Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kazlar yolunuyor mu yoksa kesiliyor mu

JEAN Baptiste Colbert’in, ünlü bir sözü var. "Vergileme sanatı, kazı bağırtmadan ondan, mümkün olduğu kadar fazla tüy almaktır" diyor.

Özellikle son iki haftada, bir bölümü de yasalara aykırı olan uygulamalar, tüy almaktan öte, kazları kesmeye dönüştü.

KAZLAR NASIL KESİLİYOR?

Banka hesaplarına, hukuka aykırı olarak el konulması yoluyla kesiliyor.

Vergi borcu olan mükelleflerin, banka hesaplarına "ihtiyati haciz" konulmasına yönelik bazı uygulamalardan bir kısmı hukuka aykırı. İşte, birkaç örnek;

1- Ödeme Emri Olmadan Haciz:

Vergi borcu olan mükelleflere, öncelikle ödeme emri tebliğ edilmesi gerekiyor (6183 sayılı Kanunu, Md.55). Maliye Bakanlığı’nın 30 Haziran 2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Seri A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliği ile yaptığı açıklamaya göre; ödeme emri tebliğ edilen borçlunun, 7 gün içerisinde borcunu ödememesi veya mal bildiriminde bulunmaması halinde, haciz yoluna gidilebileceği belirtiliyor.

Bu nedenle, ödeme emri tebliğ edilmeden, banka hesaplarına haciz yoluna gidilmesi, hukuka aykırı.

2- Borcundan Çok Alacağı Olana da Haciz:

Bazı mükelleflerin, örneğin 100 bin YTL borcuna karşılık, Maliye’den 500 bin YTL alacağı var. Bunlar, "mahsup" talebinde bulunarak, "borcumu alacağımdan mahsup edin" diye, dilekçe veriyorlar. Bu bütünüyle yasal olan bir hak.

Vergi dairesi, görevini ihmal edip, bu mahsup işlemini yapmayı geciktiriyor.

Öte taraftan, aynı mükellefin banka hesabına "borcu var" diye el koyuyor.

3- 100 bin YTL’lik Borca Karşılık, 500 Bin YTL’ye Haciz Konuluyor:

Vergi dairelerince, bankalara gönderilen yazılarda;

a) Borç bildirilmiyor. Böyle olunca, o mükellefin bankadaki ya da bankalardaki tüm hesabına, örneğin; 100 bin YTL borcu olanın 500 bin YTL’lik hesabına haciz konuyor.

b) Mükellefin borcu 100 bin YTL. Tüm bankalara yazı gönderiliyor. Birinci bankada, vergi borcunu karşılayacak para olsa dahi, olaydan haberi olmayan, diğer bankalardaki hesaplar da bloke ediliyor.

Oysa, yukarıda belirtilen 1 No.lu Tahsilat Tebliği’nde "alacak tutarından daha fazla değerde haciz yapılmaması gerektiği" net olarak açıklanıyor.

4- Mükellefin Borcu Yok Ama Hesabına El Konulmuş:

Mükellef borcunu ödemiş ama vergi dairesi kendi kayıtlarına işlememiş. Bankalara yazı yazılıp, hesabına el konulmuş. Bu arada, vadeli çekleri "karşılıksız" gözüküyor ve perişan oluyor.

ÇEKLER VE SENETLER

Banka hesaplarına "haksız yere" el konulan mükelleflerin, o tarihte ödenecek çekleri "karşılıksız" çıkabiliyor ya da ödenmeyen senetleri "protesto" olabiliyor.

Çekleri karşılıksız çıkan ya da senetleri protesto olan mükellef, hem iş dünyasında hem de bankalar nezdinde, itibarını ve kredibilitesini kaybediyor.

Bu arada, 1 No.lu Tahsilat Genel Tebliği’nde, hacizle ilgili bildirilerin, sadece borçlunun tebliğ tarihindeki banka hesaplarında mevcut varlıklarını kapsayacağı belirtilmesine rağmen, hesapta o gün para yoksa sonraki günlerde yatan paralara el konulması da eleştiri konusu yapılıyor.

DÜŞÜK FAİZLE TAKSİT

Vergi borcunu ödemeyen mükelleflere tanınan bir kolaylık var. Mükellef, vergi dairesine gidip, "tecil" talebinde bulunursa, koşulları taşıması kaydıyla, bu borcu tecil olunabiliyor. Mükellefin belirttiği durum da göz önüne alınarak, belli tarihler itibariyle taksite bağlanabiliyor. Bu uygulamada, faiz oranı da aylık yüzde 2,5’dan 2’ye düşüyor. Başka bir anlatımla, vergi borcunu ödemeyenlere uygulanan yüzde 2,5 "gecikme zammı" yerine, yüzde 2 "tecil faizi" uygulanıyor.

Sonuç olarak, vergi borcu olan ve yapılan tebligata rağmen bu borcunu ödemeyen, tecil talebinde de bulunmayan mükellefe, idarenin haciz uygulama yoluna gitmesi, yasal bir uygulama. Ancak, idarenin de bu uygulamayı yaparken, kazı bağırtmadan yolması, özellikle kesmemesi gerekiyor.
X