Kıymayın, ağlarız

Baştan uyarayım: İşbu metin, yakın dostların, uzak tanışların ve dahi okurların siparişi üzerine kaleme alınmış bir yazıdır.

Ha, onlar bastırmasa yazmayacak mıydım, yazacaktım ama geniş zamanlı bir güzelleme vardı kafamda. Mevzuun ivedilikle ele alınması gerekebileceğine ihtimal vermiyordum.

Türkiye’de hiçbir iyiliğin ve iyi projenin cezasız kalmadığını hatırımda tutup, ona göre düşünmeliymişim.

Yine lafı uzattık; bari bu noktada direkt konuya dalalım:

Ortalıkta Hırsız Polis dizisinin yayından kaldırılacağına dair bir rivayet dolanıyor. Ve bu ihtimal, panikten, bendeniz de dahil olmak üzere, dizinin hasta izleyicilerinin tümünün paçasını tutuşturuyor.

Çerçöp de dahil yayınlanan ne var ne yoksa karşısında illáki belli bir süre park eden bir zap-manik olarak, aman bir şey kaçırmayayım diye reklamlarda bile zaplamamacasına, baştan sona takip etmecesine son izlediğim dizi İkinci Bahar’dır.

Dı...

Üzerine gül, dizi filan koklamışlığım da yoktur.

Yani... Yok... Tu...

Sonra Hırsız Polis huzura geldi. Gerisi de şahsım açısından tarihtir.

Hevesten yana nostaljik bir tat...

Plan program yapmayacağım, olanı erteleyeceğim ya da iptal edeceğim de... Aman maazallah, saatini kaçırmayacağım da... Televizyonun karşısına konuşlanacağım... Ve bölüm bitene kadar, televizyonun kumandasına dokunmayacağım.

Bir televizyon dizisi için bunca fedakárlığa (!), en son ortaokulda Moonlighting / Mavi Ay uğruna katlanabilmem söz konusu olabilirdi.

Kanal D yöneticilerine canhıraş sesleniyorum: Kıymayın abilerim ablalarım; bizlere acıyın... (Burada muharrireyi, gözyaşları içinde dizlerinin üzerine çökmüş tahayyül ediniz...)

Yani daha ne diyeyim bilemedim. Yalvardık işte, ötesi var mı?..

Başta Uğur Yücel, Timuçin Esen, Özlem Düvencioğlu, Erol Günaydın ve Olgun Şimşek olmak üzere (Senaryo gereği Ozan Güven’i öldüren zihniyeti de kınadığımı belirtmek isterim bu arada...) bütün oyuncu kadrosunun döktürdüğü; senaryosu da diyalogları da çekimleri de, televizyonda yayınlanan bilumum paçozluğa on gömlek bol gelen bir yapım Hırsız Polis ve tabiri caizse, her televizyon kanalı için namus kurtaran bir prestij projesi sayılır.

Hani hangi gruptan ne kadar ilgi görüyordur bilemeyeceğim, reklam diliminden ne kadar pay kapıyordur onu da bilemeyeceğim ama Ğ grubu mu dersiniz artık, X grubu mu, neyse ne; seveni takım tutarcasına seviyor, bakın onu çok iyi biliyorum.

Biterse, çok fena küseceğiz, ağır karakter atacağız, onu da adım gibi biliyorum.

Şimdi ismini vermeyeyim ayıp olur; fakat pek muhterem dostum Z., restoranı erken kapayıp, vakitlice eve gidip Hırsız Polis’i izleyebilsin diye, Çarşamba akşamları çok müşteri gelmesin diye dua filan ediyor; kıvam bu kıvam... İnsan kendi ekmeğini baltalamak için dua eder mi; Hırsız Polis söz konusu olunca, Z., ediyor...

Seyirci zaten kanalın internet sitesini filan yıkıyormuş ayrı da; dış kapının harici mandalı olarak ben bile konuyla ilgili aldığım e-postaları saymadım sayamadım.

Hani yalvarmak kesmiyorsa, hani tehditten de sayılmasın ama dedik ya seveni fanatizm boyutunda seviyor, Hırsız Polis fanları, dizinin bitmesi hálinde, kanalın önünde eylem koymak üzere örgütlenmeyi bile planlıyor.

Bugün uyarımızı yapmış olalım. Güzelleme faslını ileri bir tarihe bırakalım. Umalım ki ağıt tadında olmasın... Amin...
Yazarın Tüm Yazıları