Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Müsrifliğin dayanılmaz cazibesi

Ege CANSEN

Cumhurbaşkanlığı bütçesi, 1998 yılı için kaç para biliyor musunuz? Öğrenseniz de inanamazsınız. Anlatayım. Dostum Necati Doğru, Sabah'taki köşesinde bu konuyu enine boyuna inceliyor, irdeliyor. Tespitlerine göre, Cumhurbaşkanlığı'nın bütçesi, ekonomik kriz yılı olan 1994'te yüzda 427 artmış. Normal yıllar olan 1996'da yüzde 340, 1997'de yüzde 177 çoğalarak 7 trilyona ulaşmış. Sizin, benim anlayacağımız şekilde söyleyeyim: 7.000 milyar lira olmuş. Peki, ekonomide adeta ‘‘sıkıyönetim’’ ilan edilen 1998 için öngörülen rakam ne: Tam tamına 25.000 milyar. Fazlası var, eksiği yok...

Sakın yanlış anlamayın. Bu, Cumhurbaşkanı'na verilen maaş değil. Cumhurbaşkanı'nın maaşı, yılda sadece, brüt 3 milyar. Neti de 2 milyardan az. Özel sektörde bu paraya orta sınıf bir genç uzman zor çalışır. İşin daha yürek yakan yanı, Cumhurbaşkanımızın maaşına 1995'ten bu yana hiç zam yapılmamış olması. Şimdi çok üzüldünüz değil mi? Bu ülke, koskoca başkanına, hiç olmazsa enflasyon kadar zam veremeyecek kadar fakir. Ama bu ülke, aynı devrede Cumhurbaşkanlığı bütçesini en az 20 kat artırabilecek kadar zengin.

Kafanız karıştı değil mi? Benimki allak bullak.

Şimdi ilgili ve yetkililer, bir sürü açıklama (!) getirecektir konuya. Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığı ile mütenasip harcama ve yatırımlardan bahsedeceklerdir. Huber Köşkü'nün, Otluk Yazlığı'nın, Çankaya köşklerinin onarımından, muhafız alayı harcamalarından ve bir sürü otomobilin çok zaruri olarak alınmasından söz edecekler. Dinlemeye bile tahammülüm yok. Hiç zırva, tevil götürür mü?

Şimdi şu soruları sormak istiyorum.

Cumhurbaşkanlığı bütçesi, beş yılda sadece enflasyon kadar artırılsa, bu ülkenin itibarı korunamaz mıydı? Kaldı ki, hepimizin hatırlayacağı üzere, merhum Turgut Özal, devlet parasını harcama konusunda evvelallah müthiş bir adamdı. Freni filan yoktu. Demirel, Fahri Korutürk'ten veya Cevdet Sunay'dan sonra başkan olsaydı; denecekti ki ‘‘Önceki başkanlar askerdi, ufukları orduevi lüksüyle sınırlıydı, onun için bütçeyi çok artırmak gerekliydi.’’ Halbuki, Turgut Özal gibi, iş para sarfetmeye geldiğinde, vur deyince öldüren ve Çankaya'yı adeta yeniden inşa ettiren bir kişiden sonra bu harcamalar yapılıyor.

Türkiye'yi yönetmek iddiasıyla işbaşında bulunan Demirel'e veya onun direktifleriyle hareket eden kişilere, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin neresinden ne tasarruf edilir, ben öğretecek değilim. Onlar bu işin dik âlâsını bilirler. Mesele, niyet meselesi. Debdebenin dayanılmaz cazibesine kapılmadan bu işleri yönetme iradesini gösterebilme meselesi. 1988 ve önceki yılların bütçeleri birer israf bütçesidir. Birileri, halkla dalga geçiyor gibi bir duyguya kapıldım. Ayıp oluyor.

SON SÖZ: Sarf mı, israf mı? İşte soru budur!

X