Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kurthan Fişek: Nerede kalmıştık?






Kurthan FİŞEK

Kediler nankör mü?

SAYIN başbakanımızın, tarafsız aracılar eliyle, sayın cumhurbaşkanımıza gönderdiği ‘‘Kaldığımız yerden devam edelim!’’ çağrısına, Çankaya'dan olumlu cevap gelince, devlet zirvesindeki gerginlik yumuşadı.

Gözler pazartesiye çevrildi.

Ama, akla takılan bazı sorular ve sorunlar var.

1 Sayın Sezer, MGK toplantısını açarken espri yapabilir, Levent Kırca'nın ‘‘Nerede kalmıştık?’’ klasiğini tekrarlayabilir. Hava asıl o zaman yumuşar. Bu anlamsız kavgada ‘‘barış gücü’’ rolüne sıvanan MGK'nın asker üyeleri bile rahatlar.

Peki, devam etmesine edelim de, nerede kalmıştık? Sezer, 1982 anayasası kitapçığını Ecevit'e atmış veya uzatmış (yoruma bağlı), devlet bakanı ve başbakan yardımcısı Özkan da ayniyle iade etmişti.

Orada kalıp oradan aynı şekil ve üslûpla devam edilecekse, kan çıkar.

O anayasayı, birbirlerine fırlatacaklarına, keşke, elbirliğiyle çöp sepetine atsalar, yenisini yapsalardı.

* * *

2Pazartesi günkü toplantıya kimler katılacak? Bildiğim kadarıyla, ışığı gören herkes katılamaz, davet gerekir. Davet sahibi, devletin, dolayısıyla MGK'nın da başı olan cumhurbaşkanıdır.

Kalınan yerden devam edilecekse, Hüsamettin Özkan çağrılır mı?

Çağrılmazsa ne olur, çağrılırsa ne olur? İlginç bir soru... Cevabını bilmiyorum, pazartesiyi bekliyorum...

3Sezer cumartesi günü Mısır'a gidiyor. D8 zirvesine katılmak için... Pazar akşamı, geceyarısına doğru dönmüş olacak... Ya uçak kalkmazsa? Ya hava muhalefeti yüzünden başka yere iner, toplantıya yetişemezse?

Noolacak şimdi? Toplantıya, ya TBMM Başkanı Ömer İzgi, o olmazsa Başbakan Bülent Ecevit başkanlık edecek elbette...

Peki, toplantı nerede yapılacak? Genelkurmay'da mı, Çankaya'da mı, yoksa Başbakanlık binasında mı?

Pazartesiyi bekleyedururken, asıl meseleye gelelim...

* * *

4Hüsamettin Özkan, sayın başbakanımız Köşk'ü terk ederken, sayın cumhurbaşkanımız için, ‘‘Nankör Kedi’’ demişmiş...

Konu ve gündem değişiverdi. Kedi nankör mü, değil mi?

İlk tepki İ.Ü. Veterinerlik Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr. Tamer Dodurka'dan geldi: ‘‘Kediler karakterlerinden taviz vermedikleri için nankörlükle suçlanıyor. Oysa insanlara kişilik dersi veriyorlar. Köpekler 14 bin yıl önce, kediler sadece 6 bin yıl önce evcilleştirildi. Kedi besleyenler, aynı zamanda, yabani hayvan beslemenin hazzını yaşarlar. Köpek gibi ufak bir hediyeye kanmaz kediler... Bu da gururundan kaynaklanıyor. Kişiliklerinden taviz vermez, karakter dersi verirler...’’

Sevgili Mümtaz Soysal hocam da, Hürriyet'te, bu görüşe tam destek verdi.

‘‘Bizim Mırnık için nankör demeye bin şahit ister. Tatilde bahçeye çıkabildiği zaman, sevdiklerinin evine başka kediler yaklaşmasın diye, on yedi yaşında olmasına rağmen, canını dişine ve pençesine takar, en çetin hırlaşmaları bile göze alır. Ona göre, evin savunulmasını ihmal, kendisine gösterilen sevgiye nankörlük etmektir. Yapmaz. Nankör olsaydı, ara sıra kendisine bir şeyler veren komşulara da yaltaklanır, bir-iki lokma karşılığı onların kedilerini bizim avluya sokardı. Köpekseverlerin köpek sevgilerini ‘sadakat' kavramına dayandırmaları gibi, kediseverler de nankörlük suçlamasını reddetmek, ‘karakter' kavramını savunmak zorundadır...’’

* * *

Senin gözünde olmayabilir, benim gözümde olmayabilir, ama, sayın başbakanımızın yakın çevresinin gözünde, kedi nankördür.

Altı yıl kadar önceydi.

Gözleri gibi baktıkları, elbebek-gülbebek büyüttükleri, elcağızlarıyla besledikleri sürü-sepet kedileri, Or-An sitesindeki evlerinden kayboldular.

Önce ‘‘suikast-itlaf-intikam’’ zannedildi.

Sonra gerçek anlaşıldı. Bütün o kedicikler, topluca, kapı komşusu Alpaslan Türkeş'in bahçesine sığınmışlar meğerse...

X