Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nasıl ateşli bir özelleştirmeci olunur?

Bunun için önce Maliye’nin Ek Taşıt Vergisi kaybını telafi etmek için ÖTV artışı yapmasını beklemeniz, ardından da bunun kamu ürünlerine yansımasının boyutlarını araştırmak için kamu kurumlarını aramanız gerekir. Gerisini onlar hallediyor zaten...

Stalin döneminde binlerce insan rejim karşıtı olduğu gerekçesiyle sürgüne gönderildi hapsedildi ve hatta idam edildi. Bunların bir kısmı SBKP içerisinde önemli konumlara sahip isimlerdi. Hatta aralarında Trotsky gibi Merkez Komite üyesi olanlar bile vardı. Stalin rejimi bu kişileri sadece kamu hayatından değil tarihten de sildi. Resmi belgelerden, yazışmalardan, tarih kitaplarından, edebiyat eserlerinden, ve hatta fotoğraflardan bile silindi bu kişilere ait tüm izler ve görüntüler. Stalin rejiminin vandalizmini tarih çoktan yargılayıp mahkum etti ama bazen “acaba Stalin haklı mıydı” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. En azından yöntem açısından.

Tekel satılmalı mı? Kesinlikle. Hatta bence satılmakla kalmamalı Stalin metodu uygulanarak isim, bina, ürün, vs. hiç bir şeyi kalmayacak şekilde tarihten silinmeli. Neden mi bu kadar uzlaşmaz ve sert bir tavır koyuyorum bu meseleye? Hemen söyleyeyim bu yazı yazılmadan yaklaşık 15 dakika öncesine kadar süren ve kişisel deneyimlerime dayanan yaklaşık 3.5 saatlik bir süreç nedeniyle bu kanıya varmış bulunuyorum.

Hikayemiz şu:
Salı gününden itibaren Ek Taşıt Vergisi gelirinden mahrum kalan Maliye Bakanlığı, bu açığı kapatmak için yine akşamcıları hedef seçti. “Bu adamlar zaten içip içip zom olduklarından itiraz filan edemezler, etseler de o kadar içtikten sonra en fazla rakı masasını dağıtırlar” diyen Maliye Bakanlığı alkollü içkilere uygulanan Özel Tüketim Vergisi oranlarını artırdı. Buna göre yeni asgari vergi oranı litre bazında, birada 750 bin lira, köpüklü şarapta 1 milyon lira, viski ve votka gibi yüksek alkollü içkilerde 19 milyon lira ve rakıda ise 10 milyon 200 bin lira olarak belirlendi. Haberci olarak hemen biz de alkol üreticilerini arayarak eski oranların ne olduğunu ve artışın kaç liraya tekabül ettiğini bulmaya çalıştık. Bira üreticilerinden bu bilgiyi almak yaklaşık 5 dakika sürdü. Şirketin basın sorumlusu arandı, soru iletildi, cevap alındı, teşekkür edildi ve telefon kapatıldı. Viski ve şarap üreticileri için de yaklaşık aynı yöntem izlendi. Halkla ilişkiler sorumlusu arandı, henüz net yanıt verilemeyeceği cevabı alındı ama bir iki saat içinde net yanıtın bizlere ulaştırılacağı belirtildi ve hakikaten de belirlenen süre içerisinde yanıt elimize ulaştı.
Geriye sadece Tekel kalmıştı...

Başıma gelecekleri en baştan itibaren biliyordum elbette ki. Oğuz Atay okudunuz mu hiç? Türk Edebiyatı’nın en önemli yapıtlarından kabul edilen “Tutunamayanlar” romanından bahsediyorum. Turgut Özben, roman başkişisi, bir devlet dairesindeki işini halletmek için Ankara’ya gider. Atay, devlet dairesinde karşılaştığı olayları inanılmaz bir netlikte çıkartır okuyucunun karşısına. Binlerce yıllık geleneğe sahip Türk bürokrasisinin ve Türk Devlet memurunun nasıl bir şey olduğunu ve neden düzelmeyeceğini anlamak isteyenlere hararetle tavsiye ederim Tutunamayanlar’ın o bölümünü.

