Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kürt meselesi

TÜRKİYE’de siyasilerin, aydınların, akademisyenlerin kıvırtması âdettendir.

Kimsenin sözlerine sahip çıkmadığı konu:

Ancak, siyasilerin, aydınların, akademisyenlerin kıvırtmada rekor kırdıkları alan Kürt meselesidir!

AKP, BDP, Hükümet’e destek veren sözüm ona aydınlar ve akademisyenler iş Kürt meselesine gelince, ne şiş yansın ne kebap şiarı ile, belki de kimileri korkuyu yüreklerinde hissettikleri için bol bol kıvırıyorlar.

AKP nerede ise 2 yıl önce “Kürt Açılımı” sözünü ortaya attı ama kendi muhafazakâr-milliyetçi tabanını ürkütmemek için açılımın içine bugüne dek ilaç niyetine bir âdet çakıl taşı bile koymadı.

AKP yalakası Türk ve Kürt “aydınları”, peşine düştükleri güç odağı açılımı açmayınca, onlar da açılıma destek veren ama söyleyecek tek somut sözleri olmayan garibanlar haline düştüler. İçinde ne olduğunu bilmedikleri bir şeyi savunacağız diye yapmadıkları şaklabanlık kalmadı.

Sonunda “Boşluk sonsuza dek boş kalmaz” prensibi çevresinde “açılım çuvalını” Apo doldurmaya başladı. Kanımca, 2010’da Türkiye’nin en popüler 3. kişisi oldu.

BDP ise, iki arada bir derede, ne dediği, ne istediği belli olmayan veya günden güne değişen bir parti olarak kaldı.

* * *

En sonunda eşbaşkanlığını Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un yaptığı söylenen Demokratik Toplum Kongresi (DTK) 12-13 Aralık 2010 tarihinde kapatılan
DTP’nin Diyarbakır İl Binası’nda toplandı ve Hatip Dicle’nin açıkladığı bir çalıştay taslağı yayınladı.

Ünlü taslak çift bayraklı, çift dilli, kendi güvenlik gücüne sahip bir özerklik talep ediyordu.

DTK üyeleri taslağın PKK’nın bir dayatması olmadığını, Kürt halkının talebi olduğunu hemen ertesi gün ilan ettiler.

Taslak hemen tartışılmaya başladı. Kongreye katılan veya AKP’ye destek veren gazeteciler herhalde, kendilerini üstü bıyık-altı sakal konumunda hissettiler ki, tartışmanın özüne girmemeye azami dikkat kesildiler. Bir Allah’ın enteli taslaktaki taleplerin lehine/aleyhine söz sarf etmedi. Başbakan da çalıştay ile ilgili suskunluğunu bir hafta sürdürünce ne diyeceklerini hiç bilemediler.

* * *

Ancak, bu arada taslak ile eleştiriler diğer kanatlarda yükselerek devam edince, daha önce “Taslak Kürt halkının talebidir” diyen DTK üyeleri de kıvırtmaya başladılar. Taslağı salona aniden giren 20 kişinin dağıttığını, taslağın esasen PKK’nın malı olduğunu savunmaya başladılar.
BDP de zaten başından beri taslaktan uzak durmuştu.

Taslak sonunda Apo’nun sırtında kaldı!

* * *

Ancak, yeni bir açıklama taslağın Apo’ya da ait olmadığını gösteriyor. Apo yaptığı açıklama ile diyor ki:

“Kongre de, Parti (BDP) de demokratik özerkliği çok dar ve basit ele almışlar... Bu projeyi daha iyi sunabilirlerdi. Mesela demokratik özerkliğin tüm Türkiye’nin projesi olduğunu yeterince açıklayabilirlerdi. Öncelikle Türklerle nasıl bir demokratik bütünleşme sağlayabileceğini açıklayabilirlerdi. Onların sinir uçlarına dokunmuş deniliyor... Devletin yanına yeni bir devlet, bayrağın yanına yeni bir bayrak doğru değildir. Bu bir tuzaktır, bundan uzak durulmalıdır.”

* * *

Sonunda çalıştay Taslağı öksüz bir çocuk gibi cami bahçesine bırakıldı.

Malkara Keşan. Hoppala paşam!

Beni en fazla Türk-Kürt siyasetçi ve entellerinin belkemiksizliği rahatsız ediyor.

X