Liste çıkarmaktan vazgeçin

Yeni yayınları tarayıp okurlara kültür aşılaması yapacak, bellek hazinesini genişletecekleri seçmek imkansız. İnsanoğlunun ömrü yetmez bu işe.

Bu ülkede her yıl 175 bin, evet yüz yetmiş beş bin yeni kitap basılıyor. Kim bu kadar kitabı okuyup eleme yapacak zamana sahip?

Bazı yazarlarımızın yabancı kitaplara ilgisi giderek artıyor. Sütunlarında bu kitaplardan alıntı yapanlara ilaveten okurlarına ‘Okumanızı önemle tavsiye ederim’ diyerek liste yayınlayanlar da var.

Yazı işlerinden ‘Amerika yayıncılığın merkezi. Sen de arada bir bilgi hazinesini zenginleştiren kitapların listesini hazırla’ diye istek gelse elim ayağım birbirine dolaşır. ’Afganistan’da Usame bin Ladin’i bul, röportaj yap’ deseler bu kadar telaşa düşmem. Niye mi? Kitap seçiminin nasıl yapılması gerektiği hakkında fikrim yok. Fikri olanı da sanmıyorum. Dipsiz kuyudan taş çıkarmak gibi konu bu.

*

M.Ö.’ye giderek Homeros’un İlyada’sı, Eflatun’un Cumhuriyet’inden mi başlamak lazım acaba? Sonra Shakespeare’in Hamlet’i, Machiavelli’nin Prens’i, baba-oğul Alexandre Dumas’ların Kamelyalı Kadın ile Kont Monte Cristo’su, Bernard Shaw’ın Pygmalion’u belki. Ya Jonathan Swift’in Gülliver’in Seyahatleri, Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’u, H.D. Thoreua, A. Conan Doyle, Tolstoy, Kant, Maugham, Steinbeck, Shackleton, T.S. Eliot, Locke, Dostoyevski, Melville, Neruda’nın yapıtları? Tüm zamanların en çok kitabı basılan Isaac Asimov liste dışı bırakılır mı? En cimri sıralama dahi sütun değil sayfalar dolduracak. Geçen 2500 yıl içinde yaşamış dev yazarların eserlerini okumuş kimseyi biliyor musunuz?

Bu isimler ve diğerleri zihin eleğimden geçerken insanoğlunun kitaplarla yarış etmeye ömrü yetmeyeceği ortaya çıkıyor. Ama 2003 Martı’nda piyasaya sürülen Da Vinci Şifresi’ni son haftalarda önerenleri, Çok Eşli Evlilikler, Metafizik’te Dinler, Büyücülerin Seks Dünyası’nı andıran isim listelerini düşündüğümde işin kolayına kaçtıklarını görüyorum.

*

Amerika’da bu işi becerecek bir babayiğit enteli bulmak mümkün değil. Nedeni basit. Yeni yayınları tarayıp okurlara kültür aşılaması yapacak, bellek hazinesini genişletecekleri seçmek imkansız. İnsanoğlunun ömrü yetmez bu işe. Bu ülkede her yıl 175 bin, evet yüz yetmiş beş bin yeni kitap basılıyor. Astronomik bu rakam içinde çocuk masalları, yemek, avcılık, mobilya, koleksiyonculuk, romantik aşk, seyahat, sağlık vs. gibi özel merakları tatmin edenler var. Ama kim bu kadar kitabı okuyup eleme yapacak zamana sahip? Bir yıl sonra yeniden 175 bin kitap piyasaya çıkacak, on yıl sonra bu rakam iki milyona yaklaşacak. Ya 200’ü aşkın ülkede yayımlananlar? Üstüne üslük geçmiş asırlarda yazılmış eski yapıtlar ne olacak? Okurlar eskilerden başlasa yeni zamanları nasıl yakayabilecek? İmkanı yok. Biz gene aşina olduğumuz bir konuya, gazeteciliğe dönelim.

*

Amerika’da gazeteci sınıfı toplumun kültür seviyesi en yüksek bir kaç kesimi arasında. ABD Gazete Editörleri Cemiyeti’ne göre haber peşinde koşanların yüzde 89’u üniversite mezunu. Amerika genelinde bu oran yüzde 27. Basın, halkı hangi olayın önemli olduğunu düşündürme gücüne sahip. Oysa demokratik ülkede basın sanıldığı kadar özgür değil. Muhabirler yılda 30 bin doların üstünde para ödeyerek gazetecilik eğitimi görüyorlar. Gelir düzeyi yüksek ailelerin basın mesleğini seçen çocukları dar gelirli insanların sorunları hakkında bilgi veya tecrübeye sahip değil. Büyük tirajlı gazeteler ile ABC, CBS, NBC gibi ileri gelen TV kurumlarında çalışanlar yoksulluk yerine zengin sınıfı içeren haberlere yöneliyor. Katolik Rahipler Konferansı ’Basın ABD’de bir milyon yoksul olduğunu yazıyor. Oysa gerçek rakam 35 milyon. 44 milyon kişinin sağlık sigortası yok ama yazmıyorlar’ diye yakınıyor. Gözlemciler reklam şirketlerinin basını ’Yoksulluğu yazan gazetelerde reklamlar satış sağlamıyor’ görüşüyle yönlendirdiğini söylüyor.

*

Resmen yasadışı olmasına rağmen ırk ayrımı da hálá sürüyor lider ülkede. Muhabirler aile ocağında iken zencilerin yaşadığı iskan yerlerinin ’tehlikeli bölge’ olarak şartlandırıldıklarını itiraf ediyor. Beyaz muhabirlerin kaygılarını dikkate alan editörler zenci mahallelerindeki polisiye vakalarına zenci muhabirleri gönderiyorlar. 2002 yılında aynı anda kaçırılan 14 yaşındaki Elizabeth Smart günlerce başhaber olarak tüm ülke basınında yer alırken, Alexis Patterson adlı yedi yaşındaki zenci çocuğun haberi lokal gazeteler dışına çıkamadı. Partizan eğilimini sütunlarına taşıyan yazarların olayları saptıran yorumları da halkın gerçekleri öğrenmesini engelliyor.

*

Türkiye’ye kıyasla Amerikan basınında ’asparagas’ sıfatlı yalan yanlış haberlerin sayısı az değil. Masabaşı haberleri ’röportaj’ diye editörlerine yutturanlar arasında en saygın konumdaki gazetelerin muhabirleri de var. Hatalar hemen her gün özel bir sütunda okurlardan özür dilenerek düzeltilmeye çalışılıyor.
Yazarın Tüm Yazıları