Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Modern Zamanlar







Hadi ULUENGİN

Yılan var, yılan var...

Çocukluğumun ve ilk gençliğimin İstanbul'unda tek bir Çin lokantası görmemiş olan bizler de, şehrimizde şimdi bunlar nispeten fazlalaştığı; her halükarda da, bin şükür, damak tadımızdan giyim gustomuza merak açımız genişlediği ve zevk yelpazemiz melezleştiği için, şimdi dünya insanlarına ve dünya kültürlerine eskisinden çok daha yakın değil miyiz ? Böyle bir yakınlaşma bizi daha evrensel ve daha renkli kılmıyor mu ?

YILANI seven var mıdır ? Sanmam... Soğuk ve mundar hayvan işte... Hadi soğukluk ve mundarlık bir yana, Havva Anamızı yasak elmayla ayartıp bizi ebedi günahlara mahkum eden de zaten o melun yaratık değil miydi ?

Sabah sabah yılandan dem vurup pazar keyfinizi neden mi kaçırıyorum ?

Lütfen kabahatı bu satırların yazarında aramayın...

İlla kızacaksanız da Çinli kahinlere kızın !

Hayvanlar aleminin bilumum cinslerini kullanarak alengirli takvim yapmak fikri herhalde bendeniz başının altından çıkmadı...

Tabii ya, önümüzdeki 24 Ocak Çarşamba günü bütün Konfüçyüs uygarlıklarında yılbaşına tekabül ediyor... Ejderha Yılı bitecek ve Yılan Yılı başlayacak.

Nereden mi biliyorum ? Hayır, yine günahıma girdiniz, fi tarihinde Mao adlı köy kurnazının ağına takılmış olmamla hiç ilgisi yok !

O vakitler bırakın hayvanat bahçesi gösteren takvimlerin sayfasını çevirmeyi, eh tanıdık yılbaşını kutlamayı dahi ‘burjuva suçu’ (!) addederdim.

Açıklayayım, eğer çarşamba gününün Çin yılbaşısı olduğunu biliyor ve yılandan söz ediyorsam, çünkü bu konu geniş çevrede durmadan tekrarlanıyor...

* * *

EVET, evet, eğer herhangi bir Batı lisanını çata pata çıkartıyorsanız, açın gazeteleri, çevirin televizyonu, bağlanın internete, göreceksiniz ki sanki ‘‘beyaz adam’’ın o anlı şanlı Avrupa'sı, Amerika'sı veya Avustralya'sı tümden sarıya kesmiş... Varsa Çin yılbaşısı, yoksa yılan yılı...

Dev süper market filanca cerideye tam sayfa reklam vermiş ve bas bas bağırıyor ki çekik gözlü bayram nedeniyle reyonları silme dolduran ve mikro dalga fırında şıpınişi hazır olan ördekler en eski reçetelere göre ve bizzat Kantonlu ahçıların gözetiminde pişirilmiştir...

Ayrıyeten, altı tane lotüs desenli kase alana mağazamız bir düzine çubuk hediye etmektedir.

Bir, iki, üç, böyle marketle ve böyle ilanlar bitecek gibi değil... Ekrana ise çıkmış çin-çan-çon diye konuşmaya çalışan ve ‘‘üstad-ı azam’’ diye takdim edilen sarı benizli bir muhterem, yılanın kurnazlık ve hırsla özdeşleştiğinden dem vurarak, önümüzdeki on iki ayın nasıl bir seyir izleyeceği hakkında ahkam kesiyor.

Üstelik, zahir kahve falının pabucu dama atılmış, stüdyoya toplanmış bigudili hatunlar adamın ağzının içine bakıyor.

Sonra, dolmuş uçakla Uzakdoğu yolculuğunun erdemlerini anlatan kısa bir reklam arası ve bu defa falanca ABD şehrindeki ‘‘Chinatown’’ mahallesinde yeni yıla nasıl hazırlanıldığına dair bir röportaj...

Sanal dünya ise başka bir alem... Çin harflerini taklid ederek ‘‘iyi seneler’’ dileyen siteler mi istersiniz, yoksa fareyi tıklatmanız gereken yeri sürüngen hayvanın animasyonuyla gösteren sayfalar mı...

Yeter, n'oluyoruz yahu !

Tamam anladık, büyük uygarlık, önemli felsefe, ciddi insanlık...

Tamam, üstelik Asya dışında da çok yoğun diaspora kolonileri oluşturdular. Ancak yine de Çinliler ve onların fasilesinden sayılabilecek Vietler, Khmerler, Laolar ve saireler, henüz dünyayı fethetmediler.

Çin yılbaşısıysa Çin yılbaşısı, Allah sahibine bağışlasın ve amin !

* * *

BUNU diyorum ama laf aramızda çok hoşuma gidiyor ! Hem müthiş seviniyorum, hem de çok yakında aynı şeyin bize de sirayet edeceğine inanıyorum.

Sakın bana Batılıların olaya ‘‘oryantalist’’ yaklaştığından veya tüketim toplumunun şimdi de Çin yılbaşını kullandığından dem vurarak ‘‘sol’’ salçalı maval okumayın. Bunlara fazlasıyla karnım tok...

Sonuç itibariyle iyi mi, kötü mü, onu söyleyin !

Bir ‘Derin Amerika’ kasabasında sırf hamburger tıkınıp, yalnız Noel'i ve Şükran Günü'nü bilen çocuk eğer Yılan Yılı münasebetiyle market reyonundan hazır Kanton ördeği seçmesini öğreniyorsa, bunun neresi kötü olabilir ?

Böyle bir küreselleşme insanları birbirlerine yaklaştırmaz mı ?

Bir ‘‘Derin Fransa’’ köyünde salamı hep çakısıyla kesmiş ve hep ‘‘Tarot’’ falı açmış çiftçi efendi, şehre indiğinde, televizyonda gördüğü için Çin self servisine gidip pirincini çubukla yemeye çalışır ve kasesinin altına yerleştirilmiş Yılan Yılı encamını okursa, bu, kültürlerin harmanlaması açısından muazzam bir zafer oluşturmaz mı ?

Nitekim, çocukluğumun ve ilk gençliğimin İstanbul'unda tek bir Çin lokantası görmemiş olan bizler de, şehrimizde şimdi bunlar nispeten fazlalaştığı; her halükarda da, bin şükür, damak tadımızdan giyim gustomuza merak açımız genişlediği ve zevk yelpazemiz melezleştiği için, şimdi dünya insanlarına ve dünya kültürlerine eskisinden çok daha yakın değil miyiz? Böyle bir yakınlaşma bizi daha evrensel ve daha renkli kılmıyor mu ?

Dolayısıyla, Çin yılbaşınız kutlu ve Yılan Yılı'nız mutlu olsun !...

X