı yapan Ayça Örer anlatıyor
Adalet Hanım’a Siyah Süt’ü ben sormadım bizzat kendi anlatmak istedi ve anlattı

Madem girdik bu işin içine, o zaman bütün tarafları dinleyelim, röportajı yapan Ayça Örer dahil:

*

Olay şudur... Adalet Ağaoğlu’nu ben aylar evvelinde, Barış Meclisi Toplantıları sırasında aramış, röportaj talep etmiştim. O dönemde hasta olduğu için benimle röportaj yapamayacağını söyledi, erteledik.

Benim bu talebimden 4 ay sonra, kendisi bana ulaştı. Röportaj talebinin geçerli olup olmadığını sordu, ben de, söz konusu Adalet Ağaoğlu olduğu için, "Elbette geçerli!" dedim. Bunun üzerine o "Ama nasıl olur, bunu nasıl güncel kılarız?" diye sordu ve yanıtı kendi verdi, "Benim Bir Düğün Gecesi kitabımı okudunuz mu?" Benim master çalışmam bu üçleme üzerineydi, "Tabii" dedim, "Okudum." "Bundan konuşalım mı?" dedi, kabul ettim... Ve fakat şu şerhi koyarak: "Ben sizinle pazar röportajı yapmak istiyorum, yalnızca bunu da soramam haliyle..." O da, bunun mümkün olduğunu, istediğimi sorabileceğimi söyledi, kavilleştik...

Röportajda çok önemli nokta şudur: Ben Adalet Ağaoğlu’na Siyah Süt’ü sormadım. Bizzat kendi anlatmak istedi ve anlattı. Deşifrelerde bu açık seçik görülebilir. Hatta, diyalog şu şekilde gerçekleşti, ben ona "Bilinçli çocuk sahibi olmadınız değil mi?" diye sorduktan sonra, o bana "Size Siyah Süt’ü de anlatmak isterim" diyerek başladı. Ve sonrası malum...

Bizim hatamız yok mu?

Var.

İşin ses getirecek kısmını önden yayınlarken, geri kalanının pazar günün yayınlanacağı bilgisini ilk haberde bulunmasına rağmen, edit ederken çıkardık.

Art niyet yoktu.

Ama bir gazetecilik hatasıdır.

Yine fitne gazeteciliği yaptığımı kabul etmiyorum.
Yazarın Tüm Yazıları