Kimse vatanı, bayrağı sahipsiz sanmasın

1 Eylül’de Uşak düşmandan kurtarılmıştı.. 18 Eylül’de Erdek’in kurtarılmasıyla tüm Ege, yeniden Türk bayrağına kavuştu..

ÇEŞME Belediyesi’nin Kitap Fuarı kapsamında eski Çeşme Kilisesi’nde düzenlediği söyleşide, Büyük Taarruz’un başlangıç yıldönümünde, 26 Ağustos akşamı, "Çeşme Kıyılarında Kuvayi Milliye Süvarileri’’ başlıklı bir konuşma yaptım. Çeşmeliler konuşmaya çok büyük ilgi gösterdi. Dinleyiciler tarihi kiliseyi doldurdu. Konuşma esnasında sürekli ağlayanlar görüldü. Çeşmelilere teşekkür ediyorum.

30 Ağustos akşamı ise Alaçatı Cami Meydanı’ndaki Antikacı Hasan’ın standında kocaman bir Kuvayı Milliye afişi altında imza günüm vardı. Kuvayı Milliye kitabımı imzaladım. Sağolsunlar, başta Hasan-Ayşe ve dostlarım beni yalnız bırakmadı.

İSTİKLAL SAVAŞI

26 Ağustos 1922 sabahı idi.. Türk topçuları Murat Dağı eteklerinden saat 5 buçukta toplarını gümbür gümbür ateşledi, daha sonra büyük taarruz başladı..

Emperyalizmin desteğindeki Yunan Ordusu’na karşı, Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Büyük Taarruzu "Allah.. Allah.. Allah.." diye haykırarak başlatan başlatan cefakar ordumuza, bütün istiklalci vatan evlatlarına, bağımsızlık savaşımızın halk savaşçılarına rahmet diliyorum. Kocatepe’den, ihtilalin en son kükreyişini izleyen Gazi Mustafa Kemal’e selam olsun..

Savaş, tabii ki çok kötüdür. Ama bir ülkeyi istila ediyorsun, hem de arkana Batı’nın emperyalizmini alarak, o ülkenin malına, canına, ırzına, namusuna, din adına, ırkın adına el koyuyorsun, toprağını parçalıyorsun, devletini tarihe gömüyorsun, o ülkede yaşayan halkı yok etmek istiyorsun.. İşte buna karşı yapılan ayaklanmanın ismine "İstiklal Savaşı" denir.. "Milli Mücadele" denir.. Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri komutasındaki şahlanan "Ulusal Bağımsızlık Savaşı" denir.

Bizim bağımsızlık savaşımız, en sonunda 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz’la başlayıp kesin olarak 30 Ağustos Zaferi’ne ulaşır. Zafer, tüm Ege’nin 1-18 Eylül 1922 arasında kurtarılmasıyla perçinlenir.. Bu bağımsızlık savaşı sadece bizim değildir. Bu, nerede emperyalizmin pençesinde mahvolmuş bir ülke varsa, Asya’dan Afrika’ya kadar, onlara "İstiklal bilincini" aşılamıştır. O yüzden Kurtuluş Savaşı’nın bütün kahraman Mehmetçikler’ini ve başkumandanımızı bir kere daha rahmetle anmamız gerekir.

SELAHATTİN TEĞMEN

Çeşme’ye ilk girip Türk Bayrağını hükümet binasına 16 Eylül sabahı göndere çeken Süvari Ulaştırma Üsteğmeni Selahattin Efendi’den bir hatıra anlatayım. Daha sonra orgeneral olan Selahattin Selışık aynı zamanda benim anneannemin halasının kızı Belkıs teyzemizle evliydi. Üsteğmen Selahattin Efendi, 26 Ağustos’tan beri atının üzerinden inmemiştir. Üstündeki elbiseyi değiştirmemiştir ve bir yer yatağında uyumamıştır. Atının üzerinde buralara gelmiştir. Çeşme’ye gelip düşmandan temizledikten sonra, Sakız’a gitmekte olan ve yenilmiş orduyla işbirlikçi Rum ahaliyi taşıyan büyük Yunan donanmasını sahilde izledikten sonra erlerine dönüp; ’’İşte evlatlarım vatan toprağımızı da, şu denizi de kurtardık’’ demiştir. Ardından, deniz kıyısındaki bir taşın üzerine oturup, ’’Şu çizmemi çıkartmama yardım edin de, ayaklarımı şu vatan denizine sokayım’’ demiştir. 26 Ağustos’tan beri çizme çıkmamış. Emir eri Mehmet, üsteğmenin çizmesine asılır, ancak çizmeyi çıkartamaz. Üç dört asker daha çağırırlar ve hızlı bir şekilde çizmeye asılırlar. Çizme taban derisi ile birlikte çıkar. Tabanın kanlı eti ortaya çıkar.. Ancak üsteğmen "Olsun, ben vatan denizine ayaklarımı böyle de sokarım" der. Ve, cayır cayır yanan ayaklarını Çeşme’nin tuzlu deniz suyuna sokar.

