Sosyal fobi tedavi edilebilir

Sosyal fobi en sık görülen psikolojik rahatsızlıklardan biridir ve kesinlikle tedavi edilebilir. Sosyal fobi yaşayan çoğu kişi iyileşebileceğini bilmiyor ve yaşadıklarının kişiliklerinin bir parçası olduğunu sanıyor.

Danışan: Yeni tanıdığım insanların içinde konuşmaktan çok rahatsız oluyorum. Bu benim için çok ciddi bir problem, çünkü eşim yeni terfi oldu ve işi nedeniyle çok fazla davete katılmamız, yeni insanlarla tanışmamız gerekiyor. Davetlerde o gayet rahat, neşeli, esprili ben ise onun yanında donup kalıyorum. Yeni tanıyanlar beni çok soğuk bulacak, eleştirecek diye çok üzülüyorum. Çünkü ben öyle bir insan değilim.
Dr. Başak: Tam olarak neler hissediyorsunuz?
Danışan: Çok fazla heyecanlanıyorum. Özellikle tanımadığım bir ortama gireceksem, kapıdan içeri girer girmez, hatta bazen davete gitmeden bir gün önce bende heyecan başlıyor. İnsanlar etrafımdayken, herkes beni dikkatle izliyor gibi hissediyorum. Sanki nasıl giyindiğime, ne söylediğime, gülümsememe, duruşuma bakıp bir yanlışımı bulacaklarmış gibi geliyor. Elimi kolumu koyacak yer bulamıyorum. Heyecandan dikkatim konuştuğum konudan uçup gidiyor, kendimi izlemeye başlıyorum. Kalbim hızlı hızlı çarpmaya başlıyor. Kendime sürekli “Yine kızardın, iki kelimeyi bir araya getiremiyorsun, aptal gibi konuşuyorsun” gibi şeyler söylüyorum.
Dr. Başak: Bunları söyledikçe de daha kötü hissediyorsunuz.
Danışan: Farkındayım ama elimde değil. Engel olamıyorum. O kadar rahatsız oluyorum ki oradan bir an önce kaçıp kurtulmak istiyorum. O davet eğlenceli olmaktan çıkıyor, tam bir işkenceye dönüşüyor.
Dr. Başak: Bu her zaman mı oluyor, yoksa bazı ortamlarda mı?
Danışan: Arkadaşlarımın, ailemin yanında bir sorun yok. Ben de zaten bunu anlayamıyorum. Arkadaşlarımın arasında gayet neşeli, espriliyim ama ne zaman tanımadığım insanların olduğu bir davete katılsam kendim olmaktan çıkıyorum. Bu artık beni o kadar rahatsız ediyor ki, böyle davetlerden bir gün önce karnıma ağrılar girmeye başlıyor.
Dr. Başak: Yani sadece psikolojik değil, fiziksel şikayetleriniz de oluyor.
Danışan: Son zamanlarda daha da arttı. En son geçen hafta gittiğimiz bir davette çok kötü oldum, zaten o nedenle size gelmeye karar verdim.
Dr. Başak: Ne oldu?
Danışan: Yine eşimin işiyle ilgili bir davete katılmamız gerekiyordu. Ben aslında hiç gitmek istemedim ama eşim gitmemin onun için çok önemli olduğunu söyleyip ısrar edince gitmek zorunda kaldım. O benim yaşadıklarımı tam olarak bilmiyor, anlatamadım. Hem utanıyorum hem de üzülsün istemiyorum. Ona hiçbir şey belli etmemeye çalışıyorum ama o gece mümkün olmadı. Önce kendimi kontrol etmeye çalıştım ama bir süre sonra elimde olmayarak terlemeye başladım. Sanki nefesim kesildi, kalbim çarpmaya başladı, ağzım kurudu ve karnıma korkunç bir ağrı girdi, kendimi tuvalete zor attım. Eşim de arkamdan geldi, ne olduğunu anlayamadı, hastalandım zannetti. Sonra eve döndük, onun da gecesini mahvettim. O yüzden artık bu durumdan kurtulmak istiyorum. Sizce neyim var?
Dr. Başak: Anlattıklarınız tipik bir ‘sosyal fobi’ rahatsızlığının belirtilerine işaret ediyor. Sosyal fobi (sosyal kaygı) bir çeşit kaygı bozukluğudur ve sosyal fobisi olan kişiler toplum içinde veya tanımadıkları kişilerin arasında bir eylemi gerçekleştirdikleri durumlarda utanç duyacaklarına ilişkin yoğun kaygılar yaşarlar. Bu kaygıyı belli ederlerse, başkalarının kendilerine, zayıf, güçsüz, yetersiz, sorunlu ya da aptal gibi yargılarda bulunacağından korkarlar. Bazen de başkalarının ellerinin ya da seslerinin titrediğinin farkına varacaklarıyla ilgili kaygılarından ötürü toplum önünde konuşmaktan korkabilirler.
Danışan: Evet, ben de sesim titreyecek veya çok ince çıkacak diye bazen çok korkuyorum.
Dr. Başak: Sosyal fobi sadece konuşmaktan korkmak şeklinde ortaya çıkmayabilir. Sosyal fobisi olan bazı kişiler, ellerinin sallandığını başkaları görünce utanç duyacakları için yemekten içmekten ya da yazı yazmaktan da kaçınabilirler.

