"Selçuk Şirin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selçuk Şirin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selçuk Şirin

Ne "Fıtrat" Ne "Münferit" : Sistematik Ölüm Tablomuz

Avrupa'da en fazla işçi ölümünün yaşandığı Türkiye Avrupa'nın en zayıf iş güvenliği denetim ağına sahip! Böyle bir ortamında iş yapan yöneticiler için güvenlik önemsenen değil para kısılan bir alan.

İstanbul’un orta yerinde, herkesin gözünün önünde bir inşaatta 10 işçi hayatını kaybetti. “Bu sektörün doğasında ölüm var!” cümlesi o ölümleri açıklamak için sarf edildi. Soma’yı da fıtratla açıklamıştık. Sorumluların ağzından tekrar tekrar işçi olmanın doğasında ölmek var sözünü duydukça, bize de ısrarla şu soruyu sormak düşüyor: İş kazalarında ölüm gerçekten işin doğasından ya da fıtratından mı kaynaklanıyor, yoksa böyle söyleyerek sistematik bir açıklama yapmaktan mı kaçınıyoruz?

Öncelikle ne Soma’da ne de Mecidiyeköy’deki inşaatta meydana gelen iş kazaları münferit olaylar. Aşağıda son 7 yılın inşaat sektörü kaza istatistikleri var. Ortalama olarak her sene 343 işçimiz inşaatlarda hayatını kaybetmiş. Yani bu ölümler münferit değil, bir genel trendin uzantısı.

Türkiye İnşaat Sektörü İş Kazaları İstatistiği

Yıl

İş Kazası

Sürekli işgöremezlik

Ölüm

2007

7615

364

359

2008

5574

377

297

2009

6877

284

156

2010

6437

319

475

2011

7749

406

570

2012

9209

568

256

2013

-

-

294

Ortalama

7243.5

386.33

343.85

Veriler: SGK, İLO

Avrupalı işçilerin doğasında bizim kadar ölmek yok!

Türkiye’deki iş kazalarını ekmek kavgasının doğal bir sonucu olarak gören güçlü bir zihniyet var. Bu zihniyet Soma’daki faciayı fıtrata, inşaatlardaki ölümleri de sektörün doğasına bağlıyor. O nedenle bu zihniyeti test etmek için başka memleketlere bakmakta fayda var. Elbette 1800'lerin İngiltere'sinden bahsetmiyorum.

Eğer işin doğasında ölmek varsa bizdeki ölümlerle başka ülkelerdeki ölümler arasında çok az fark olması gerekir.

Bu anlamda Avrupa Birliği sürecinin yeniden gündeme geldiği şu günlerde bizdeki işçi ölümleri ile AB ülkelerindekini kıyaslamak ufuk açıcı olacaktır. Ülkeden ülkeye sektörlerin ağırlığı değiştiği için aşağıdaki tabloda tüm çalışanlar bazında ölüm oranı üzerinden bir kıyaslama yapacağım. Tabloda da göreceğiniz gibi her 100 bin çalışan başına Avrupa’da en çok işçi ölümü kaydeden ülke Türkiye! İş güvenliğinde en yakın rakiplerimiz olan Portekiz ve Romanya ama her ikisinden de epey kötü durumdayız. Bizim işçilerimiz İspanyol meslektaşlarından 3, Yunan meslektaşlarından 5 kat daha fazla ölüyor iş kazalarında.

Türkiye’de neden bu kadar çok işçi ölüyor?

Daha önceki bir yazımda taş kömürü bazında Türkiye’yi Çin ve ABD ile kıyaslamış ve bu iki ülkede uygulanan madenciliğin fıtratında bizdeki kadar ölüm olmadığını görmüştüm. Peki Türkiye’de iş kazaları neden bu kadar ölümcül? Neden işçi standartlarında sicili bozuk Çin bile bizden daha az can kaybıyla çıkarıyor kömürü? Neden Hollandalı çalışanlardan tam 12 kat daha fazla ölüyor bizim işçiler? Belli ki işçi olmaktan ya da sektörün doğasından kaynaklı bir durum değil bu. Aynı iş kolunda aynı seviyede üretimden, aynı sayıda çalışanda ölüm oranlarından bahsediyoruz.

Daha gerçekçi bir açıklamaya ihtiyacımız var.

Benim bu veriler ışığında vardığım sonuç gayet basit bir öğrenme prensibine dayanıyor. Ödüllendirilen davranış tekrar eder, cezalandırılan davranış söner.

Caydırıcı bir cezai müeyyidesi olmayan her davranış doğası gereği, hadi söyleyeyim fıtratı gereği, kendini tekrar eder. Bir başka ifadeyle işyerleri sıkı denetlenen, kazaya yol açanlara ağır cezalar verilen bir ortamda kazalar azalır. Denetlenmeyen, sorumlulara caydırıcı ceza verilmeyen bir ortamda kazalar bırakın azalmayı, artmaya bile başlar!

İşçi başına denetçi sayısında Avrupa’da en sondayız!

Aşağıdaki tabloda da göreceğiniz gibi, Avrupa’da en fazla işçi ölümünün yaşandığı Türkiye Avrupa’nın en zayıf denetim ağına sahip! Böyle bir denetim ortamında iş yapan yöneticiler için güvenlik ihtiyacının bir öncelik değil bir tasarruf alanı olarak görülmesi en azından ekonomik olarak anlaşılır bir durum.

Kazalar niçin azalmıyor?

Her bir kazanın elbette farklı somut sebepleri var. Soma’da trafo, Mecidiyeköy’de asansör arızası kazaya son kıvılcımı çakmış olabilir. Ama hem bu iki kazada hem başka bir kazada asıl sebebin denetimsizlikten kaynaklanan bir boşvermişlik ortamı olduğunu düşünüyorum. Yöneticilerin işi en az giderle en yüksek karı sağlamaktır. Türkiye’de şu an var olan iş ortamında iş güvenliği, yöneticiler için para harcanacak bir alan değil tam tersine para kısılacak bir alan. Peki neden?


Çünkü bu ülkede işyerinde insan ölümüne sebebiyet vermenin caydırıcı bir cezası yok! Sistem kazaların devamını mümkün kılan bir ekonomik akılla hareket ediyor. Kazayı azaltıcı tedbirler alan bir şirket var olan sistem içinde bir anlamda cezalandırılmış oluyor; zira rakiplerinin aksine güvenliğe para harcıyor. Bu çerçevede kazaları azaltmanın yolu denetimleri artırmak ve yöneticilere caydırıcı cezalar vermektir. Aksi halde daha çok cenaze kaldırır ah çekeriz ama trend aynen devam eder!

X