İşte, Mustafa Kemal’in zabiti, askeri budur..

HALKIN BAYRAĞI

Vatanımızdan ve bayrağımızdan vazgeçemeyiz.. Yunan ordusu işgal sırasında İzmir’deki bütün evleri aramış ve Türk bayraklarını toplamıştı. Ve şimdiki Hatay tepesinde bir büyük yığın yapıp hepsini ateşe vermişti..Bu yüzden halkın elinde bayrak yoktu.

Ancak Türk Halkı, Mustafa Kemal’le ordusunun İzmir’e yaklaştığını duyunca, kırmızı masa örtüsünü, kırmızı perdesini, kırmızı etekliğini bozmuş beyaz patiskalardan kendi elleriyle ay ve yıldızlar dikerek, yeniden bayrakları yaratmıştır. Türk anaları bunları 9 Eylül’de evlerinin önüne asmış, bayrağı kapan gençler Konak Meydanı’nı doldurmuştur. Benim ninem de, Türk ordusu Izmir’e girerken kendi eliyle bayrak yapmıştır.

Şair ve yazar ağabeyimiz Turgay Gönenç’in annesi Namazgahlı Sırriye Teyze vardı. Ölmeden önce bir gün beni yanına çağırdı. Ve bana İzmir’in kurtuluşundan önce, kendisinin ve annesinin bir bayrak yaptıklarını ve onu sakladığını söyledi. Ve o bayrağı bana verdi, "Bu bayrağı daima halka göster" dedi. Ben de o bayrağı her 9 Eylül konuşmamda göğsümden çıkarır ve halka gösteririm. Çeşme konuşmamda yine o bayrağı çıkarıp gösterdim, tüm salon gözyaşları içinde alkışladı.

Genel Kurmay Başkanımız Orgeneral İlker Başbuğ ne diyor?

Kimse bayrağı, vatanı sahipsiz sanmasın..

BİRLİK OLALIM

Mutlaka vatan, bayrak, millet, cumhuriyet konularında bir yumruk gibi bütün olalım. Bu ulusal sınır içinde barış içinde yaşamaktan başka çaremiz yok. Eğer bunu becermezsek, geçmişte emperyalizmin İstanbul ve İzmir’in işgalinde, Anadolu’nun her köşesine asker çıkarışlarında ve Sevr dayatmasında uyguladıkları korkunç planlarla yeniden yüz yüze geleceğiz..

Ezeli plan şudur.. 1)Ankara’nın doğusu Kürdistan ve Ermenistan olacak.. 2)Ankara’nın batısı, İstanbul ve Karadeniz ise, Yunanistan’ın emellerine açılacak... 3)Tüm Anadolu böylece emperyalizmin kucağına oturacak!..

Tam tersini yapalım.. Bu planı paramparça edelim.. Milletçe birlik olup, emperyalizmin oyunlarına bir yumruk indirerek berhava edelim!..

Geleceğimizi kurtaralım..

ÖNEMLİ ETKİNLİKLER

İzmir Gazeteciler Cemiyeti, 9 Eylül kutlamaları çerçevesinde, 10 Eylül Saat 20.30’da Atatürk Kültür Merkezi’nde, sunum, senaryo ve sahneye konulmasını sevgili TRT spikeri dostumuz Fikret Alan’ın gerçekleştirdiği, müziği Gürnüş Öztürk’ün, multivizyonu Ali Ekber Acar’ın yaptığı, "Atatürk’le Türküleşen Kurtuluşumuz" isimli nefis bir gösteri sunacak.. Dansları Halk Eğitim Merkezi öğretmen ve öğrencileri, seslendirmeyi İzmir Öğretmenler ve Gençlik Korosu icra ediyor. Sevgili Fikret Alan’-ın dağlar kadar geniş yüreğini alkışlıyorum..

Yine Ege’nin kurtuluşu münasebetiyle, 7 Eylül günü Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nde, İzmir Ve Batı Anadolu Uluslararası Sempozyumu’nda saat 15.30’da B Salonu’nda sunum gerçekleştireceğim. 9 Eylül günü Konak Rotary’de, 10 Eylül günü saat 14.00’te Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde konuşmacıyım. Allah mahcup etmesin.

Ege’mizi düşmandan kurtaran kahraman süvariler

Resimde Ege’mizi düşmandan tamamen temizleyen öncü kuvvetimiz Fahrettin Altay Paşa kumandasındaki 5.Süvari Kolordusu’nun, Zeki Soydemir kumandasındaki 2 Süvari Tümeni kurmay heyetini görüyoruz. Bu kahramanlar, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e ilk giren şanlı savaşçılarımızdır.
Yazarın Tüm Yazıları