Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Komünizm geliyor

Serdar TURGUT

Bugünkü yazımda size komunizmin neden yakında Türkiye'de çok popüler olacağını açıklayacağım.

Dolayısıyla bu yazıyı bir kamu hizmeti olarak da algılayabilirsiniz.

Böylece benim yazılarımda tek bir kamu yararı amacının bulunabilmesinin kesinlikle imkânsız olduğunu söyleyenlere de güzel bir cevap oluşturacak bu.

***

Mutlaka bilmiyorsunuzdur, bu yıl Komünist Manifestosu'nun yayınlanışının 150'incı yıldönümü.

Biz Türkler genetik olarak her türlü sistematik, düzenli ve entelektüel disiplin isteyen fikre karşı olduğumuzdan Marksizm dünyada en popüler olduğu dönemde bile Türkiye'de fazla taraftar bulamadı.

Hatta memlekete dış mihraklardan ithal edilen gayet düzgün fikirler bile bizle karşılaşınca bir anda yamuklaştılar.

Bu fikirler Türkler'le karşılaştıkları günden itibaren de zaten bir türlü iflah olamadılar.

Kimbilir, konu iyice bir incelense Marksizmin 1990'lı yıllarda tamamen ölü hale gelmesinin tek sorumlusu da büyük ihtimalle Türkler çıkacaktır.

Halbuki Türkiye'de burjuvazi dışında her türlü objektif koşul da vardı Marksizmin serpilip gelişmesi için.

Yıllar geçtikçe objektif koşullar daha da elverişli oldu. Tabii yine bir tek burjuvazi hariç. O bir türlü gelişemedi.

Türkiye, burjuvazisi olamadan işçi sınıfı gelişen ilk ülke oldu, çünkü bizim devlet ‘‘İşçi sınıfı gerekiyorsa onu da biz yaratırız’’ diye işi iddiaya bindirmişti.

Böylece devlet kanun hükmünde kararname çıkarırcasına bir kolaylıkla elinin şöyle bir hareketiyle diyalektik materyalizmi bile kökten yıkıverdi.

Gerçi bizde de en azından burjuvazi gibi yemek yiyen, cimnastik yapan, hatta liposuction ile vücudundan yağ aldıran bazı insanlar var etrafta.

Ama onlar lümpen-burjuvazi. Devlet onları da öyle yarattı işte, ben ne yapayım ki yani?

Bilmem anlatabiliyor muyum?

***

Son zamanlarda bu durumlarda bir değişiklik tabii ki olmadı.

1988-1998 yılları arasında Türkiye'nin sınıfsal yapısındaki en anlamlı ve radikal değişiklik, lümpen burjuvazinin son iki yıldır kurban bayramlarını New York'ta geçirmeye başlamasıydı.

Bunun dışında da eskiden neysek oyuz hâlâ.

Ancak buna rağmen önümüzdeki aylarda komünizmin Türkiye'de çok popüler olacağını rahatlıkla söylüyorum.

Şimdi bunun nedenlerini anlatacağım:

***

Komünizm Türkiye'de çok popüler olacak, çünkü bizim lümpen-burjuvazi ona sahip çıkacak.

Bunun da tabii ki birçok alt nedeni var.

Bir kere bizim lümpenler yıldönümlerini çok severler.

İsterse yıldönümü kutlanan şey ‘‘Fransız İhtilali'nde lümpenlerin kıtır kıtır doğranmasının 200'üncü yıldönümü’’ olsun bizimkiler için fark etmez.

Hemen toplantılar, partiler düzenlenir.

Göbekler atılır, ‘‘çılgınlar gibi’’ eğlenilir.

Eğer bir hafta boş kalırsa bunlar ve kutlayacak bir şey bulamazlarsa o zaman da yeni yıldönümleri uydurulur.

Örneğin ‘‘Estetik ameliyatımın ikinci sene-i devriyesi’’, ‘‘Boşanma girişimi olmadan geçirilen iki ayın şerefine kutlama gecesi’’, ‘‘Kedi maması ithalatının serbest bırakılmasının onuncu yılı’’, ‘‘Repo olayının Türkiye'de başlamasının beşinci sene-i devriyesi’’ gibi şeyler üretilir.

Ve hemen çılgınca partiler düzenlenerek, yine çılgınca eğlenilir.

Şimdi, yıldönümlerine bu kadar düşkün olan bir topluluğun Komünist Manifestosu'nun 150'inci yıldönümüne de aynı şekilde sahip çıkmaması, partiler düzenlememesi ve bu partilerde çılgınlar gibi eğlenmemesi tabii ki düşünülemez.

***

İşi daha da vahim yapan başka gelişmeler var.

Komünist Manifestosu'nun yeni baskısı tabii ki 1 Mayıs'ta İngiliz radikal yayınevi Verso tarafından piyasaya sürülüyor.

13 dolara satılacak bu el kitabı için büyük bir promosyon kampanyası başlatıldı.

Müthiş bir postmodern abukluk sonucunda İngiliz ve Amerikalılar, Komünist Manifesto'nun bu yılın modası olmasına karar vermiş durumdalar.

Bir kere kitabın kapağını şu anda Manhattan'ın TriBeCa bölgesinde yaşamakta olan iki Rus sanatçısı hazırlamış.

Sonra yine Manhattan'daki ünlü Barney's mağazasının vitrinine sol yumruklarını havaya kaldırmış, diğer ellerinde de Komünist Manifesto'yu taşıyan mankenler yerleştirilmesi için görüşmeler başlatılmış.

Orası olmazsa diğer bir tüketim cehennemi olan Prada'da sergilenecekmiş mankenler.

Manhattan'ın Royalton, Los Angeles'ın da Chateau Marmont otellerinde odalara İncil'in yanında bir de Manifesto'dan konulması bile planlanıyormuş.

***

Düşünsenize Amerika'da herkes Komünist Manifestosu modasını yaşarken, moda olduğu takdirde gerekirse siyanürü bile tadabilecek olan bizimkilerin bu akımın dışında kalabilmesi mümkün mü?

Tabii ki değil.

Zaten bizim memlekette Marksizmin popüler olabilmesi de sadece bu şekilde olabilirdi.

Diğer şekli bize katiyen yakışmazdı. Bilmem bunu da anlatabiliyor muyum?













X