Yılmaz ÖZDİL

yozdil@hurriyet.com.tr

Mektup...

23 Eylül 2009
Sevgili Deniz<br><br>İlla “aç” dedin, yüreğimi açmak istiyorum sana... Yoruldum artık çünki...

Hamdolsun villalarım var, uçaklarım var, gemilerim var, etrafım yalaka dolu ama, neyleyim, sen yoksun... Yarımım adeta. Hislerimi dökme noktasında kelimeler kifayetsiz... Özlüyorum.

*

Kaç zamandır yoksun, kaç zamandır yokum kendimde, bu da böyle biline... Sevmiyorum Ankara’yı artık, kayboluyorum sensizliğimde, vuruyorum kendimi sokaklara, savruluyorum New York’lara... Beraber yürümedik belki bu yollarda ama, bana her şey seni hatırlatıyor, inan... Gücüme gidiyor. Gözüm kapıda, kulağım telefonda. Üşüyorum.

*

Sağolsun Barak, “Zamana bırak” diyor ama, olmuyor. Unutamıyorum. Ayamama Deresi gibi taşıyor hasretin... Ve, bilsen öylesine pişmanım ki, o öfkeli anımda “cibilliyetsiz” diye bağırdığım için sana... Affedemiyorum kendimi... Bilirsin, yumuşak başlıyım, uysal koyun değilim, hırçınlaşıyorum sen öyle yüzünü çevirip, teğet geçince bana... Sonra da kalakalıyorum o kahreden keşkelerimle baş başa.

*

Patlamış fırtınanın ortasında, bir umut ışığı, Deniz Feneri arar gibi arıyor seni gözlerim... Sensiz nasıl devam edebilirim, bilmiyorum. Seyretmişsindir televizyonda, bi dokunduklarında ağlıyorum. Ve, bedeli ne olursa olsun, sen bana gelmesen de, benim sana gelme ihtimalimi seviyorum.

*

Velev ki okursun mektubumu, velev ki bir şans daha tanırsın bana... Yakama kırmızı bir lale takıp, bekliyor olacağım Taksim’deki simit sarayında... En kalbi duygularımla...

 

Recep  

 

Yazarlar Ana Sayfa
Haberlerİbrahim ÖzçimenboluvaliSiirtterör saldırısıEYPofsayt