"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Kebapçı duvarlarında eskimiş fotoğraflar

İstanbul’un ünlü kebapçı-köfteci, restoranları ile Ankara’dakiler arasında ciddi bir fark vardır.

Ankara’dakilerin duvarlarını politikacıların, İstanbul’dakilerin duvarlarını ise ünlülerin fotoğrafları süsler.

İşletme sahibi, dükkanının ne kadar popüler olduğunu, ünlülerin akınına uğradığını kanıtlamak için her gelen şöhret sahibi isimle masa başında kafa kafaya fotoğraf çektirir, sonra bunları duvara asar.

Yurtdışında da pek çok restoranda kullanılan bir yöntemdir bu.

Mutlaka gitmişliğiniz vardır böyle bir mekâna.

Her taraf ünlü fotoğ-raflarından geçilmez.

Ankara’daki siyasetçileri bir kenara bırakalım, İstanbul’da Kebapçı Hacıdan, Arnavutköy’deki Ali Baba Köftecisi, Bodrum Mantı, Beyoğlu Ocakbaşı, Yüzevler
Kebapçısı, Taksim’in ünlü Bambi Cafe’si böyle mekânlardır.

Erzurum’daki meşhur Çağ Kebap’ın duvarlarını da ünlülerin fotoğrafları süsler.

Bu mekânlara her gidişimde fotoğrafların karşısında epey bir zaman geçiriyorum. Tavsiye ederim, çok eğlenceli oluyor...

Aaaa Ebru Gündeş’in saçlarına bak...

Yok canım Beyazıt bu kadar cılız mıydı...

Bu Okan Bayülgen değil mi...

Erman Toroğlu’na bak, amma zayıfmış...

Bir de tabii ünlüler günlük halleriyle çektirdikleri için bu fotoğrafları, saç-baş dağılmış, özensiz kıyafetlerle poz vermişler.

Bambi ya da işkembeci gibi mekânlarda sabaha karşı kafa bir dünya objektiflere gülmüşler...

Komik ötesi komik şeyler var yani...

En önemlisi de çoğu eski fotoğrafların. Hepsinin 10 yıl önceki halleri...

Bir de zamanında kanka olup şimdi kanlı bıçaklı olan ünlüler var. Birlikte poz vermişler ama şimdi görseler bir kaşık suda boğacaklar birbirlerini...

Ya eski sevgililer?

Ayrılanlar, tekrar barışanlar, bir daha hiç birbirine yanaşmayanlar, şimdi başkasıyla evli olanlar...

İnsan birden görünce, “Evet ya bunlar sevgililerdi değil mi” diyor.

Restoran duvarlarındaki fotoğraflar çok eğlenceli...

Benden magazin programlarına bir tavsiye, gezin şu mekanları, dünya kadar malzeme bulursunuz...

Dördüncü Sam

Leman Sam, kızları Şehnaz Sam ve Şevval Sam’la birlikte 15 Ağustos’ta Kuruçeşme’de bir konser vermeye hazırlanıyor...

Sam ailesini böylece ilk kez hep birlikte izleyeceğiz.

Bir ailenin hepsinin mi sesi bu kadar iyi olur?..

Leman Sam’ı gençlik yıllarımızdan bu yana hayranlıkla takip ettik.

Sonra Şevval Sam’ın ne kadar iyi bir ses olduğunu öğrendik. Karadeniz albümü harika mesela...

Benim en son keşfettiğim Şehnaz Sam oldu. İlk kez bir müzikalde izlemiştim ve “Bu kadarına da pes, Sam soyadını taşıyan herkesin mi sesi iyi olur” demiştim.

Çünkü dördüncü Sam; baba Selim Sam da çok iyi bir müzisyen...

Ailenin, soyadını taşımaktan başka baba Selim Sam’la bir ilişkisi yok bugün.

Tam aksine sorulduğunda hep kızgınlıkla anıyorlar onu. Bu konuda daha çok konuşan da Şehnaz Sam...

“Tek ebeveynle büyüyen çocuklardık, çok sağlıklı bir babaya da sahip değildik, başımızda düzgün adam yoktu” gibi şeyler söylüyor.

Genç bir kadının iki küçük kızı tek başına yetiştirmesi hiç kolay bir şey değil.

Sadece aile hayatı değil, müzik kariyeri de paramparça oluyor sonraki yıllarda Selim Sam’ın.

Doğru adımlar atsa bugün Alpay’dan bile daha iyi kariyeri olacağı söylenir hep. Oysa ayrıldığı üç kadın her geçen gün yıldızlaşıyor.

Merak ediyorum bir erkek, bıraktığı üç kadının konserini hangi acılarla izler acaba?..

Bir şişe su 100 lira!

Bir şişe su 100 lira  olur mu?

Eğer Türkbükü’ndeki beach’lerden birindeyseniz, olur.

Türkbükü’nün fiyat politikası artık çığrından çıkmış durumda...

Bu beach’lerde sistem şezlong kiralamak üzerine kurulu. Günübirlik bir şezlong kiralıyorsunuz, bunun karşılığında en az 100 liralık kredi
açıyorlar size...

İsterseniz hiçbir şey içmeyin, bu 100 lirayı vermek zorundasınız.

100 liradan fazla bir şeyler yiyip-içiyorsanız da farkı ödüyorsunuz.

Kağıt üzerinde normal gözüküyor, ancak gelip beach’e 1-2 saat duranlardan da aynı para alınmaya başlayınca iş zıvanadan çıkıyor.

Geçenlerde altı arkadaşım bu ünlü beach’lerden birine uzanmış, yedinci arkadaşları da yanlarında sadece iki saatliğine uğramış. Günün sonunda gelen hesap 700 lira...

Yedinci kişinin içtiği ise sadece bir şişe su...

“Bir şişe su 100 lira olur mu” tartışması kopuyor haliyle ve fatura istiyorlar. “Suya 100 lira yazamam, 7 lira yazarım, 93 liralık da başka şeyler eklerim” yanıtını veriyor işletme sahibi.

Sonuçta bir şişe suya 100 lira veriyorlar, bu da böylece tatil sektöründe “en pahalı su” olarak tarihe geçiyor.


15’lik kızlar partilerde

Madem söz Bodrum’dan açıldı, bir Bodrum şikayeti daha... Akşamüstü beach’lerde yapılan partilere neredeyse çocuk denecek yaşta genç kızlar nasıl katılabiliyor?

Yıllardır değişmeyen bir manzara bu... Peki buralara girişte 18 yaş sınırı yok mu? Elbette var ama takan yok... Partiler gün batarken yapıldığı için küçük kızlar gece kulüplerinden daha kolay girebiliyorlar buralara.

Geçtiğimiz hafta sonu 15-16 yaşında olan iki genç kız aldıkları alkolün etkisiyle arkadaşlarımın gözleri önünde bayılmışlar, ortalık yere kusmuşlar...

Kucaklarda dışarı taşınmışlar daha sonra.

Bu yaşta kızlara kimsenin bu kötülüğü yapmaya hakkı yok. İşletmeci arkadaşlar bu işi güvenlik güçlerine bırakmadan biraz daha özenli olmak zorundalar...

X