"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Meclis’in yeni dekorasyonunu üstleniyorum! Hayırlı uğurlu olsun!

Ben gönüllüyüm arkadaş! Parası neyse bastıracağım, yaptıracağım TBMM’nin yeni dekorasyonunu!

Yeter ki bir durulsun vekiller! Birkaç şaka, üç-beş espri, karşılıklı hiciv, bir tatlılık, bir hoşgörü, ne bileyim, çay ve sempati görelim artık şu Meclis’te yav

Ülkedeki asabiyetin suçlusunu bulduk! Meclis’in iç mimarı!
Milletvekilleri açıkça ifade ettiler; “Siyasilerin gerginliğinin sebebi, tamamen TBMM’deki koltukların rengi ve ışıklandırma” dediler.
Turuncu koltuklar ister istemez vekilleri geriyormuş ve kavgaya yol açıyormuş.
16 avizeden kaynaklanan aşırı aydınlık ve bazen gece geç saatlere kadar çalışma da, ‘başka olumsuzluk nedenleri’ymiş!
Önce bir “Yemezler” diye düşündüm. “Kıs aydınlatmaları, kameralar da o loş ışıkta, ne eşe dosta iş bulmak için çekilen mesajları, yazılan notları görebilsin, ne de şekerleme yapan vekilleri, pışııık” dedim kendi kendime.
Hayır inandırıcı gelmedi anlatabiliyor muyum? Biz oyuncular olarak, yerine göre 36 saat uyumadan çalışıyoruz. Hiç öyle “Ben iki saattir turuncu kanepede oturuyorum, en iyisi gideyim şu Olgun Şimşek’e kafa göz gireyim” tarzı hallerim olmuyor mesela!
Işıklarımız desen, avize filan değil, bildiğin ağzımıza ağzımıza spot tutuyorlar. Ama ortam aydınlık diye bugüne kadar Jale Atabey’e “Eeey yönetmeeen” diye atarlandığım olmadı misal! Pısırık pısırık çalışıp duruyoruz!

FAKİR AMA MUTLUYDUK!

Ancak sonra 70’li yılları hatırladım, şimdiki dekorasyonla ilgili eleştirilere hak verdim.
O zamanlar Meclis pek çirkindi esasında. Kahverengi, yalancı deri koltuklar vardı. Para kıttı, dolayısıyla ışıklar muhtemelen bu kadar parlak değildi, zaten ikide bir elektrik kesildiği için, oturumlara ara verilirdi. Ülke feci durumdaydı, margarin dahil, aşağı yukarı hiçbir şey yoktu! ‘Fakirdik ama mutluyduk’a bağlamak istemezdim ama, o yoklukta Meclis’in yine de bir keyfi vardı arkadaş! Demirel’den neşeli özlü sözler, Erbakan’ın ikide bir pazar filesiyle, kadayıfla, muhtelif aksesuarlarla kürsü performansları, Ecevit’in zamanlar ötesi zarafeti...
Siyasilerin, televizyonda, mizah dergilerinde mütemadiyen en sertinden taklitleri, hicivleri yapılır, hiçbirinin aklına mizahçıya kızmak gelmezdi! Meclis o yıllarda, bildiğin, hadi SPA demeyeyim artık ama, üniversite münazara kulübü renkliliğindeydi.
Meğer o kasvetli sandığımız eski Meclis, zamanında, bilmeden feng shui kurallarıyla döşenmiş, görüyor musun sen!
Demek bu körolası turuncu koltuklar bitirdi siyasetteki hoşgörüyü! Vay be.
E neyine senin ceylan derisi? 70’lerdeki gibi, ‘laylondan’, deri görünümlü kahverengi muşambayla kaplatacaktın koltukları, gelsin Başbakan’dan ne şakalar, ne hikâyeler...
Demek ki, gevşet o avizelerde üç-beş ampul, gelsin iktidar milletvekillerinden: “Eeey ‘Gezi’cileeer! Neredesiniz? Size nohut-pilav arabası yollayacağız, eylem yapacağız diye sokakta aç oturmayın yavrum!”
Demek TBMM’yle MODOKO bir buluşsa, ülkedeki gerilim bitecek!

OLMADI KREDİ ALIRIM

Bak gaza geldim! Ben gönüllüyüm arkadaş! Parası neyse bastıracağım, yaptıracağım TBMM’nin yeni dekorasyonunu! Yeter ki bir durulsun vekiller! Birkaç şaka, üç-beş espri, karşılıklı hiciv, bir tatlılık, bir hoşgörü, ne bileyim, çay ve sempati görelim artık şu Meclis’te yav.
‘Karşılıklı atarlanma, yetinmeyip muhalif herkese gider yapma, halka bağırıp çağırma’ ortamının müsebbibi o koltuklarsa, ben bütçemi kırar yarar, en olmadı IKEA’dan kendim monte etmeli 550 koltuk alırım arkadaş, ne olacak!
Bir kavga etmeyin, bir bize bağırıp çağırmayın, Zen bahçesi yaptıracağım ortaya yemin ederim! Şırıltılı bir süs havuzu iyi olur yanına, o da benden.
Sürekli bir SPA müziği çalsın ortamda, tarçın kokulu tütsüler yakılsın mesela. “Artık gazetecilerle sanatçılardan nefret etmeyeceğiz” taahhüdü varsa, ışıkları reostalı yapıp pembeye çevirteceğim, tanıdık elektrikçi var, kaç kuruştur ki abi?
“Az uyuyoruz, gece ikide, üçte bitiyor oturumlar; görüntüsünden, halinden tavrından, hangi milletvekilimizin kavga çıkaracağını anlıyorum” demiş TBMM başvekili. Eyvallah. Uzun uçuşlarda business class’ta 180 derece yatan koltuklar var. Kredi alıp onlardan koydururum Meclis’e; olmadı arada şekerleme yapsınlar rahat rahat, feda olsun yav. Hatta her vekil koltuğunun tepesinde, bebek odası tarzı, dingdonglu, ışıklı, sallanan dönen melekler filan, hepsini taktıracağım valla. Üçe beşe bakanın gözü körolsun!
Yeter ki bi bağırmayın kardeşim!
Son bir yılda siyasetçilerden işittiğimiz azarı, hayat boyu babamızdan işitmedik yav!
Sökün o turuncu koltuklarla parlak avizeleri, siz de kurtulun biz de kurtulalım!
Hatta o kadar etkililerse, verin onları bir drama dizisinin setine, çekirdeğimizi alıp, gerilmeden kavga dövüş seyredelim artık.

X