Levent Yüksel ağlatıyor da ağlatıyor...

Geçenlerde, kopasıca çenemden çektiklerimi düşündüğüm ve bakın şu tesadüfe ki, mükemmel bir zamanlamayla kazara lambanın ayağına çarpıp o kopasıca çenemin bir köşesini patlatmayı başardığım pek "muzaffer" gecelerden bir gece; ekranda, daha önce Aşkın Nur Yengi tarafından seslendirilmiş olan, şimdilerde Levent Yüksel’in sesinden, Kadın Şarkıları albümünün çıkış şarkısı olan Ayrılmam’ın klibi belirdi.

Üzerinize afiyet, oturup biraz ağlamışım... Kadınız neticede, acı eşiğimiz yüksektir. Ağlamam çenemin acısından değildi takdir edersiniz; içimin ağrısından...

Sonraki günlerde ne zaman albümü dinlesem ya da Ayrılmam’ın klibi huzura gelse; benim göz pınarları şartlı refleks modeli harekete geçer oldu. Durup durup ağlıyorum; böyle bir şey olabilir mi? Sinir sistemi çöktü mü doğruldu mu n’oldu anlayabilmiş değilim. Çok, ama hakikaten çoook uzun zamandır, bu kadar çok ağlamamıştım. Beceremem... Nasıl iyi geldiğini anlatmaktan acizim. Eh, yaraya tuz basmak mıdır, biber sürmek midir; bilemem. Fena yaktığı muhakkak... Yaktığı kadar iyi geldiği de... Acı ilaç diyelim...

10 küsur gün önce, albümün lansman konserine gittiğimizde de beklendik-beklenmedik anlarda bu şarkılarla karşılaştığımızda nasıl maymun olacağımızı öngörebilmiştik zaten.

BU BİR KOMPLO

Türkiye’nin "içli Bart Simpson"ı Levent Yüksel, her zamanki fırından yeni çıkmış ekmek sıcaklığında ve tazeliğindeki tebessümüyle albümü yapmaya nasıl karar verdiğini anlatırken içimizden bir "Hadddeeee lennnnn!" demiştik zaten. Yok efendim, arkadaşlarla bir gün mangal partisi yapıyorlarmış da... Yüksel’e "Hadi bi’ şarkı söyle" demişler de... Hiç ádeti olmadığı hálde o gün söyleyeceği tutmuş da... İçinden gelmiş, daha önce ’96 yılında Hisar’da seslendirdiği, Şebnem Ferah’a ait Deli Kızım Uyan’ı söylemeye başlamış da... Bunun üzerine, menajeri ve dostu Ebru Toparlı; "Sen kadın şarkılarını ne güzel söylüyorsun; bunlardan bir albüm yapsana" diye öneri getirmiş de... Sonra Ayşe Barım ve Ebru Toparlı bastırmış da... Repertuvar oluşturulmuş da... Yüksel, yeni bir grup kurmuş da... Bütün şarkıların prodüktörlüğünü de o yapmış da... Aaa, zormuş mormuş ama pek de hoşuna gitmiş de... Levent Yüksel, kadın şarkıları söylüyor olmuş...

Valla ben konserde şarkıları dinlerken, böyle bir manzarayı tahayyül etmeye çalıştım, beceremedim.

Bence Levent Yüksel, söz konusu ekip ve saz arkadaşlarıyla birlikte oturmuş, uzuuun uzun ve hin hin; "Biz bu dinleyicilerin kadınlı-erkekli canına nasıl okuyabiliriz; nasıl jilet attırmadan şurdan şuraya bırakmayabiliriz?" diye düşünmüşler.

İNANMAYIN SİZ ONA

Düşünmüş olsalar gerek. Yani, Foolish Casanova da kadın şarkısı icabında; onu söylesene!.. Bizim ne günahımız var di mi ama?..

Kadın Şarkıları çok ağır arkadaşlar, çoook... Yani Levent Yüksel, kartonette ve billboard’larda elinde tazecikten papatya demetleriyle çok eğleniyormuş gibi pozlar vermiş olabilir. Dinlerken pek kıkırdamayacağımız konusunda bir uyarı da eklemeliydi diyorum, başka bir şey demiyorum. Bu gibi albümler yapan tüm müzisyenlerimizi sorumluluk bilincine davet ediyorum.

Levent Yüksel zaten bir acayip adam... Adamın hayat hikáyesine baktığınızda, bugüne kadar atlatmadığı travma babında, bir tsunami filan var herhálde. Dokuz yaşına kadar ablası zannettiği kişinin annesi, annesi sandığının da anneannesi olduğunu öğrenmeler, hüzünlü boşanmalar, ölümcül hastalıklar, ölümlerden dönmeler...

Oysa nedir? Adamın háline tavrına bakan, sakalını kesip gözlüklerini atmış, e kilo da vermiş, üzerine de jean ve tişörtü çekmiş Noel Baba’nın "mutluluktan helák olduk, bari bu konuda biraz şakıyalım" hesabına sahneye çıktığını zanneder.

Şarkıların her birinin Levent Yüksel’in hayatında özel bir yeri var ki bunları konserde anlatmakla yetinmedi; birkaç haftadır hemen hemen tüm röportajlarında da dile getiriyor. Dolayısıyla bir o bölümü pas geçelim; sözleri Sezen Aksu’ya, müziği Gianis Parios’a ait olan ve klibi Selim Demirdelen’in yönetmenliğinde çekilen Ayrılmam’a gelelim...

Levent Yüksel klipte, terk edilmiş demeyelim de boş konulmuş bir evde, üzerine çarşaflar serilmiş koltuklara oturmuş, malûm klásiğin sözlerini terennüm ediyor. Ki burada bir kez daha tekrar etmek, şu an için, cüretimi aşıyor.

Aşıyor aşmasına ya, şarkı kafamın içinde çalmaya başladı bile.

Sessizce dağılalım ey okur!! Gidip sakin bir köşede ağlamam gerekiyor. Bu fırsat (!) kaçmaz!.. Sakil bünye, böylesi tufan modeli gözyaşı fırtınalarına ancak kırk yılda bir, o da eğer şanslıysa (!) yakalanıyor.

Son söz babında ne demeli? Levent Yüksel’in şarkılarından papatya falına bakarcasına fal tutacak olursak: Ağlatıyor, ağlatıyor, e bu da ağlatıyor???
Yazarın Tüm Yazıları