"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Kızamık aşısı paniğine Hilal Mocan cevabı

Çocuğumu aşıya götürdüğüm zaman neleri bilmem gerekiyor?

- Bir kere, o gün ne aşısı olacağını bilmeniz gerekiyor. Sorun doktorunuza. Bazen anneler çekiniyor, çekinmeyin. Karma mı olacak mesela? Zannediliyor ki, bütün karmalar aynı. Değil. Üçlü karma var, dörtlü karma var. Ateş yapan tipleri var, ateş yapma etkisi tamamen alınmışları var. Çocuğunuza yapılan aşının ne olduğunu bilmek, en doğal hakkınız. O yüzden aşı hakkında bilgi isteyin. Dünyada bir aşı protokolü var. Her ülkede hemen hemen aynı protokol uygulanıyor. Fakat bizimki gibi bulaşıcı hastalıkların yaygın olduğu ülkelerde, bazı aşılar, erken yapılıyor. Karma mesela. Neden? Çocuk mümkün olduğu kadar erken korunsun diye.

Karma aşılar ne kadar zaman arayla yaptırılabilir?

- Dört ila sekiz hafta arayla.

Peki ya çocuk karma aşılarını herhangi bir sebeple yaptıramadıysa... Önceden yaptırdığı aşı etkisini kaybeder mi? Programa hoop baştan mı başlanacak?

- Eskiden öyle olduğu bilinirdi. Ama şimdi yapılan çalışmalar gösteriyor ki, bağışıklık sistemi aradan uzun süre geçse de ilk aşıyı tanıyor. Bu nedenle aşılara kaldığı yerden devam ediyorsunuz...

Bazen aşılar için para avcılığı amacıyla yapılıyor gibi laflar çıkıyor, bu tür şeyler var mı?

- Katiyen yok...

Bazen de şöyle oluyor: Doktor diyor ki, "Ortakulak iltihabına karşı bir aşı var. Yeni bir aşı. Yaptırmak zorunda değilsiniz ama yaptırırsanız iyi olur." Bazı anneler yaptırmıyor. Ben yaptırdım ama bildiğimden değil, madem faydalı, yaptıralım bari diyerek...

- İsabetli davranmışsınız. Bu aşı son iki üç aydır Türkiye’de de var. İthal bir aşı. Ben de hastalarıma yaptırın diyorum. Hem orta kulak iltihabına karşı hem de zatürreeye karşı bir aşı. Devletin protokol olarak yaptığı bir aşı değil, ama benim gibi pek çok çocuk doktoru bunu yapıyor...

Kızamık aşısındaki karmaşa nereden kaynaklanıyor ve son durum nedir?

- Kızamık aşısı, gelişmiş ülkelerde iki doz halinde yapılıyor. İlk doz, 12. ve 15. aylar arasında. İkinci doz, dört ile altı yaş arasında. Türkiye, salgın hastalıkları yaygın bir ülke olduğu için, kızamık daha erken yaşlarda görülüyor ve ciddi ölümlere yol açıyordu. Bu yüzden birinci kızamık aşısı dokuzuncu ayda yapılıyordu. 15. ayda ve dört yaşında tekrarlanıyordu. Sağlık Bakanlığı güzel bir kampanya yürüttü, hassas olan grup aşılandı. Artık iki doz yeterli olacak. Biz de gelişmiş ülkeler gibi kızamık aşısını iki dozda yapacağız. Birincisi 12-15 ay, ikincisi dört yaşında...

Peki kızamık aşısındaki sorun neydi?

- Kızamık geçiren çocukların az bir kısmında, yıllar sonra SSPE (Subakut Sklerozan Pan Ensefalit) denilen bir virüs hastalığı görülüyordu. Söz konusu hastalık, zaman içinde, beyni tahrip eden, çocuğu yatağa bağlayıp ölüme götüren bir hastalık. Çocuğun bundan korunabilmesi ve aşının bağışıklık sağlayabilmesi için yeterli dozda yapılması gerekiyordu. İşte tam bu noktada panik yaşandı. Üç taneden aşağı olursa hastalık olabilir mi? Herkes doktorunu aramaya başladı: "Kızımın iki aşısı var." "Oğlumun bir aşısı var." Oysa, çok nadir görülen bir hastalık. Panik boşunaydı. Ama bunun şöyle bir faydası oldu: Herkes eksik kızamık aşılarını tamamladı.

Peki hangi aşıda, hangi şartlarda otizm tehlikesi var? Bir de böyle haberler çıktı...

- Kızamık- kızamıkçık- kabakulak aşısının takibinde böyle bir şey olabilir diye tartışıldı. Ama ispatlanmadı. Aşı da kaldırılmadı. İngiltere’de isteğe bağlı uyguluyor. Amerika ve bizde rutin. 15. ayda yapılıyordu, artık 12-15. ay arasında yapılacak.

Mutlaka olmazsa olmaz yapılması gereken aşılar hangileri?

- Karma (difteri, boğmaca, tetanoz), çocuk felci, HİB aşısı, verem aşısı, (Amerika, İngiltere ve Avrupa’da yapılmıyor), Hepatit B, kızamık aşısı, kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK aşısı.) Onun dışında Hepatit A ve suçiçeği de isteğe göre uygulanıyor. Biz kuvvetle öneriyoruz.

Reha Muhtar Zuhal Olcay’ın ruh ikizi midir?!

