Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Müze gibi bir evde büyüdük

Modern mobilya tasarımı ve üretiminde uluslararası başarılar kaydeden Derin markası; Derin Sarıyer tasarımı FEK oturma ünitesiyle önemli tasarım ödüllerinden Chicago Good Design Award’ı da kazandı. Mobilya kategorisinde ödül kazanan tek Türk markası oldu. Bir yandan 40. kuruluş yılını kutlamak için kolları sıvadı. Akaretler’deki yeni mağazanın son hazırlıkları neredeyse tamamlandı. Bir de 1981’de Aziz Sarıyer tarafından çekilen 10. yıl fotoğrafına atıfta bulunan bir çekim yapıldı

? Baba mesleği çocukluk hayaliniz miydi?
DERİN SARIYER: Dilruba benden altı yaş küçük. Babam kendi tasarımlarını yapıyor bir yandan da önemli markaları getiriyordu. O ürünler  mağazalarımızda ve evimizde bulunuyordu.
? Müze gibi bir evde mi büyüdünüz?
DERİN SARIYER: Evet. Telefonun durduğu altlık bile tasarımdı. Bunlar bana normal geliyordu ama arkadaşlarımın tepkisi beni şaşırtıyordu. Saint-Joseph’i bitirdikten sonra İtalyanca için İtalya’ya gittim. Bilkent Üniversitesi’nde iç mimarlık ve çevre tasarımı okudum.
DİLRUBA SARIYER: Ben de Saint-Joseph’i bitirdim ve iç mimarlık eğitimi aldım.
? Sürekli tasarım konuşulan bir ev miydi?
AZİZ SARIYER: İşi eve asla getirmezdim. Eşim de bire bir meslekten olmadığı için günlük hayat üzerine sohbet ederdik.
BİRBİRİMİZE BEY
VE HANIM DİYORUZ
? Birbirinize evde ve işte nasıl hitap edersiniz?
DİLRUBA SARIYER: Evde konuşurken bazen 10 yaş altına iniyorum. Babam da benimle bebeğe konuşur gibi konuşuyor. Derin’e karşıysa daha ciddi. Ama genelde toplantılarda birbirimize ‘bey’ ve ‘hanım’ diye hitap ediyoruz.
? Aziz Bey nasıl bir baba?
AZİZ SARIYER: Beni sert sanıyorlar ama yumuşak bir yüreğim vardır.
DERİN SARIYER: Tabii. Örneğin geçen gün babama yemeğe gittim. Annem yurtdışındaydı, bütün servisleri o yaptı. Ben kanepede ayaklarımı uzatmış otururken çaylarımızı getirdi.
? Çocuklarınızı nasıl anlatırsınız?
AZİZ SARIYER: Derin mantık, Dilruba duygusallık.
?  Sarıyer soyadının avantaj ve dezavantajları oldu mu?
DERİN SARIYER: Tabii artıları vardı ama dezavantajları da oldu. Üniversitede jüriye performans gösterirdim. Bazıları olumlu olurdu ama bazıları “Sen Aziz Bey’in oğlusun daha iyi olmalısın” derdi. Bu da beni genç yaşlarda geriyordu.
? İş yüzünden birbirinize sinirlendiğiniz olur mu?
DERİN SARIYER: Birbirimize nazımız geçiyor. Bu yüzden iş tartışmaları sırasında bazen babamla aramızda gerilimli anlar yaşanıyor. Dilruba dengeyi sağlıyor. Ama bu tartışmalar hep kısa süreli oluyor.

Oğluma atölyemin adını verdim
Çocuklarımın ismi onlar için özel olarak seçilmedi. 1971’de henüz Derin doğmamıştı ve galerimin adını Derin koymuştum. Atölyemin ismini ilk doğan çocuğuma verdim. Ablamı 29 yaşında Isparta’ya düşen uçakta kaybettim. İsmi Dilruba’ydı. Bir hafta sonra kızım doğduğunda halasının ismini koyduk.

Normallik akımı yükseliyor
Yerel kültürlere seslenmek yerine içimizden gelen tasarımlar yapıyoruz. Bu kültürün geldiği en üst nokta, insanlara ne hitap ediyor diye düşünmek. 2003’ten itibaren Neo Barok ve figüratif ürünlere ilgi oldu. Şimdi bilgisayar programlarının gelişmesiyle tasarım enflasyonu söz konusu. Bakıldığında insanı formsal anlamda etkileyen tasarımın zamanı bitiyor. Şimdi rahatlık ve normallik bir akım. Doğal malzemeler tercih ediliyor. Doğal renklere ilgi var. Konfor ve fonksiyon da öne çıkıyor. Hikayesi olan mobilyalar isteniyor.

 


 

X