"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Kapatalım gitsin!

Bitsin bu işkence. <br><br>Eskiden daha dayanıklı bir kadındım.

Sanırım büyüdükçe, vakit kaybına daha fazla tepki duyuyorum.

 

Çünkü ne zaman açıp seyretsem, o güzelim sabah saatleri, günün en güzel, en hızlı ve en dinamik geçmesi gereken saatleri, kursağımda kalıyor!

 

Bu sabahları yapılan kadın programlarını diyorum...

 

Bitirelim, kapatalım gitsin diyorum.

 

Amin diyorum.

 

Belki tüm o gördüğüm “Oturgaçgiller” böylece “Üretgeçgiller” oluverirler diye umuyorum.  

 

Yetti gari!

 

Şimdi bakın, ben çalışan iki çocuklu bir anneyim.

 

Üretimi, üretkenliği ve performansı önemserim.   

 

Yeter ki iş olsun, sağlıklı olduğumuz sürece hiç durmayalım, hep çalışalım, asla boş oturmayalım isterim.

 

“Ev hanımlığı” da İŞTİR. Üstelik çok zordur, küçümsemeyelim. İki doğum sonrası ve bir kere de işten atıldığımda başıma geldi, iyi bilirim.

 

Ev hanımı oldun mu, işin hiç bitmez. Kimse de seni takdir etmez.

 

Maaş verilmez.

 

Bir de yetmezmiş gibi, çalışır uğraşır temizlersin, pişirirsin, herkes 5 dakika da yer bitirir ve kirletir! Yaptığın görülmez. 

 

Herkes “Sen nasıl olsa evdesin...” diyerek başlayan cümlelerle, insanı yapılması gereken lüzumsuz işler çöplüğüne çevirir.

 

Yahu evde diye o kadının mesaisi yok mu?

 

Var! Hem de ne biçim.

 

Ama ne zaman kazara evde olsam, televizyonu açsam ve bu sosyal içerikli kadın programlarına takılsam, bu yukarıda söylediklerim ZIRVA olmuş oluyor. Çünkü karşımda duran gerçek gösteriyor ki, seyirci olmak için kopmuş da gelmiş ev kadınlarının hiç işleri yokmuş gibi duruyor.

 

Sen sabah kalk erkenden, dolmaları sar, börekleri pişir kendini çekimlere at!

 

Kendin pişir kendin ye veya sen pişir sunucuya yedir.

 

Bu ne biçim bir iştir?

 

Eğer bu kadınlar, bunca emeği oraya bağışlayacak kadar gönlü zenginlerse...

 

Tamam kalksınlar sabah yine, sarsınlar dolmaları, yapsınlar börekleri; ama kanala değil,

 

OKULA gitsinler OKULA!

 

Mahallelerindeki bir okula.

 

Çalışan annelerin çocuklarına, taze yemek götürsünler mesela!

 

Ya da yurtta kalanlara!

 

Ya da hayatı boyunca böylesi ev yemeği yeme şansı olmamış çocuklara!

 

Yok “bedavacı değilim” diyorlarsa eğer, emeklerinin karşılıklarında bir ücret talep etsinler.

 

Ya da eminim, bir çok okulda yardım edilecek, eksik giderilecek bir dolu şey vardır, gönüllülere ihtiyaç vardır. Onlara bir soruversinler.

 

Yanlış mı?

 

Eğer onca saat orada olacak vakitleri varsa...

 

Buna da var demektir.

 

“Hadi be sen de!” demeyin. O kadınlar bunu yapacak tipler mi değiller...

 

Size öyle geliyor.

 

Öyleler!

 

Eğer çıkıp, bütün Türkiye’ nin önünde, en mahrem konularda böyle ahkam kesecek YÜREK varsa bu kadınlarda, eminim koca bir okulu adam edecek yürek de vardır aynı kadınlarda.

 

O kadınlarda bu yürek varsa, o zaman çıksın YÜREKLİ kanallar da, YÜREKLİ yapımcı ve sunucular da, versinler elele, yardım etsinler okullara!

 

Programı tırnak içinde sözde sosyal içerikli yapacaklarına, yapsınlar büyük ve koyu harflerle SOSYAL İÇERİKLİ, hakkıyla!

 

Zaten ayırmışlar o kadar saat ve parayı madem oturuşmaya...

 

Oturmak, göbek atmak, konuşmak ve dalaşmak, elalemin sevgilisi hakkında iki buçuk saat kafa patlatmak...

 

Bir yere kadar!

 

O yüzden,

 

Ya o sırada birşey üretilsin, “üretgeçgil” konumuna geçilsin

 

Ya da...

 

Bu “oturgaçgillik” dediğim, körler şaşılar birbirini ağırlar olayına acilen bir son verilsin.

 

Yonca

“YAPImCI”

 

X