O bölümü neredeyse ezbere bildiğim için önce aracı kurumların araştırma bölümlerini arayıp Tekel ürünleri ile ilgili ellerinde herhangi bir veri olup olmadığını sordum. Yoktu tabii ki!  Ama bütün borsacılar beni Tekel’i aramamam konusunda uyarmayı da ihmal etmedi. Fakat onları dinlemedim. Başıma gelecekleri bile bile dinlemedim üstelik. Ve Tekel’i aradım.

Türkiye’in en büyük alkollü içecek üreticisi Tekel ile teşrik-i mesaimiz saat 11:30 itibariyle başladı. Önce fihristimdeki numaralara telefon ettim ve dakikalarca çalmasına rağmen yanıt bir ürlü yanıt alamadım. Numaraların yanlış olup olmadığı kontrol edip yeniden denedim ve doğru telefonları aradığımı teyit etmeme rağmen yine yanıt alamadan dakikalarca çalan telfonlarla karşılaşım. Son bir çare olarak Tekel İstanbul Genel Müdürlük telefonu Türk Telekom internet sitesinden buldum, numarayı çevirdim. Nihayet ulaşmıştım. Otomatik santral yerine santral görevlisine bağlanmayı ercih etim ama telefon yine dakikalarca çalmasına rağmen bir türlü yanıt almadım. Nihayet saat 13:30 civarında “ne olacaksa olsun” diyerek otomatik santral aracılığıyla rastgele bir dahili numara çevirdim ve karşıma çıkan ilk insana derdimi anlatmaya ve en azından sorumlu biriyle görüşmek için yardımını dilenmeye başladım ve şansa bakın ki karşımdaki iyi niyetli hanımefendi bana kimin yardımcı olacağını şıp diye söyledi.

Hatta direkt telefon numarasını bile verdi. Sorun bitti sanıyorsunuz değil mi? Hayır! Yanılıyorsunuz. Asıl sorun ondan sonra başladı. Genel Müdür Yardımcılıkları dahil  toplam 17 ayrı numara ile toplam 32 ayrı görüşme yapmama rağmen, ki bu arada saat 14:30’u gösteriyordu, elimde hiç bir yanıt olmadan kalakaldım. Unutmadan bir not daha: Tekel’in santrali saat 12:00 ve 13:00 arası tamamen kapalı oluyormuş! Yani yaklaşık 3 saatlik bir çaba sonrası elimdeki tek şey toplam 4 adet A4 tipi kağıda yazılmış bir sürü isim ve numara... Hatta bir ara hangi bölümden olduğunu bilemediğim ama bu üç saatlık süre itibariyle birbirinden farklı bir sürü telefon numarasını çevirdiğimde karşıma çıkan Şinasi beyin  CNN TÜRK’ün lokasyonu, en iyi haber ajansının hangisi olduğu ve CNN Türk’ün rating’inin kaç olduğuna dair sorularını yanıtlarken buldum. Sonra Şinasi bey biraz da serzenişle, hani gazeteciyiz ya, çalışma şartlarının ne kadar zor olduğunu, orada sadece evraklarla uğraşmadığını yerleri bile silmek zorunda kaldığını anlattı. Son hatırladığım Şinasi beye “Allah rızası için, bu resmi açıklama değil ki, sadece bilgi istiyorum” dediğimdi.

Tekel’in tüzel şahsında soruyorum, KİT’ler daha yi yönetilemez mi? Daha iyi çalıştırılamaz mı? Daha verimli olamaz mı? KİGEM ve Mümtaz Hoca bana çok kızacak ama bana öyle geliyor ki bu çok uzun soluklu bir koşu olacak. Tabi bu işe soyunanların akıl sağlıklarını yitirmeleri tehlikesi de oldukça büyük. Ama şöyle bir öngörüde bulunayım. Möleküler transferi canlı organizmalara başarılı bir biçimde uyguladığımız günlerde büyük olasılıkla KİT’lerdeki sorunları da çözeceğiz. Nasıl mı, hepsini uzaya ışınlayarak... Şimdi müsadenizle ben masamı ısırarak kırmaya gidiyorum.

X