TEDAVİ EDİLMEZSE TÜM HAYATI ETKİLER

Danışan: Bu çekingenlik veya utangaçlıktan daha farklı bir şey galiba. En azından benim yaşadığım daha yoğun bir heyecan.
Dr. Başak: Evet, fobiler daha yoğun yaşanır. Bir kişiye “sosyal fobisi var” diyebilmemiz için o kişinin korku duyduğu toplumsal durumlarda hemen her zaman anksiyete (kaygı) belirtileri yaşıyor olması gerekir. Bunlar; çarpıntı, terleme, titreme, ishal, kas gerginliği, yüz kızarması gibi fiziksel şikayetlere eşlik eder. Daha ağır durumlarda bu şikayetler panik atak şeklinde ortaya çıkar.
Danışan: Ben de sanıyorum panik atak yaşadım geçen gece. Ne kadar gereksiz heyecanlandığımı bile bile. Düşündükçe daha çok utanıyorum.
Dr. Başak: Bu da sosyal fobinin bir özelliğidir. Kişi, korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir ama engel olamaz. Bununla beraber eğer tedavi edilmez ise kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini bozar. Hatta bazı durumlarda depresyon gibi başka psikolojik sıkıntılara da yol açabilir.
Danışan: Peki iyileşebilir miyim? Böyle yaşamak istemiyorum.
Dr. Başak: Sosyal fobi en sık görülen psikolojik rahatsızlıklardan biridir ve kesinlikle tedavi edilebilir. Maalesef, sosyal fobi yaşayan çoğu kişi iyileşebileceğini bilmiyor ve bu yaşadıklarının kişiliklerinin bir parçası olduğunu sanıp kabulleniyor.
Danışan: Ne çeşit bir tedavi almalıyım?
Dr. Başak: Kaygı bozukluklarının çoğu, bu konuda uzmanlaşmış psikolog veya psikiyatristler tarafından uygulanan tedaviler ile iyileştirilebilir. Araştırmalara göre, Kognitif (Bilişsel) - Davranış Terapisi, kaygı bozukluklarında en etkin terapi yöntemlerinden biridir. Kişinin istenmeyen kaygılarına ve davranışlarına neden olan düşüncelerle davranışlarını ortaya çıkararak bunları değiştirmeye yönelik birtakım teknikleri içerir. Bazı durumlarda, psikoterapi ile birlikte ilaç tedavisi de önerilir. İlaç alımı, diğer tüm ilaçlarda da olduğu gibi, ilacı yazan hekim tarafından yakinen takip edilmelidir. Bilinçsizce alınan ilaçlar ciddi tehlikeler doğurur.

SOSYAL FOBİ mi yaşıyorsunuz?

1. Kişi, tanımadığı insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği ortamlarda, toplum içinde bir eylemi gerçekleştirmesi gereken durumlarda veya sosyal bir etkinliğe katıldığında belirgin ve sürekli bir korku duyar.
2. Kişi, böyle durumlarda küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar.
3. Kişi, korktuğu toplumsal durumla her karşılaştığında veya toplum içinde korktuğu eylemi (konuşmak, yemek yemek gibi) her gerçekleştirdiğinde anksiyete (yoğun kaygı) yaşar. Bu yoğun kaygı, panik atağı biçimini alabilir.
4. Kişi, korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir. (ÇOCUKLARDA bu özellik bulunmayabilir!)
5. Kişi, korktuğu toplumsal durumlardan ya da toplum içinde yapacağı eylemlerden kaçınır ya da yoğun anksiyete ve sıkıntıyla bunlara katlanılır.
6. Kişinin kaçınması, kaygı yaşayacağı beklentisi ya da yaşadığı sıkıntılar, onun olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini bozacak derecededir.
7. 18 yaşın altındaki kişilerde süresi en az altı aydır.

YAZARLAR

© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding