"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Müslümanların dini özgürlüğü yokmuş!

DIŞİŞLERİ Bakanı Ali Babacan, Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda parlamenterlerin sorularını yanıtladı.

Azınlıkların dini özgürlükleriyle ilgili bir soruya verdiği yanıt şu:
"Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor."

Bu sözleri söyleyen herhangi birisi değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı, aynı zamanda milletvekili ve AB Müzakerecisi sıfatlarını da taşıyor.

Yani bozuk giden bir durum varsa, onu düzeltme mevkisinde bulunuyor.

Öte yandan Türkiye’de Müslümanların dini özgürlüklerle ilgili olarak nasıl sorunlar yaşadığını da merak ettim.

1- Çocuklarına dini eğitim vermeleri mi engelleniyor? Lise düzeyinde bile böyle eğitim veren kurumlar var. Kuran kursları bedava, yatılı olanları da var.

2- İbadetlerine karışan mı var? Camiye gidene "gitme" diyen, namaz kılana tekme atan, zorla oruç yediren mi var?

3- İbadethane yaptırmalarının önünde engel mi var? Üç kişi bir araya gelip, bir dernek kurup, hayırseverlerden de destek alıp cami yaptıramıyor mu?

4- Devlet, din görevlilerinin maaşlarını geciktirerek mi ödüyor? Müslüman din adamı yetiştirilmesini mi önlüyor? Din adamı yetiştiren okulları mı kapatıyor?

5- Bu ülkede sadece Müslüman olduğu için takibe uğrayan, mahkemelerde süründürülen, ülkeyi terk etmek zorunda kalan mı var?

Babacan bu sorulara bir açıklamayla yanıt verse de hep birlikte öğrensek, Türkiye’de Müslüman çoğunluğun nasıl ezilmekte olduğunu.

EMNİYET'TEKİ CEMAATİN MARİFETİ

İÇİŞLERİ Bakanlığı’na bağlı birimlerde ve özellikle de Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde, bir tarikatın örgütlenme çabası içinde olduğu, yeni bir bilgi değil.

Gerçi onlar kendilerine tarikat değil, "cemaat" diyorlar ama bu örgütlenme çabasının geçmişinin bir hayli eski olduğunu da biliyoruz.

Cemaat önderinin, bunu bir hedef olarak koyduğu da bir sır değil.

Ama hem cemaatin çıkaracağı yaygaranın korkusundan, hem de "polis korkusundan" kimse bunu açıkça telaffuz edemiyor.

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili’nin takibi de, CHP Genel Merkezi’ndeki bir özel odanın uzaktan dinlenmesi de Emniyet içindeki bu "örtülü örgütlenmenin" marifetidir.

İçişleri Bakanı, "suçlanmayı kabul etmediğini" söylüyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü de "Dinleme ile alakamız yok" diyor.

Bunlar artık boş konuşmalardan ibaret. Şu anda iktidar gücünü elinde bulunduran hükümet ve Emniyet Genel Müdürü’dür.

Hükümetin emrinde ayrıca MİT de var.

Bu dinleme olaylarının kimin tarafından yapıldığını bulup açıklamak da bütün bu olanaklara sahip olan hükümete düşer.

Madem dinlemenin hükümet ve emniyet ile ilgisi olmadığı söyleniyor, kiminle ilgisi olduğunu bulma sorumluluğu, elinde yasal iktidar gücünü bulundurandadır.

Bu olay ile Emniyet’teki Fethullahçı örgütlenme arasında bir ilişki bulunup bulunmadığını ortaya çıkarmak, devletin yasalara bağlı unsurlarının görevidir.

Bu yapılmadığı sürece, verilen demeçlerin bir anlamı olmaz.

YASADIŞI KAYIT ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAK
GİZLİ çetenin kaydedip servis ettiği konuşmayı yayımlayan Vakit Gazetesi pişkin pişkin soruyor:
"Konuşmanın içeriğini neden tartışmıyorsunuz?"

AKP’li Dengir Mir Mehmet Fırat da benzeri bir üste çıkma çabası içinde.

Dinleme olayına karşı yükseltilen sesleri eleştiriyor.

Tipik bir "yavuz hırsız" durumu yani.

Okuyucuları arasında çok sayıda meczup bulunan ve bu özelliğini bildiği için de hoşuna gitmeyen kişileri hedef göstermeye çekinmeyen Vakit Gazetesi’nin neden böyle yaptığını anlamak zor değil.

Onların mesleği bu zaten!

Peki, AKP Genel Başkan Yardımcısı’na ne demeli?

AKP, İçişleri Bakanı aracılığıyla olayla ilişkisinin olmadığını söylerken, Genel Başkan Yardımcısı aracılığıyla da bu yasadışı kayıt üzerinden siyaset yapabiliyor demek ki!

AKP’nin gösterdiği tepkinin, İçişleri Bakanı’nın usulden tepkisiyle sınırlı kalmış olması da gösteriyor ki AKP bu tür yöntemleri kullanmakta çok da sakınca görmüyor.

Devlet Bahçeli’nin dediği gibi bir korku imparatorluğu yaratılmak isteniyor.

O korku ile sindirilmiş bir ülkenin daha kolay yönetilebileceği düşünülüyor.

Çok yanıldıklarını yakında anlayacaklardır.

X