Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Katliama gel !

<B>DAHA </B>mürekkebi kurumadı mutlaka hatırlayacaksınız, şalvarı boklu Taliban henüz tabanvaya kuvvet tüymeden önce Afganistan üzerinde ABD bombardımanları devam ederken, bizim <B>‘İslami basın’</B>ın (!) bir bölümüyle, her boy ve her soydan <B>‘barışperest’</B> (!) kalemler <B>‘katliam’</B> matliam diye mangalda kül bırakmıyordu.

Manşet çeken çekene, satır döktüren döktürene, ağıt hüngüren hüngürene...

Çenem durur mu, hemen, ‘işkembe-i kübradan atmayın’ demiştim.

‘Atmayın’ ve ‘ne gaz verin, ne de gaza gelin’ !..

* * *

ÖYLE demiştim, çünkü kısmi objektifliğine kanaat getirdiğim haberlerle ‘dezenformasyon’ kokanlarını mümkün mertebe birbirlerinden ayırmaya çalışarak, dünyayı ve olayları eleştirel prizmadan geçmiş bir gözle iyi kötü izliyorum.

von Clausewitz'den itibaren savaş stratejilerini de biraz okumuşluğum var.

Ve, eh Afganistan bu, dağda bayırdaki askeri hedefiyle edi budu belli...

Üstelik, uçak ‘sorti’lerinin adedinden helikopter füzelerinin tesirine dek ‘mahrem sırlar’ (!) da az çok malum, dolayısıyla Hindukuş harekatının yoğunluk itibariyle Körfez'in, hatta Kosova'nın yanında devede kulak kaldığını görmek için yüksek harp akademilerinden yaldızlı diplomayla mezun olmak gerekmiyor.

Hadi, bu yoğunluğun Irak'ın ellide biri olduğunu söyleyen uzmanlar kasten azaltıyor diyeyim, fakat yine de aşikar, öyle ‘silip süpürme’ durumu yok !

Kaldı ki, ABD kurmayı sivil katliamı ihtimalinin başta İslam alemi dünyayı ayağa kaldıracağını bildiğinden, ‘cerrahi vuruş’a çok dikkat etmek zorunda...

Ve şimdi, işte Kandahar hariç hemen her yer düştü, manzara-ı umumiye ne?

‘Barışperest’lerimizin bar bar bağırdığı gibi ortada bir ‘kıyam’ mı var?

* * *

HENÜZ diğer yerler için konuşamam ama Kabil örneğini sergilemek istiyorum.

Çünkü yine hatırlayın, Taliban'ın şer istasyonu ‘Radyo Şeriat’ başkent semalarındaki bombardımanlarda sekiz yüz sivilin öldüğünü duyurmuştu.

‘El Cezire’ kanalı da gayet allanmış pullanmış ‘felaket imajları’ sunmuştu

Nitekim, her ikisinin de üzerine mal bulmuş Mağribi gibi atlayan bizimkiler ‘katliam’ (!) yaygaracılığı yaparken bunları kaynak bellemişti.

Ve sıkı durun, şu an kentte bulunan BM heyeti başkanı Ross Chamberlain'in yalancısıyım, biliyor musunuz ki tüm Kabil'de taş çatlasa otuz sivil ölmüş !

Söz konusu rakkama, askeri mıntıkalar hedef alınırken uzak banliyöde yanlışlıkla hayatını kaybedenler de katılıyor...

Zaten, en ‘anti - Amerikancı’sı dahil bugün bilumum dünya televizyonları Afgani başkentte çekim yapıyorlar ama iki üç harabe manzarası hariç tek bir tanesinden bile ‘katliam’a (!) dair görüntü ve röportajlar gelmiyor.

Gazetecilik bu, yakalasalar, tıpkı Körfez ve Kosova'daki gibi yayacaklar.

Ha, siz ‘sansür’ veya ‘otosansür’ mü diyorsunuz, vallahi o takdirde kendi cehalet ve paranoyanıza yanın, benim buna verecek cevabım mevcut değil !

Yok, bin Ladin gibi ‘kafir örgütü BM yalan söylüyor’ mu buyurdunuz, buna hiç cevabım olamaz, Allah size tez zamanda akır fikir ihsan eylesin, amin !

* * *

TAMAM, otuz kişi bile olsa masumların ölmesi tabii ki çok hazin bir şey!

Lakin, savaşın şakası yok ve heyhat, kurunun yanında yaş da yanıyor.

Ancak el insaf, hani nerede o ‘katliam’ ? Nerede o ‘sivil kıyamı’ ?

‘Radyo Şeriat’ ve ‘El Cezire’nin sekiz yüz ölü atmasyonuyla, Rabb'ın mağfireti üzerlerinde olsun, yanlışlık kurbanı otuz Kabilli aynı şey mi ?

Hatırlatırım, oran olarak biri diğerinin yüzde dördüne tekabül ediyor...

Ve, her boy ve soydan ‘barışperest’ hanımlar ve beyler, ben tekrarlıyorum:

İşkembe-i kübradan atmayı bırakın ve ne gaza gelin, ne de gaz verin !

Allah'a bin şükür okuma yazmamız ve eleştirellik prizmamız var, yemezler!
X