"Haluk Bilginer ile yaşadıklarıyla Zuhal Olcay hayatının kırılma noktasını yaşamıştır. Artık erkeklerle ilgili yorgun bir kadına dönüşmüştür. Hevesi bitmiştir. Yeni heyecanlar arayacak takati kalmamıştır..."

*

Müjdeler olsun!

Yeni bir sosyo-psikoloğumuz olmuştur.

Kendisinin adı Reha Muhtar’dır.

Bundan böyle kimin, hangi durumda olduğuna o karar verecektir.

İtiraz edenleri, üslubundan da anlaşıldığına göre dövecektir!

*

"Yeni bir erkekle beraber olsa da, yeni bir erkekte yenilik aramaktan vazgeçmiştir. Aşkı değil, sevgiyi arama zamanının geldiğine hükmetmiştir. Müthiş orgazmları değil, pazar günlerinin piknik keyfini tercih eder duruma düşmüştür. Bir erkeğin başını döndürmesini değil, başını okşamasını arar hale gelmiştir. Aşk defterini kapatmıştır. Aşık olunan erkeklerin, hayatını çalıp götürdüğüne hükmetmiştir..."

*

Reha Muhtar hayalet ajanıdır.

Her an Zuhal Olcay’ın arkasında dolaşmaktadır.

Nerede ne yaptığını, ne yapmaya niyetlendiğini, kafasının içinden neler geçirdiğini bilmektedir.

Adeta, o, erkek Zuhal Olcay’dır.

Ruh ikizidir bile denebilir.

Bu kadar bilgi akla zarardır!

Acilen kendine gelmelidir.

Ama gelememektedir, hálá devam etmektedir.

*

"Öfkesini içine gömdüğünü sanırken, onun acısını artık hayattan çıkartacaktır. Bir, hatta birkaç erkek tarafından yorgun bir kadına dönüştürüldüğü için hayata yorgun bakacaktır. Yeni ilişkilerinde o izleri taşıyacaktır. Yüreğindeki kıpırtı azalacak, beynindeki eleştiri dozajı artacaktır (...) Hayatını çalan erkeklere duyduğu öfke, hayatının çalındığı düşüncesini, fikri sabit haline getirecek, çalınan hayatın üzerine yeni hayat bir türlü bir başkasıyla kolay kurulamayacaktır..."

*

Reha Muhtar bir vampire dönüşmektedir.

Dişlerini Zuhal Olcay’ın boynuna geçirip, kanını emmektedir.

O kan kaybederken, Reha Muhtar kanlanmakta, canlanmakta, enerji kazanmaktır.

Allah’ım, bu ne denli bir kötülük derecesidir!

Bu adamın kadınlarla alıp veremediği nedir?

Ya da bütün bunları ilgi çekmek için mi yapmaktadır...

500 öğrenciye bir bilgisayar

"Okulumuz Üsküdar İlçesi Çengelköy semtinde, 500 öğrencilik küçük bir mahalle okulu. Öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğu dar gelirli ailelerin çocukları. Bu zor şartlarda bile, 2005 kolej sınavlarında büyük başarılar sağlayarak bölgemizde okulumuzu 1. sıraya yükselttiler. Milli Eğitim Bakanlığı bu sene tüm okulların, görsel eğitime geçmesini onayladı. Fakat okulumuza verilen bilgisayar sadece 1 adet. Yani 500 öğrenciye 1 bilgisayar düşmekte. Amacımız, duyarlı vatandaşlar ve kurumlar sayesinde ihtiyaçlarımızı tamamlayarak eğitimde fırsat eşitliğini bu çocuklarımıza da sunabilmek. Belki başarılarını biraz daha artırabilmek. Okulumuzun ihtiyaçları şöyle: 5 bilgisayar, 5 adet 70 ekran televizyon, 1 projeksiyon makinesi, 2 lazerjet yazıcı...

Bu ihtiyaçlarımızdan birinin bile karşılanması bizi acayip mutlu edecek. Sevgiler. (Belma Güde İlköğretim Okulu Aile Birliği Bşk. Yrd. Fethiye Parlar)

SEMT HALKINA

Okul, gözümün önüne geldi. Yavuz Turgul filmlerindeki gibi okullar gibi. Fakir, imkansızlıklar içinde ama tertemiz. Her anlamda. Bu mesele semt içinde bile halledilebilir. Bu güzel okulun ihtiyaçları atla deve değil. Hafif bir mahalle kampanyası bile işe yarayabilir. Bana bir banka hesap numarası verirseniz, ay başında az-maz ben de para yatırırım. Ben de Çengelköy sevenlerdenim neticede. Bu güzel naif mektubun hakkını verelim diyorum, öpüyorum.

(Belma Güde İlköğretim Okulu telefon: 0216 332 33 00)

HAMİŞ: Kadın ya da erkek, terk edilen her insan acı çekebilir. Bedenine bıçak (hatta bıçaklar) saplanmış olabilir. Ama gözünüzü seveyim; bu, o insan yok olup gidecek demek değildir. Anlatabiliyor muyum, her aldatılan, her terk edilen, zavallı değildir. Ben bir kadın olarak Zuhal Olcay’a yüklenen bu "zavallı" imajından fena halde sıkıldım. Karşındaki adam da kral değildir, gitmişse gitmiştir, ne var yani...
X